Özelleştirmeye Karşı Direnişi Yükseltelim!

1862

Bugün tüm dünyada sermaye sınıfı dışında herkes,  özelleştirme uygulamalarının yoksulluk ve işsizliğin en önemli nedenleri arasında olduğu, ekonomik gelişme ve istikrar politikaları açısından hiçbir anlam ifade etmediği gerçekliğini kabul ediyor. Özelleştirme politikaları  tüm başarısızlığına ve yarattığı toplumsal tahribata karşın toplumun önüne ‘çözüm’  olarak sunulmaya  devam edilmektedir. Özelleştirme sloganıyla toplumdaki tüm mal ve hizmetler üretimi kapitalizmin kar amacına terk edilmekte, IMF, DB gibi uluslararası mali kuruluşların  dayatmasıyla sürdürülmektedir. Bugün Türkiye emekçilerinin ve halkının kendi kaynaklarıyla var ettiği, üretimiyle, ödediği vergiyle, ülke ekonomisine yaptığı katkıyla, hiçbir özel kuruluşun yakalayamayacağı başarıları sergileyen kuruluşlar özelleştirilmeye çalışılmaktadır.

Geriye dönüp baktığımızda, özelleştirmenin bilançosu tam bir fiyaskodur.

Bugüne kadar gerçekleştirilen 185 özelleştirmenin satışından elde edilen gelir 10.3 milyar dolar civarındadır. Özelleştirme bedellerinin önemli bir kısmı hiç ödenmemiş, Hazineye kaydedilen gelir ise 8.6 milyar dolarda kalmıştır. Özelleştirme idaresinin temettü gelirleri ile birlikte kasasına giren 14.3 milyar dolar civarındadır. Buna karşın 13.9 milyar dolar kullanım gerçekleşmiş, kuruluşun kasasına net 0.4 milyar dolar girmiştir. Buna karşın önce özelleştirilip sonra TMSF ye alınan batık bankaların kamuya maliyeti 50 milyar dolara yaklaşmıştır. Özelleştirme savunucularının bile örnek gösterebilecekleri tek bir başarılı özelleştirme yoktur.

Sermayenin krizini aşmak amacıyla kar alanları yaratmaya yönelik bir operasyon olan özelleştirme, neo liberalizmin yücelttiği piyasanın nasıl bir kara delik olduğunu da bize gösteriyor. Yüceltilen piyasa sürekli toplumsal kaynaklara saldırmakta, toplumsal hakları yutmakta, doymak bilmez kar hırsıyla kamusal hizmet ve toplumsal yaşam alanlarını kurutmaktadır.

3 Kasım seçimleri ile iktidara gelen AKP Hükümeti de özelleştirme şampiyonluğuna oynuyor. Tüm halka ait olan kamu varlıklarını elden çıkartmaktan başka seçenek sunmuyor. Önceki iktidarları da geride bırakıp, orman arazilerinden kıyılara, limanlardan tersanelere, eğitimden sosyal güvenliğe, her şeyi satışa çıkartıyor. Ereğli Demir Çelik’ten Telekom’ a, TÜPRAŞ’ tan PETKİM’ e kamunun en değerli kuruluşlarını isteyene vereceğini söylüyor.

Bu süreçte emekçi kesimlerin direnişi büyük önem taşıyor. Nitekim Petrol -İş sendikası direnmese 2004 yılında Tüpraş yok pahasına elden çıkarılmış olacak, dev tesis şaibeli yabancı bir şirketin elinde heba olacaktı.

Kuruluşundan beri özelleştirmenin hiçbir türü ve hiçbir uygulamasının kabul edilemez olduğunu söyleyen ÖDP; bugün de özelleştirmeye, tüm toplumsal ilişkileri piyasaya devretme anlayışına karşı çıkan bir direniş hattının gereğine inanıyor. Çünkü özelleştirme eşitlik, dayanışma, paylaşmanın reddidir. Kapitalistlerin kar hırsına terk edildiği zaman işletmelerin daha verimli olacağı ideolojik tezinin onaylanması demektir.

ÖDP özelleştirme saldırısına karşı;

– Kamu mülkiyetini savunur. Tüm özelleştirmelerin durdurulması talebini yükseltir. Bugüne kadar yapılan tüm özelleştirmelerin iptalini taahhüt eder. İktidara geldiğinde özelleştirilen tüm hizmetleri tekrar kamuya kazandıracağını beyan eder. Tüm örgütleriyle özelleştirmeye direnirken, en geniş emek kesimleriyle ortak mücadelenin olanaklarını arar.

– Kamu mülkiyetindeki işletmelerde çalışanların denetimi için yapılan mücadeleyi destekler; tüm stratejik kararların, hesap ve kayıtlarının çalışanlar ve onların demokratik yoldan seçilmiş temsilcilerince denetlenmesi talebini yükseltir, emekçi kitlelerin tüketici kimlikleriyle çevreci inisiyatifler temelinde ya da meslek örgütleri aracılığıyla bu sürece katılmasını savunur. Benzer biçimde yöre halkını da çalışanların denetiminin doğal bir bileşimi sayar.

–          KİT’lerin teknolojilerini yenileyerek yeni yatırımlar yapabilmesinin, kamu bütçesinden yatırımların artmasının mücadelesini verir.

–          Herkes için eşit, nitelikli parasız eğitim, sağlık, sosyal güvenlik talebini bir yurttaşlık hakkı ve özelleştirmeye karşı mücadelenin bir parçası olarak görür.

–          Özelleştirmeyi dayatan IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası mali kuruluşlara, onların ülke ekonomisinin yönetimine ve geleceğe ilişkin kararlara müdahalesine tavır alır. Toplumun ihtiyaçları doğrultusunda örgütlenmiş bir ekonominin mücadelesini verir.

ÖDP, tüm emek kesimlerini, sendikaları, meslek kuruluşlarını, yurttaş inisiyatiflerini emekten yana siyasi kuruluşları özelleştirme saldırısına karşı ortak direnişe, yan yana mücadeleye çağırır.

Hayri KOZANOĞLU
Genel Başkan
22 Haziran 2005