ÖDP'den Torba Yasa Raporu

1040

Özgürlük ve Dayanışma Partisi, son çıkartılan Torba Yasa’ya ilişkin bir rapor yayınlandı. ÖDP PM Ekonomi Politikaları Çalışma Grubu’nun hazırladığı raporda, taşeronun kalıcılaştırıldığına dikkat çekilerek yasanın özünde kara paracıların, rantçıların ve hırsızlarının ihtiyaçlarına yanıt verdiği belirtildi. Raporun tamamını yayınlıyoruz.

1- Genel Anlamıyla Torba Yasa

6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun yani kamuoyu tarafından bilinen adıyla Torba Yasa 10 Eylül 2014 tarihinde TBMM’de AKP’li milletvekillerin oy çoğunluğuyla kabul edilmiştir.

3 Haziran 2014 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan, 99 günlük bir süreçte yasalaşan ve toplamında 148 maddeden oluşan Torba Yasa, uzun zamandır AKP’nin gündeminde olan vergi afları, arazilerin daha geniş çapta ranta açılması, kara paraların aklanması veya patronların bugüne kadar ödemedikleri sigorta priminden doğan gecikme farklarının affı gibi sermaye ve rant çevrelerinin ihtiyaçlarına göre hazırlanmış düzenlemelerden oluşmaktadır.

Sermaye ve rant çevreleri için kolaylaştırıcılık amacıyla hazırlanan Torba Yasa, devletin bazı kamu alacaklarından vazgeçmesi yani sermayeye hibe etmesini kapsıyor. Bir diğer ifade ile yurttaşlar için sürdürülmesi gereken kamusal hizmet üretimine kaynak olabilecek ciddi bir meblağ sermayeye hediye ediliyor. AKP’nin bu girişimi, bugüne kadar kamu bütçesinin halk için değil sermaye için kullanıldığı sürecin bir devamı olarak karşımızdadır.
Torba Yasa’nın emekçiler açısından en önemli ve can yakıcı etkisi,12 yıllık iktidarı boyunca emekçilerin sahip olduğu en temel hakları tırpanlayarak güvencesiz çalışmanın alanını genişletmenin bir parçası olarak kullanılan taşeronluğu kalıcı hale getirecek yasal düzenlemelerdir.

AKP şimdiki “torbasıyla” birlikte hukuk ilkelerini ve emekçilerin iş güvencelerini bir kez daha yok saymakta 19.yy’ın vahşi kölelik düzenini taşeronluk ekseninde bugün yeniden inşa etmenin adımlarını hızlandırmaktadır.

2- Taşeronluk Kalıcı Hale Geliyor
Daha çok SOMA, Daha çok TORUNLAR Katliamının Zeminleri Hazırlanıyor

Taşeron çalışma biçiminin acı bir sonucu olarak yaşanan ve 300’ün üzerinde maden işçisinin yaşamını yitirdiği Soma Katliamı’nın ardından maden işçilerinin hakları ve çalışma koşullarına yönelik sözde iyileştirmeler içereceğine ilişkin vaatler yasada yer almamaktadır. Bilakis, yasada yer alan Soma ile taşeronluğa ve iş cinayetlerine karşı yükselen isyanı bastırmak adına işçiler lehine yapılan düzenlemeler, azgın kar dürtüsüyle işçilerin yaşamlarına susamış maden patronlarına tanınan ayrıcalıkların yanında neredeyse sıfır noktasındadır.

3- Taşeron işçilerin hukuki hak arama yolları kapatılıyor 
Mevcut durumda asıl işi yapan ama taşeron olarak çalıştırılan işçinin muvazaalı yani hileli durumuna ilişkin işçinin aleyhine düzenlemeler yapılmıştır. Mevcut durumda işçinin doğrudan muvazaalı durumuna ilişkin dava açması veya iş müfettişlerince incelenmesi aracılığıyla sorunun tespit edilmesi ile işçi ilk işe başladığı tarihten bu yana asıl işverenin işçisi olarak sayılabiliyor, haklarını alabiliyordu. AKP’nin torba yasa içine koyduğu maddelerle artık işçinin muvazaayı tespit ettirmesinin yolu zorlaştırılıyor, işverene Yargıtay yolu açılarak hakların kazanımına ilişkin bu davaların süreleri ve süreçleri uzatılıyor.

Bugüne kadar geniş zamana yayılarak sonuçlanmasının önüne geçilen bu davalar şimdi yasal yollarla işçi aleyhine zorlaştırılmaktadır. Taşeron işçilerin haklarını geri alabilecekleri yollar şimdi bu yasayla yasal olarak kapatılmaktadır.

4- Maden işçilerinin mesai saati aslında değişmedi!
Soma katliamının ardından gündeme gelen maden işçilerinin uzun mesai saatlerinde çalıştırılmasına ilişkin Torba Yasa’da hiçbir iyileştirmeye dönük madde yer almamaktadır. Maden işçilerinin ‘çalışma süresinin haftada 45 saatten 36 saate düşürülmesi’ talebinin 36 saate düşürüldüğünü iddia eden AKP, bu saati sadece yeraltıyla sınırlamakta, 9 saat yer üstünde çalışmayı ekleyerek maden işçilerinin çalışma saatlerini 45 saatte tutmaya devam etmektedir.

5- İşçilerin kıdem tazminatı haklarının verilmesini fiilen ortadan kaldıran koşullar getirildi
Torba yasada bundan böyle yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmayacağına ilişkin düzenleme yer almaktadır. Oysa zaten İş Kanunu’nda taşeron işçilerin kıdem tazminatları alt işverence ödenmediği takdirde-dava açmaya gerek olmadan-asıl işverence ödenmesine ilişkin hakkı içermektedir. Bugüne kadar ihlal edilen bu yasa bugün Torba’nın içinde yeni bir düzenlemeymiş gibi kamuoyuna sunulmaktadır.
Bu yasanın uygulanmasını, yani taşeron işçilerin kıdem tazminatı haklarının verilmesini fiilen ortadan kaldıran koşullar ise en çıplak haliyle ortadadır. AKP’nin özelleştirme-rödovans modeli kapsamınca özel şirketlere havale edilen madenler yasadan sonra maden ocaklarına kilit vurmuşlardır. Zonguldak’ta faaliyet gösteren 22 özel kömür işletmecisi, kendilerine ek maliyet getireceği gerekçesiyle üretimi durdurma kararı almış, 4500 işçi işsiz kalmıştır.

Madenler özel şirketlere peşkeş çekilmeye devam edildiği sürece, taşeronluk sistemi yasaklanmadığı sürece, işçinin kıdem tazminatı gibi birçok hakkının sağlanmasına yönelik her söylem sahte kalmaya devam edecektir.

6- Kamuda Taşeron İstihdam Yaygınlaştırılıyor!
Bugüne kadar kamu emekçilerinin kadro talebine kulak tıkayarak kamudaki personel açığını güvenceli istihdam kanalıyla değil taşeron yoluyla kapatma yoluna giden, başta sağlık ve eğitim hizmetleri olmak üzere kamu hizmetlerinin büyük bölümünde taşeronlaşmayı yaygınlaştıran AKP, şimdiye dek taşeron işçileri asıl işlerde de çalıştırarak kamuda hileli taşeronluğunu bizzat uygulayıcısı olmuştur.
Şimdi Torba Yasa’nın 10. maddesi ile taşeronluğu kontrol altına alacağına yönelik vaatlerde bulunmaktadır. Söz konusu düzenleme yeterli nitelik veya sayıda olmaması hâlinde yardımcı işlerde ihaleye çıkılabileceği maddesini içermektedir. Kamuda yıldan yıla kadrolu istihdamı düşürenin kendisi olan AKP de kamu kurumlarında personel açıklarının arttığını bilmektedir. Bu nedenle her zaman “yeterli nitelik ve sayının” kamu kurumlarında var olmayacağı sebebiyle bu madde fiilen uygulamadan uzaktır.

Öte yandan tasarı ile yapım işi olan asıl işlerin de hizmet alım sözleşmesiyle ihaleye çıkarılmasının yolu açılmaktadır. Bu düzenleme Kamu İhale Kanunu’nda yer alan yapım işi-hizmet işi ayrımının da ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.

Ayrıca kamuda yaygın olan norm kadro uygulaması ile yeni kadro açılmadığı bilinmektedir. Bu gerekçeye dayanarak yeterli sayıda veya nitelikli personel olmadığı gerekçesiyle hizmet alımı yoluna gidilebilecektir.

Son yıllarda işten atma, sürgün ve zorunlu atamaların yoğunlaştığı kamu sektöründe Torba Yasa ile işten atılan ya da usulsüz atanan bir kamu emekçisinin dava yoluyla kazandığı hakları yok sayılmaktadır. AKP’nin kendine muhalif gördüğü bir kamu emekçisini görevden alması ya da sürgünü dayatması karşısında emekçinin yargı yoluyla kazandığı dava kararları yeni yasayla uygulanmayabilinecek yani emekçi iki yıl daha işsiz kalabilecektir.

7-AKP hukuksuzluğu yasalaştırıyor
AKP, Torba Yasa’nın 100. Maddesi’yle kendi memurunu oluşturmaya yönelik yasada tanımlanmış memur grubu için hukuku uygulamamayı yasalaştırdı.
Kim bu memurlar?

Valiler; Büyükelçiler, Daimi Temsilciler, Daimi Delegeler; Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, Diyanet İşleri Başkanı ve Yüksek Din Kurulu Üyeleri; Yüksek Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri, Müsteşar ve yardımcıları, Genel Müdür ve Yardımcıları, Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Genel Sekreteri ve Yardımcısı, Hazine Genel Müdürü ve Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri ve Yardımcısı ve sivil memurlarının dışındaki kolluk teşkilatında yer alanlar.

Yasa ile bu memur gurubu için yargı kararlarının uygulanmayacağı ilkesini getirildi.

8- “Tarihin En Büyük Affı” Ama Kime?
“Tarihin en büyük affı geliyor” denilerek cilalanan yasada işçilerin, emekçilerin, küçük üreticinin yani yoksullaştırılmış halkın faydasına en ufak bir “af” veya “müjde” yoktur!

Müjdeli af, çalışanından kestiği sigorta primini SGK’ya, vergisini devlete ödemek yerine faize, ranta yatıran işverenlere yöneliktir.

Müjde, %3 vergi ödeyerek paralarını aklama olanağı tanınan kara para aklayıcılarınadır.

2012 yılı başından itibaren haraç olarak dayatılan Genel Sağlık Sigortası prim borçlarına taksitlendirme olanağı getirilmesi af değil, sadece borcun yeniden yapılandırılmasıdır. Yani “ödeyemiyorsanız alın size ödeme seçeneği” demenin başka bir ifadesidir.

Devletin tahsilinden feragat ettiği açıklanan meblağ içersinde dar gelirliye, halka tanınan ayrıcalık vergi kaçakçısı-prim hırsızı patronlara tanınan ayrıcalıkların yanında devede kulak bile değildir.

9-Internet’te Sıkıyönetim ve Fişleme Dönemi Başlıyor
Torba Yasa’ya son dakika eklenen bir madde de Internet üzerindeki denetimi arttırmaya yönelik. AKP’nin kendine tehdit olarak gördüğü Internet alanındaki özgürlükler Torba ile birlikte şimdi daha da kısıtlanıyor.

Yeni yasa,  tüm internet trafik bilgilerinin, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda (TİB) toplanmasını getiriyor. TİB Başkanı bir talimatla, herhangi bir başvuru aranmaksızın, internete erişimi engelleyebilecek, tüm kişilerin Internet bilgilerini ve tarihçelerini gözlemleyebilecek. Yani bireylerin hangi siteye girdiği, orada ne kadar kaldığı, hangi yazıları okuduğu ve kimleri takip ettiği bilgileri artık merkezi olarak TİB’in sunucularında toplanacak. Ve tüm bu bilgilerle TİB, kişilerin bulunduğu lokasyonu da öğrenebilecek.

10- Özelleştirme Kıyağı, Yağmalama Kolaylığı Getiriyor
Devir teslim işlemlerinin tamamlanmasının üzerinden 5 yıl geçmiş olan özelleştirmelere ilişkin kamuya iadesi hükmünde sonuçlanan yargı kararları uygulanmayabilinecek.

Bu yasanın, yargıda uzun süredir bekleyen SEKA, Seydişehir Eti Alüminyum, TÜPRAŞ, Kuşadası Limanı, Çeşme Limanı gibi özelleştirilme sürecinde yargıya takılan varlıkların satışında hukuki ilkeleri yok etmeye yönelik hazırlandığı bilinmektedir.

Özellikle yandaş Yeni Şafak Gazetesi’nin sahibi Albayraklar’ın defalarca mahkeme kararı olmasına rağmen 1 milyon 100 bin dolara özelleştirilen SEKA İşletmesini elinde tutmasını sağlayacak olan bu yasa, kamusal varlıkların yağmalanması önünde kalan engelleri de ortadan kaldırmaya dönüktür.

*Yasa ile belediyelere elindeki arsaları istedikleri kişiye veya kuruma devretme yetkisi verilmektedir.

‘TÜRGEV düzenlemesi’ olarak da bilinen bu madde,  belediyelerin elindeki mallaro, binaları, tabiat ve kültür varlıklarını, doğrudan doğruya herhangi bir vakfa, derneğe, örneğin TÜRGEV’e hem de bedelsiz olarak verilebilmelerini mümkün hale getirmektedir.

Taşerona, Güvencesiz Çalışmaya, İşten Çıkarmalara Son
Herkese Güvenceli İş, İnsanca Yaşam Hakkı
Taşeron işçi sayısı AKP döneminde 7 kat arttı, iş cinayetlerinde kaybettiğimiz işçi sayısı 12 bini aştı, maden ölümlerinde Türkiye dünyada birinci ülke haline geldi.

Bugün ise 2,5 milyon işçi taşeron olarak çalışıyor. Asgari ücret alıyor, öğün başına 1 lira bile ayıramıyor.

AKP’nin özelleştirmelere hız veren, tüm işyerlerini sermaye için dikensiz gül bahçesine dönüştüren, geleceksizleştirme, güvencesizleştirme projesine: taşeronlaşmaya karşı mücadele, insanca bir yaşam mücadelesidir.
İşyerlerini cinayet mahalline dönüştüren, işçiyi açlık ve sefalete mahkum eden, örgütlenmesine hak aramasına izin vermeyen bu düzeni değiştirmek için mücadele edelim.