SUYUMUZU DA TOPRAĞIMIZI DA VERMEYECEĞİZ!

255

Geçtiğimiz hafta TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülmeye başlanan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile, çiftçinin ocağı söndürülüyor.

AKP Hükümeti bu tasarı ile, ticarete konu edilemeyecek iki şeyi; çiftçinin toprağını ve suyunu şirketlerin yağmasına açıyor.

Çiftçilerin katılımıyla kurulmuş olan sulama birlikleri, sulama kooperatifleri demokratik bir işleyişle çiftçiler tarafından çalıştırılması mümkün iken, yönetim ve işletmesinin şirketlere devri ile ücretlendirme ve para tahsili tamamen şirket insafına bırakılıyor.

Üstüne üstlük aynı tasarı ile kamusal varlık olan baraj, gölet ve su kanalları üzerine ve etrafına enerji şirketlerinin güneş enerjisi sistemleri kurmaları da sağlanıyor.

Aynı tasarı yasalaştığı takdirde çiftçinin toprağına da rızası dışında el konulabilecek. Arazi toplulaştırma işleri DSİ’ye devrediliyor ve daha önce toplulaştırma bölgesindeki çiftçilerin yarısından bir fazlasının onayının gerektiği düzenleme DSİ tarafından arazi sahiplerinin onayı aranmaksızın yapılabilir hale geliyor.

Yani çiftçiye; kendi suyunu sana para ile satacağız, istesen de istemesen de toplulaştırma adı altında toprağına el koyacağız deniyor.

Toplumun bir varlığı, yaşamın, doğanın kaynağı olan su ticarileştirilemez.

Çiftçiler küresel şirketlerin kar hırsına teslim edilemez, su şirketlerinin kölesi yapılamaz.

Çiftçinin geçim kaynağı olan, üretimini ve yaşamını bağladığı toprağına sorgusuz sualsiz el konulamaz.

Memleketimize ve geleceğimize birlikte sahip çıkalım.

Üreten Biziz Yöneten de Biz Olacağız.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi
Tarım Çalışma Grubu