YANDAŞLAR ELİYLE DOĞANIN YAĞMASI DEVAM EDİYOR

441

AKP hükümeti 14 yıl boyunca doğa ve kentler üzerine karar alırken çarpık ekonomik büyümeyi, sermaye birikimi sağlamayı ve doğanın yandaş şirketler eliyle yağmalanmasını, hep öncelik olarak görmüştür. Sermaye birikim modeli ağırlıkla rant olan iktidar, inşaat sektörünü ülke ekonomisinin lokomotifi haline getirmiş, aynı zamanda 14 yılda kendi müteahhitlerini yaratarak bu ranttan pay dağıtmıştır. İnsanın ve doğanın sömürüsü üzerine kurulu bu düzen suyu, dağı, taşı, denizi, ormanı birer yağma alanı haline getirdi. Bunun yeni bir örneği ile karşı karşıyayız.

Rize ili, Pazar ve Yeşilköy yerleşim yerleri arasına dolgu alanı üzerine inşa edilecek olan Rize Havalimanı Projesinin ihalesi Cengiz İnşaat-Ağa Enerji İş Ortaklığı’na verildi.

Artvin Cerattepe Maden Projesi başta olmak üzere İstanbul 3. Havalimanı ve 3. Köprü, Akkuyu Nükleer Santrali Hidrolik İhalesi, Karabiga Termik Santrali, Yusufeli Barajı, Ilısu Barajı ve HES Projeleri, Hüseyin Avni Paşa Korusu gibi projeleriyle kent yağması ve ekolojik talanın baş mimarı Cengiz İnşaat’ın bu ihaleyi alması bizleri için sürpriz olmamıştır.

Bu vesileyle Rize Havalimanı ile ilgili çekincelerimizi ve yanıt verilmeyen sorularımızı bir kez daha tekrarlıyoruz;

ÇED raporuna göre havalimanının söz konusu alanda inşa edilmesi durumunda yapılan ilk metraj çalışmalarına göre koruyucu mendirek için yaklaşık 25 milyon ton, mendirek içi saha dolgusu için yaklaşık 60 milyon ton ve yaklaşma ışıkları koridoru inşaatı için yaklaşık 3.5 milyon ton olmak üzere toplam 88.5 milyon ton deniz dolgusuna ihtiyaç duyulmaktadır.

Sahil ekosistemi ise dünyanın en hassas ekosistemleridir. Bozulması kolay, kendini yenilemesi zordur. Karadeniz Sahil Yolu ile tahrip edilen ekosistem, 88.5 milyon deniz dolgusu ile kendini yenileyemeyecek kadar tahrip edilecektir.

Ayrıca 88.5 milyon dolgu malzemesi tedarik etmek için bölgede açılacak olan 4 yeni taş ocağı da bölgede geri dönüşü mümkün olmayan tahribata yol açacaktır. Karadeniz Bölgesi’ndeki taş ocaklarına ve yarattığı tahribata bakıldığı zaman etkinin boyutları daha iyi anlaşılacaktır. Taş ocaklarında yapılan patlatmalar, açığa çıkan toz ve gürültü ekosisteme ciddi zararlar vermektedir.

ÇED raporunda ki bir eksiklikte emisyon hesaplarının yapılmamış olmasıdır. Şehir içine çok yakın mesafede bulunan havalimanı kaynaklı kurşun, çinko, bakır gibi ağır metal kirliklerinin doğa ve insan üzerinde olumsuz etkiler oluşturacağı aşikardır, ÇED raporu bunlarla ilgili bir hesaplama ve alınacak önlemler hakkında bilgi içermemektedir.

Yapılması planlanan Rize Havalimanı’na yaklaşık 91 km uzaklıkta Batum Havalimanı, yaklaşık 104 km uzaklıkta Trabzon Havalimanı bulunmakta olup yakın iki havalimanının varlığı mevcutken yeni bir havalimanı ihtiyaç olup olmadığı da soru işaretidir.

Günde 864 uçağın inip kalkabileceği büyüklükte havalimanı inşası, Rize – Artvin illerine uçakla seyahat eden yolcu sayısına oranla çok fazla olup, havalimanı inşasının Yeşil Yol Projesi ile bağlantılı olup olmadığı sorularının sorulmasına neden olmaktadır.

Bu doğrultuda;

  1. Yapılması planlanan Rize Havalimanına yaklaşık 91 km. uzaklıkta Batum Havalimanı, 104 km. uzaklıkta Trabzon Havalimanı bulunmakta iken, yeni bir havalimanı gerçekten ihtiyaç mıdır? Bu havalimanının yapılması gerekli midir?
  1. ÇED raporuna göre; bu havalimanı, Pazar ve Yeşilköy yerleşim yerleri arasına, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında ve denize uygun dolgu malzemeleriyle doldurularak inşa edilecek. Yine ÇED raporuna göre, yapılan ilk metraj çalışmaları göz önüne alınarak toplam 88,5 milyon ton deniz dolgusuna ihtiyaç duyulmaktadır. Bozulması kolay, kendini yenilemesi zor, dünyanın en hassas ekosistemi, bu durumda 88,5 milyon ton deniz dolgusu ile kendini yenileyemeyecek kadar tahrip edilmeyecek mi?
  1. Şehir merkezine çok yakın bir mesafede bulunan havalimanının yaratacağı kurşun, çinko, bakır gibi ağır metal kirliliklerin doğa ve insan üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler hesaplanmış mıdır? Bu konuda ne tür önlemler alınması düşünülmektedir?
  1. 88,5 milyon ton dolgu malzemesi tedarik etmek için bölgede açılacak olan 4 yeni taş ocağı da

geri dönüşü mümkün olmayan tahribata yol açmayacak mıdır? Taş ocaklarında yapılan patlatmalar, açığa çıkan toz ve gürültü ekosisteme ciddi bir biçimde zarar vermeyecek midir?

ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ
DOĞA KENT VE YAŞAM ÇALIŞMA GRUBU

RizeH