Reddedilen Avrupa Değil Neoliberalizmdir!

1814

Fransa ve Hollanda’da AB anayasasına ilişkin gerçekleştirilen referandumlarda “hayır” kampanyalarının başarıya ulaşması AB’nin geleceğine ilişkin tartışmaları alevlendirdi.

Anayasa metni birliğin neoliberal eksenli bütünleşme sürecinin nihai noktasını temsil etmekte. Neoliberal iktisadi anlayışın anayasal nitelik kazanması, metnin tüm içeriğinin bu temel anlayış çerçevesinde koşullanması ve birliğin tüm politikalarını dizginsiz piyasanın gereklerine tabi kılması Avrupa’daki toplumsal muhalefetin başından itibaren anayasa metnine karşı olmasını getirdi. Bürokratik bir anlayışla oluşturulmuş metin aynı zamanda Avrupa’nın silahlanmasını ve NATO’ya bağımlılığını arttırmayı öngörmekte, yabancı ve göçmen karşıtı öğeler taşımakta ve her şeyden öte birliğin “demokrasi açığını” muhafaza etmektedir.

Özellikle Fransa’da referandum sürecinin başlangıcından itibaren Türkiye medyasında yansıtılanın aksine “hayır” kampanyasının öncülüğünü sol yapmış ve kamuoyundaki tartışmanın eksenini ve dinamiğini sol belirlemiştir. Fransız toplumunun AB’nin neoliberal eksenli inşasından mağdur olan geniş kesimleri kendi kaderleri hakkında söz söylemek için “hayır” kampanyasına destek verdiler ve sonucu belirlediler. Soldan “hayır” diyenler anayasaya ilişkin tutumlarının Fransızlara özgü bir “şovenizmden” kaynaklanmadığını vurguladılar ve kampanyalarını göçmen ve yabancı karşıtı ve Türkiye’nin AB’ye üyeliğine karşı bir eksende yürüten aşırı sağcı güçlerden kendilerini ayırmayı başardılar.

Fransa ve Hollanda’da halkın büyük çoğunluğunun reddettiği Avrupa’nın bütünleşmesi fikri değil, bunun neoliberal ve piyasacı bir eksende yürütülmesidir. Bu anlamda referandum sonucunda Avrupa değil, AB’nin inşasını neoliberal bir temelde halklara rağmen gerçekleştirmeye çalışan güçler yenilgiye uğramıştır.

Her iki ülkedeki sonuç birleşik bir Avrupa’nın ya sosyal, eşitlikçi, demokratik, barışçı, dayanışmacı ve ekolojist olacağını ya da birliğin gerçekleşmeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Halklar bütünleşmenin figüranı değil gerçek öznesidirler ve onların talep ve beklentilerini dikkate almayan bir bütünleşmenin gerçekleşmesi de olanaksızdır.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi, “başka bir Avrupa” ve “emeğin Avrupa’sı” mücadelesini birlikte yürüttüğü güçlerle referandum sürecinde de dayanışma içerisinde olmuştur. Önümüzdeki dönemde de sosyal, eşitlikçi, demokratik ve barışçı bir Avrupa’nın yaratılması mücadelesinde ve Türkiye halkının böylesi bir Avrupa’nın parçası olma mücadelesini emekten, demokrasiden ve “sosyal bir Avrupa’dan” yana güçlerle birlikte yürütmeye devam edecektir.

02 Haziran 2005
Hayri Kozanoğlu
Genel Başkan