Şule Çet için Adalet!

1768

Şule Çet davasının ilk duruşması, geçtiğimiz çarşamba günü Ankara’da gerçekleşti. Bu dava, ilk duruşmasına kadar geçen süreçten dün duruşma sırasında yaşananlara kadar adeta bir Türkiye özeti olarak karşımızda duruyor. Türkiye’de kadınların yaşamlarının nasıl kuşatıldığını; ‘erkek adalet’ kavramının nasıl somutlandığını ve kadın katillerinin bunlara sırtını güvenle yaslarken nasıl pervasızlaşabildiklerini gösteriyor. Duruşmada katillerinin değil de kadının ne içtiğinin, hangi saatte nerede olduğunun, kiminle el sıkıştığının, neden çalıştığının, cinsel hayatının sorgulanmasına; kısaca öldürülen bir kadının yaşamının yargılanmasına şahit olduk! Bu kendinden menkul bir olay değil; kadın katilleri her seferinde sırtlarını nereye yaslıyorlar? Söylemle, yasayla, uygulamayla körüklenen kadın düşmanlığına; rızası vardı söylemlerine; ‘kadınlar eğer yaşamak/güvende olmak istiyorlarsa fıtratlarına uygun bir yaşam sürmeleri gerekir; aksi ise başlarına gelebileceklere rıza gösterdikleri anlamına gelir’ şeklinde özetlenebilecek zihniyetin, erkek egemen müftü rejimince toplumsal yaşamın tüm katmanlarına yerleştirilmesine; medyadan yargıya her seferinde önce kadının ve hayatının sorgulanıyor olmasına; istismara af yasasını gündeme getirerek tecavüzü meşrulaştırmaya çalışanlara…

Katiller kadar onları, kadın düşmanlığını, tacizi ve tecavüzü meşrulaştıranların da fail olduğunu söylüyoruz ve ilk günden itibaren hep birlikte ‘Şule için Adalet’ diyerek mücadele eden kadınların hayatlarımızı kuşatan bu karanlığa teslim olmayacağını haykırıyoruz!
Şule Çet davasının takipçisiyiz, 15 Mayıs 2019’daki ikinci duruşmada adalet için orada olacağız!

Erkek adalet değil, gerçek adalet!