Taşeron Demek Ölüm Demektir! YOKSUL ÇOCUKLARINA ASKERDE ÖLÜM KADER DEĞİLDİR!

1257

Bir aydır Manisa kışlalarından askerlerin yemek zehirlenmeleriyle hastanelere sevki ve ölüm haberlerinin ardı arkası kesilmiyor.

İlk olarak 24 Mayıs’ta binlerce askerin etkilenmesine ve er Hüsnü Özer’in ölümüne yol açan toplu gıda zehirlenmesini 27 Mayıs, 16 Haziran ve 17 Haziran’daki diğerleri takip etti. Mayıs ayındaki zehirlenmelerin Salmonella bakterisinden kaynaklandığı tespit edildi. Son iki olayın da aynı nedenle meydana gelmiş olması kuvvetle muhtemel gözüküyor.

Askeri birlikler gibi çok sayıda insanın birlikte yaşadığı ortamlarda temizlik, hijyen, gıda güvenliği ciddi problemlerdir ve idari ve siyasi yetkililer ne kadar üzerini örtmeye çalışırsa çalışsın Manisa’daki askeri birliklerde ciddi bir gıda güvenliği sorunu olduğu açıktır. Manisa Valisi’nin olayların başlangıcındaki zehirlenmelerin “psikolojik” olduğunu açıklaması ise yetkililerin ciddiyetsizliğini açık olarak göstermektedir.

Ancak olay sadece yetkililerin ciddiyetsizliğinden ibaret değildir. Silahlı kuvvetler dahil olmak üzere kamu kurumlarında yemek hizmetlerinin kamudan alınıp taşeron şirketlere devrinden sonra zehirlenme vakalar hızla artmıştır. Manisa’da yaşanan bu vaka da taşeronlaştırmanın, gıda güvenliği, hijyen ve sağlık denetiminin düzenli yapılmaması, Kâbe’si kâr olan bu şirketlerin insan sağlığı ve yaşamını hiçe sayan yaklaşımına göz yumulmasından kaynaklanmaktadır. Toplu yemek verilen yerlerde ihaleler; AKP yandaşlarına, hısımlarına verilmekte, bu yandaşlık ise kârı arttırmak için; az çalışanla, gıda kalitesini düşürmek ve saklanma hazırlanma koşullarında özensizliği beraberinde getirerek ciddi halk sağlığı sorunları ortaya çıkarmaktadır.

Öte yandan 15 Temmuz’da cemaatin darbe girişimi sonrası askeri sağlık örgütlenmesinin Sağlık Bakanlığı’na devredilerek lağvedilmesi, GATA Haydarpaşa Hastanesi’nin isminin Sultan Abdülhamid Hastanesi olarak değiştirilmesi gibi rövanşist uygulamaların askeri birliklerdeki sağlık hizmetlerinde yol açtığı kaos ve aksaklıkların da bu olaylarda rolü olduğu görülmektedir. Yıllarca suç ortaklığı yapmış iki dinci kliğin kendi arasındaki çatışmanın bedeli olarak zorunlu askerlik yapmakta olan yoksul halk çocuklarının sağlığı tehlikeye atılması hiçbir şekilde kabul edilemez.

‘Şehit’ olduğunda ismi hatırlanıp, methiyeler dizilen gençlerimizin; kışlalarda hayatının bizzat devlet eliyle tehlikeye atılması kader değildir.

Temel gereksinim hizmetleri başta olmak üzere hizmetlerin taşeronlaştırması öldürür. Çoğunluğu yandaş taşeron şirketlere verilen yemek hizmetleri derhal kamulaştırılmalı, halkın çocuklarının canıyla oynayan şirketlere halkın vergilerinin peşkeş çekilmesine son verilmelidir.

Zorunlu askerlik için canı, sağlığı kışlaya emanet binlerce yoksul aile çocuğunun yaşamı ve sağlığının yemek şirketleri eliyle tehlikeye atılmasına göz yuman askeri, siyasi sorumlular derhal istifa etmeli; zehirlenme vakalarında sorumluluğu olan en ufak denetimcisinden, şirketine ve siyasetçilerine kadar herkes bir hızla tespit edilerek yargı önüne çıkarılmalıdır.

ÖDP Sağlık Çalışma Grubu