Savaşa Kayıtsız Şartsız Hayır!

888

BASIN METNİ*

SAVAŞA KAYITSIZ ŞARTSIZ HAYIR !

Bugün barış için buradayız. Kayıtsız, şartsız barış için. Bugün petrol için yeniden kan dökmeye hazırlanan evrenin efendilerine, “Yeter artık!” demek için buradayız.

ABD ve İngiltere konsolosluklarının arasında, bu ülkelerin yönetimlerine protestomuzu; halklarına ve barışseverlerine ise iyi duygularımızı ve dayanışma mesajlarımızı iletmek için buradayız. Bu gök kubbede, birçok yerde dünya halklarının zulme ve savaşa karşı tepkisi yükseliyor. Barışseverler evlerine, mahallelerine, işyerlerine beyaz bayraklar asarak, Irak savaşına karşı çıkıyorlar.

ABD ve İngiltere, tüm bunlara rağmen masum insanlara yönelecek yeni bir saldırıya hazırlanıyor. Bugün dünyadaki tüm barışseverlerin üzerinde birleştiği nokta, her iki emperyal gücün Saddam diktatörlüğünü bahane ederek Ortadoğu’da gerçekleştirmek istediği düzenlemedir.

Ortadoğu ve Avrasya’daki enerji kaynaklarını ve taşıma yollarını tamamen denetim altına almak için uğraşıyorlar. O nedenle Ortadoğu halklarına saldırmak için fırsat kolluyorlar. Bir kez daha petrol için kan dökmeye hazırlanıyorlar.

ABD’nin savaş ilan etme hazırlığı tamamen keyfi bir tutumdur. Bu yolla dünyanın bir bölgesi yeni bir gerilim ve savaş atmosferi içine itiliyor. Çünkü barışçıl ve düşmansız bir dünya, silah tekellerinin işine gelmiyor; çünkü bunun sonucunda hem kârları hem de denetim olanakları azalıyor.

Ortadoğu’da bu yönelimden kuşkusuz en çok faydalanan ülke İsrail’dir. Böylesi bir gerilim atmosferinde Filistin halkını ezmeye devam etmesi, işgalini kurumlaştırması daha kolay oluyor. Tıpkı ABD’nin dünya karşısındaki konumu gibi, onun da Ortadoğu’daki stratejik çıkarları gerilimden besleniyor.

Türkiye’de de ABD’nin başını çektiği militarist atmosferi bir fırsat olarak karşılayanlar var. Seçime hazırlanan siyasi partiler ya susuyor ya da tavrını ABD ve savaş rüzgarlarını desteklemekten yana koyuyor. Türkiye’yi borç batağına sürüklemiş olanlar şimdi de savaş batağına sürüklüyorlar.

Baykallar, Tayyipler bu konuda en ufak bir tutum almıyorlar. Soruyorum: Konuyu iyi saatte olsunlara mı havale ediyorsunuz? Sanki Irak’ın komşu ülkesinde politika yapmıyormuş gibi davranamazsınız. Türkiye savaşa sürüklenirken susamazsınız.

Bir ülkenin Başbakanı “istemeden savaşa sürükleniyoruz” diyemez. Bu ülkenin savaş konusundaki karar mercii Meclis karar vermeden kimse ülkeyi savaşa sürükleyemez.

Bir ülkenin Başbakanı “Gençlerimizi göndermek istemiyoruz, ama…” diyemez. Bunların söylendiği bir ülke bağımsızlığını ve egemenliğini yitirmiş demektir. Uzaktan kumandalı siyaset kabul edilemez. “İstemem yan cebime koyun” diyerek bölge politikası geliştirilemez.

Bu gelişmelerin Türkiye’ye yaraması mümkün değildir. Aksine bu politika sonucunda Türkiye’nin komşularıyla ilişkileri daha da kötüleşecek, enflasyon, yoksulluk, işsizlik daha da artacaktır.

Türkiye, Körfez Savaşı’nın ağır ekonomik ve siyasal derslerini unutamaz. Bu oldu bittinin peşine takılamaz. İncirlik başta olmak üzere üsleri kullandıramaz. Aksi takdirde ülkemiz, yeni ölümler ve felaketler getirecek bu maceranın ileri karakolu ve sıçrama tahtası olacaktır. Asla bazılarının beklediği ekonomik ve siyasal avantajlar elde edilemeyecektir. Tıpkı Körfez Savaşı günlerinde olduğu gibi Bağdat’a pirince giderken evdeki çok az bulgurdan da olunacaktır.

Öte yandan Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak adına bölgeye bir müdahalede bulunmak yeni bir felaketin kapısını aralayacaktır. Kuzey Irak’taki Kürt halkına yönelik bir askeri müdahale Türkiye’nin iç dengelerini ve iç barışını alt üst edecektir. Irak işgal edilerek toprak bütünlüğü sağlanamaz.

Evet, Irak bölünmesin. Ama, Irak’taki farklı kimlik ve kültürlerden insanlar eşit koşullarda birlikte yaşayabilsin. Kürdü, Türkmeni, Arabı, Keldanisi, Süryanisi eşit haklarla yanyana bulunsun. Hiçbiri inkar edilmesin.

Bütün dünya biliyor ki, savaşa karar verenler savaşmaz. Gençler, yoksul insanlar ve halklar savaşır. Birbirini öldürür. Buna kayıtsız kalmayalım. Seyirci olmayalım. Barışta kararlı olalım. Şiddetten arınmış, sağduyunun arttığı bir ortamın yaratılması için çalışalım.

Öfkeniz ÖDP’de barış çağrısı olsun.

Ufuk Uras Genel Başkan 13 Ekim 2002 * Ufuk Uras’ın 13 Ekim İstanbul buluşmasında yaptığı konuşmanın özetidir.