ÖDP'den Eğitimde Sorunlar ve Çözüm Önerileri Raporu

1145

ÖDP Parti Meclisi Eğitim Politikaları Çalışma Grubu 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılı açılırken 4+4+4 ile büyüyen ve en son TEOG ile bir kaosa dönüşen sorunlara ışık tuttu.

Yayınlanan raporda ÖDP Parti Meclisi Eğitim Politikaları Çalışma Grubu büyüyen sorunlara ilişkin çözüm önerilerini de paylaştı.

Raporun tam hali şu şekilde;

2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılı Açılırken Sorunlar ve Çözüm Önerilerimiz
PARALI EĞİTİME ve ZORUNLU İMAM HATİP SİSTEMİNE HAYIR
ÖDP PM Eğitim Politikaları Çalışma Grubu

AKP’nin eğitim sistemi denemeleri, her eğitim-öğretim dönemini kaos haline getirmekte. Bu kez, TEOG nedeniyle binlerce öğrenci 2014-2015 eğitim-öğretim yılını hangi okulda devam edeceğini bilmeden karşılamakta.

2012 yılında özel olarak eğitim alanını yeniden dizayn etmeye yönelik çabalar içerisine giren AKP, bu alanda yaptığı müdahalelerin sürekliliği konusunda kesintisiz bir şekilde yoluna devam etti. Bu kapsamda atılan adımların başlangıcı olan 4+4+4 kesintili eğitim modeliyle eğitim sistemi yeniden düzenlendi. Kamusal eğitimin büyük oranda tasfiye edilmeye başlandığı bir dönemin başlangıcı olan 4+4+4 kesintili eğitim sistemi, sermayenin Ihtiyaçlarına yanıt vermek ve AKP’nin tüm toplumsal yaşamı dini gericilikle kuşatma politikaları çerçevesinde hayata geçirildi. 4+4+4 kesintili eğitim modeliyle bir yandan eğitimin daha çok piyasalaştırılması amaçlanırken, diğer yandan AKP eliyle inşa edilen “Yeni Türkiye”nin gereksinimlerine uygun birey modelinin, biat eden, sorgulamayan yeni nesillerin yetiştirilmesi hedeflenmektedir. Söz konusu bu ikinci amacın en güçlü aracı olan ‘dinselleştirilmiş, gericileştirilmiş eğitim’e yönelik dayatmalar sürekli olarak gündeme getirilmektedir. Ders kitaplarının içeriklerinin mevcut sistemin ideolojik ve pratik ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlenmesi, icazet verilen mevcut ders kitapları dışındaki kitapların yasaklanarak, bu kitapların dışındaki kitapları okutan birçok öğretmene soruşturma açılması, 4+4+4 kesintili eğitim sistem ile özgürleştirici, eleştirel, laik anlayıştan beslenen bir eğitim modelinin tam zıttı bir modelin hedeflendiğini ortaya koymaktadır. Özetle AKP’nin eğitimdeki dönüşüme biçtiği temel rol, eğitimi piyasalaştırarak sermaye çevreleri için önemli kar alanı haline getirmek, eğitim hizmetini alacaklara da eğitimi bir meta olarak sunarak paran kadar eğitim anlayışını özel okullar aracılığıyla yerleştirmek, sermaye çevrelerinin ihtiyaç duyduğu niteliklere sahip ucuz işgücünü yetiştirmek için mesleki eğitimin yaygınlığını arttırmak; muhafazakar toplum hedefine uygun biçimde toplumun karakterini tek tipleştirecek bir eğitim sürecini dinsel bir içerikle yapılandırmaktır.

Öte yandan AKP’nin eğitim sistemindeki köklü dönüşüm sürecinin ikinci adımı ise ortaöğretime geçiş sisteminde ve ortaöğretim sisteminde yapılan değişiklikle devam etmektedir. 2013-2014 eğitim-öğretim yılının başında düz liselerin kaldırılması kararının bir sonucu olarak ortaöğretime geçiş sınavı olan SBS (Seviye Belirleme Sınavı) ile Anadolu ve Fen liselerine yerleşemeyen binlerce öğrenci açıkta kalmış, bu öğrenciler meslek lisesi, imam hatip lisesi ve açık liseyi “tercih etmek” zorunda bırakılmıştı. Sonrasında ise SBS kaldırılmış yerine Temel Öğretimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi getirilerek öğrencilere imam hatip ve meslek liselerine gitmek adeta zorunlu hale gelmiştir.

Bu yıl ilk kez uygulanan TEOG sistemi ile ortaöğretim kurumlarına yerleştirme tercihleri iki liste üzerinden yapılmıştır. Yerleştirme sistemi şu şekilde işlemektedir: İlk listedeki 15 okula yerleşemeyen öğrenci, ikinci listedeki 6 okul türünden (Fen lisesi, Sosyal Bilimler lisesi, Anadolu lisesi, Meslek ve Teknik Anadolu, Anadolu İmam Hatip, Çok Programlı Anadolu) en az dördünü seçerek, içlerinden birisine kaydını yaptırmaktadır. Ancak her iki listeden hiçbir okula yerleşemeyen öğrenciler MEB tarafından otomatik olarak evine en yakın okula yerleştirilmektedir. Uygulamada söz konusu bu işlem aşaması MEB’in düzenleme ile esas amacını da ortaya koyar biçimde sorunlara yol açmıştır. Otomatik yerleştirme ile öğrencilerin istemeseler bile meslek liselerine ve imam hatip liselerine otomatik olarak kayıtları yapılmıştır.

Yerleştirme Sonuçlarıyla TEOG Kaosu

* TEOG yerleştirmeleri sonucunda, Milli Eğitim Bakanlığı açıklamalarına göre, 155 bin 305 öğrenci hiç tercih yapmamasına rağmen, 134 bin 788 öğrenci ikamet adreslerine göre “evlerine en yakın okula” yerleştirilmiştir.
*20 bin öğrencinin hiçbir okula kaydı yapılmamış ve Milli Eğitim Bakanlığı 20 bin öğrencinin kaydının neden yapılmadığına ilişkin hiçbir açıklama yapmamıştır.
*Otomatik kaydı yapılan 134 bin öğrenciden 40 bini imam hatip liselerine, 94 bini meslek liselerine, 50 bin öğrenci de tercihinin dışındaki bir okula yerleştirilmiştir.
* Yerleştirme sonuçlarına bakıldığında adrese dayalı kayıt sisteminin işlemediği, kayıtların adrese dayanarak yapılmadığı ortaya çıkmaktadır. 50 bin öğrenci ikamet ettiği ilçenin dışında bir okula yerleştirilmiştir.
* Gayrimüslim öğrenciler imam hatip liselerine yerleştirilmiştir.
*Okul ve derslik sayısı göz önünde bulundurulmadan yapılan yerleştirmelerle pek çok okula kontenjan sayısının iki katından fazla öğrenci yerleştirilmiş, bu okullarda kapasite yetersizliği nedeniyle derslik ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
*TEOG yerleştirmelerinin ardından başlatılan nakil dönemi kaosla sonuçlanmış, 3 gün süreceği belirtilen nakil işlemleri 5 haftaya çıkarılmıştır.

AKP’nin Eğitim Sistemleriyle Çocuklar Hiç Gülmeyecek
Geçtiğimiz yıl Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Ece Ayhan’ın, “Efendiler? Ne yani, çocuklar hiç gülmeyecekler mi?” dizeleriyle TEOG sistemini anlatmış, yeni sistemin çocuklar gülsünler ve mutlu olsunlar diye yapıldığını açıklamıştı. Avcı’nın tanıttığı TEOG sistemi şairin söylediklerini karşılamaktan uzak olduğu gibi pratikte yaşanan sorunlar, özellikle TEOG yerleştirmelerinin ardından yaşanan ve yaşanması olası sorunlar, AKP’nin tasarladığı eğitim sistemleriyle çocukları hiç güldürmeyeceğini de göstermektedir.

TEOG yerleştirme sonuçlarıyla, her hafta kontenjan taraması yapmak zorunda bırakılan öğrenciler, eğitim-öğretim dönemine belirsizlikle başlayacaktır. Öğrencilerin tarama yaptıkları okullara yerleşme umuduyla başladığı eğitim-öğretim dönemi, ders seçiminin sağlıklı yapılmasının engellenmesinden ders kitaplarının alımına, okula ulaşım sorunundan yeni başlayacakları lise yaşamına adapte olma sorunu yaşamalarına kadar birçok soruna neden olacaktır.

Kontenjan taraması yapan binlerce öğrenci, istedikleri okulda kontenjan boşluğu olmaması durumunda başka okula kayıt yaptırma imkanı bulamayacak; böylece çok sayıda öğrenci, sırf kontenjan yetersizliği nedeniyle, gitmek istemediği bir lise türünde eğitim almak zorunda bırakılmış, teşvik paketli özel okullara yönlendirilmiş olacaktır. Kaydını başka liselere aldıramayan pek çok öğrenci de açık liseye yönelerek örgün eğitimin dışına itilmiş olacaktır. 4+4+4 kademeli eğitim sistemi, tam da böylesi bir sonucu karşılamak üzere eğitim sistemini kesintili hale getirmiştir.
Evlerinden uzaktaki okullara gitmek zorunda kalan öğrenciler için ulaşım sorunu ortaya çıkacak, servis bir nevi zorunluluk haline gelecektir. Böylece ailelerin bütçelerine ek yük binecek; bunun da ötesinde, öğrenciler ailelerinden ve çevrelerinden bilinçli olarak uzaklaştırılmış ve yabancılaştırılmış olacaktır.

Tüm bu yaşanan sorunlar karşısında Milli Eğitim Bakanlığı, okul kontenjanının iki katını aşan öğrenci kayıtlarının yapıldığı okullarda yeniden adrese dayalı yerleştirme yapılacağını beyan etmiştir. Oysa Bakanlığın tüm bu kaosun içinde, okullar açıldıktan sonra binlerce öğrencinin adresine göre sağlıklı yerleştirme yapması mümkün olmayacaktır. Böylece bu sorunun yaşandığı okullarda, özellikle düz liseden Anadolu lisesine geçmiş, hem düz liseden hem Anadolu lisesinden öğrencileri olan okullarda, terk edilmesi gereken ikili eğitime geçmek bir çeşit zorunluluk halini alacaktır.
Sınıf yetersizliğinin aşılması için pek çok okulun laboratuarının, bilgisayar odalarının, kütüphanelerinin derslik haline getirilmesi gündeme gelecektir.

Kalabalık okullarda öğretmen ihtiyacı ortaya çıkacaktır. Mevcut koşullarda bile öğretmen ihtiyacının olduğu aşikarken, toplamda 40 bin yeni öğretmen ataması mevcut öğretmen ihtiyacını bile karşılayamazken, tüm bu ihtiyaca ek olarak TEOG ile başlayan dönemde ortaya çıkacak öğretmen ihtiyacının nasıl giderileceği ise muammadır. Yeterli öğretmen atamasının yapılmaması nedeniyle ortaya çıkacak öğretmen ihtiyacının ücretli öğretmenlerin istihdam edilmesiyle hafifletilmeye çalışılması muhtemeldir. Ücretli öğretmenlerin de ihtiyacı karşılayamadığı durumlarda derslerin önemli bir bölümünün öğretmensiz geçeceği öngörülebilir.

Sabahçı-öğlenci uygulamasıyla öğrenciler sabah daha erken okula gelecek, akşam daha geç okuldan çıkacaktır. İkamet yerlerine uzak okullarda okuyan öğrenciler açısında bu durum çeşitli olumsuzluklara yol açabilecektir. Örneğin öğrenciler güneş doğmadan evlerinden çıkacak, gece karanlığında ise evlerine dönecektir.

Her Kademede İkili Eğitim Yaygınlaştırılıyor

4+4+4 kesintili eğitim sistemi ile ortaya çıkan kalabalık sınıflar sorunu pek çok okulun ikili eğitime (sabahçı-öğlenci) geçmesine yol açmıştır. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu eğitim-öğretim yılında aldığı kararla da okul öncesi eğitim kurumlarında tam gün eğitim kaldırılmıştır. Buna göre artık okul öncesi kurumlarında ikili eğitim uygulanacak, günde 50’şer dakikalık aralıksız 6 etkinlik saati süreyle ders yapılacaktır. TEOG sistemi sonucunda yaşanan sorunların çözümü için de ikili eğitime başvurulacak olması, okulöncesi-ilköğretim-ortaöğretim olarak tüm eğitim kurumlarında ikili eğitimin yaygınlaştırılmasının amaçlandığını göstermektedir.

Oysa yaygınlaştırılan ikili eğitim, çocukların öğrenme süreçleri üzerinde kısıtlayıcı bir etkiye sahiptir. Çocukların bedensel, sosyal, kişisel gelişimlerini olumsuz yönde etkilemekte, nitelikli eğitim almalarına engel olmaktadır. Öğrencilerde kendine güvensizlik ve buna bağlı başarısız olma kaygısını ortaya çıkarmaktadır. İkili eğitimle, öğrenciler, çok erken saatte derse başlamakta, çok geç saatte dersten çıkmakta, okul süreleri içinde beslenme ihtiyaçları gerektiği gibi karşılanamadığından beslenme düzeni bozukluğu yaşamakta, ihtiyacı olan sanatsal ve sosyal faaliyetlere ders dışı etkinliklere katılımları engellenmekte, artan ders süreleri dersi dinleme süresini ve dersi anlama düzeyini düşürmektedir. İkili eğitimle azalan teneffüs süreleri sonucunda öğrenci ve öğretmenler yeterince dinlenememektedir. Gün içerisindeki iki ardışık eğitim faaliyeti nedeniyle gün içerisinde ve gün sonunda okulların temizliğine yeterli zaman kalmamakta, bu da okulların temizliği noktasında önemli sorunların ortaya çıkmasına kapıyı aralamaktadır.

Okul Öncesinde Paralı Çocuk Kulüpleri

Okul öncesi eğitim kurumlarında ikili eğitim uygulamasına geçilmesi, okul öncesi eğitimde piyasa düzenlemesini de beraberinde getirmiştir. Özel okullarda bulunan çocuk kulüpleri, devlet okullarında da açılmaktadır. Çocuk kulüplerinde günde 2 saatlik faaliyetin bedelinin aylık 43 TL ile 86 TL arasında olması öngörülmektedir.

Okul öncesinde ikili eğitim en çok çalışan aileleri etkileyecektir. Çalışan ebeveynler günün geri kalan yarısında çocuklarını nereye göndereceği noktasında sıkıntılarla karşılaşacaklardır. Haliyle Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu uygulamasıyla çalışan veliler, çocuklarını ya özel anaokullarına ya da paralı çocuk kulüplerine göndermek zorunda kalacaktır. Böylece özel okul teşvikiyle bağlantılı okul öncesi eğitim düzenlemesinin önü açılacaktır.

Özel Okullar Teşviki: Paran Kadar Eğitim

2014-2015 eğitim–öğretim yılıyla beraber Milli Eğitim Bakanlığı “özel okullara destek” ve “eğitime destek” amacıyla uygulama başladığı, esas amacı özel okulları teşvik etmek, eğitimi piyasalaştırmak olan teşvik uygulamasıyla öğrencilere 2 bin 500 TL ile 3 bin 500 TL arasında ödeme yapılmasını hedeflenmektedir. Eğitim sistemini kademe kademe özelleştiren ve ticarileştiren AKP, uygulamayla tasfiye ettiği kamusal eğitimi tamamen devlet yükümlülüğünden çıkarmayı hedeflemektedir.

Aynı zamanda dershanelerin kapatılarak özel okullara dönüştürülmesini hedefleyen bu uygulama geçtiğimiz yıl AKP ve Cemaat arasındaki iktidar ve rant paylaşımı kavgasında da tartışılmıştır. Böylece devlet okullarına kaynak bul(a)mayan AKP’nin özel okullara açık kaynak aktaracağı döneme kapı açılmaktadır.

Halkın ödediği vergilerle özel okulların teşvik edilmesinin, sınava dayalı eğitim sistemi ortadan kaldırılmayıp dershanelerin kapatılmasının, piyasa odaklı eğitim politikalarının bedelini ise yine emekçi halk çocuklarının ödeyeceği açıktır.

Dindar Nesiller İçin Tüm Okullar İmam Hatipleştiriliyor
AKP, 4+4+4 kesintili eğitim sistemi ile birlikte gerek zorunlu seçmeli din dersleri, gerekse imam hatip okullarının yaygınlaştırılması sonucu olarak eğitimin her kademesini imam hatipleştirdiği bir dönemi başlatmıştır. Seçmeli din derslerinin fiilen zorunlu kılınması sonucunda, bir öğrencinin ilkokulun başından lisenin bitimine kadar en fazla 144 saat Felsefe, 72 saat Sosyoloji dersi, 1476 saat din dersi görebilmesi mümkün kılınmıştır. Son iki yılda imam hatip okullarına giden öğrenci sayısı on kat artarken, imam hatip lisesi sayısı % 73’lük artışla en fazla okullaşmanın olduğu lise türü olmuştur.

İstanbul Beykoz’da tüm ortaokullar, ilçedeki 3 imam hatip ortaokuluna bağlanarak 11 ortaokulda imam hatip şubesi açılmıştır. Beykoz’dan başlatılan uygulama ile ilkokul ve ortaokul binalarına imam hatip şubeleri açılarak imam hatip eğitimi ve yaşam biçimi yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. 4+4+4 kesintili eğitim modeliyle ile başlayan okul dönüşümleri devam ederken dönüştürülen tüm okullar imam hatip okulu yapılmaktadır. 4+4+4 kesintili eğitim modeli ve TEOG sistemi ile öğrencilerin zorla imam hatibe yönlendirildiği bir eğitim sistemi yerleştirilmeye çalışılmaktadır.
Diğer bir yandan 4+4+4 kesintili eğitim modeli ile gündeme getirilen, son olarak Bilal Erdoğan’ın kaldırılması yönünde “talimat verdiği” karma eğitim ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Bu anlayışın bir sonucu olarak imam hatip okullarında kızlar ve erkekler ayrı sınıflarda eğitim görmektedir. Meslek liselerinde ise kız ve erkek meslek lisesi uygulaması yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.

Tüm bu uygulamalar, kültürün tamamını dine indirgeyen AKP’nin, toplumu dini muhafazakarlık temelinde kuşatması ve eğitimi dinin belirleyiciliğindeki toplum düzenini yaratmada temel unsur olarak görmesinin sonucudur. AKP, eğitime ve okullara yaptığı dini müdahalelerle, muhafazakar uygulamalarıyla esas olarak laik eğitimi, seküler toplumu ve toplumsallaşmayı ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

AKP’li Okul Müdürleri Dönemi
Milli Eğitim Bakanlığı, yayınladığı bir yönetmelikle bütün eğitim kurumlarında 4 yılı dolduran okul müdürlerinin görevlerinin, yerlerine yenilerinin atanması ile birlikte sona ereceği açıklamıştır.
Ardından okul müdürleri türlü baskılarla Eğitim-Bir-Sen’li yapılmaya çalışılmış, puan sistemine dayalı okul müdürü atamalarının sonucunda, Eğitim-Bir-Sen’li olmayan okul müdürlerinin bulundukları eğitim kurumlarında görev yapmaları engellenmiştir. Böylece AKP’li olmayan ya da ona biat etmeyen okul müdürü neredeyse kalmamıştır.

AKP’ye Kadro, Öğretmene Sürgün
Meclis’ten geçirilen torba yasayla kadrolaşma ve tüm öğretmenlerin zorunlu yer değiştirmesini mümkün kılan düzenlemeler yapılmıştır. Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yapılan değişiklikle, MEB istediği takdirde öğretmen adaylarını ÖSYM’den bağımsız olarak hem yazılı hem de sözlü sınava tabi tutup kendisi seçebilecektir. Diğer bir yandan 4+4+4 kesintili eğitim sistemiyle gündeme getirilen; ancak tepkiler üzerine geri çekilen öğretmenlerin rotasyona (zorunlu yer değiştirmeye) tabi tutulması uygulaması torba yasa ile yasalaşmıştır. “Öğretmenlerin hizmet sürelerine veya isteğe bağlı il içi veya il dışı yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” maddesi ile öğretmenler açıkça sürgün edilecektir. Öğretmenler okullarından, ailelerinden, öğrencilerinden; öğrenciler de öğretmenlerinden koparılacaktır.

Ne Yapılmalı?
TEOG ile yaratılan tüm mağduriyetler giderilmeli; TEOG sistemi kaldırılmalıdır. Tüm öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda istedikleri okulda okuma koşulları sağlanmalı, ortaöğretim kurumları bu kapsamda ve ihtiyaç doğrultusunda güçlendirmelidir.

Öğrencilerin hangi okula gideceğini belirleyen ‘atama usullü’ adrese dayalı kayıt sistemi kaldırılmalı; öğrenciler hangi okula gideceğini, hangi dersleri seçeceğini kendisi belirlemelidir.
Öğrencileri sınava odaklayan ve rekabet ortamına sürükleyen eğitim sistemi kaldırılmalı; dershaneler, etüt merkezleri ve devlet eliyle desteklenen özel okullar kapatılmalıdır. Özel okullara aktarılan kaynaklar devlet okullarına aktarılmalıdır.

Farklı kültür ve inançtaki öğrencileri görmezden gelen, herkesin dini eğitimden geçmesini zorunlu kılan anlayış terk edilmeli; zorunlu ve zorunlu seçmeli din dersleri kaldırılmalı, imam hatip dayatmasına son verilmelidir. Devlet eliyle tek bir inancın görüşlerine dayalı din eğitimi verilmemeli, kamusal eğitim sistemi özgür ve eleştirel düşünme temelinde her türlü inanca ve inançsızlığa eşit mesafede durmalıdır. Din eğitimi kamusal olarak finanse edilmemelidir.

Kamuoyunda imam hatip okullarına olan talebin arttığı yönünde algı yaratmayı amaçlayan, herhangi bir yasal ve meşru dayanağı bulunmadığı halde çeşitli il ve ilçelerdeki okullarda imam hatip sınıfları açan il/ilçe milli eğitim müdürlükleri ve okul müdürleri bu uygulamalarından vazgeçmelidir.

Okullara açılan imam hatip şubeleri kapatılmalı; okul içinde okul uygulamasına son verilmelidir.

Okul ihtiyacı tespiti yapılmalı; bilimsel ve nitelikli eğitimin gereği olarak her okulda bilgisayar, laboratuvar salonları ve kütüphaneler bulunmalıdır. Sınıf mevcudunun 24 kişiyi geçmemesi sağlanarak kalabalık sınıf sorunu çözülmelidir.

İkili eğitimin yaygınlaştırılması uygulamasından vazgeçilmeli; tüm okullarda tam gün eğitim verilmelidir.
Eğitimde AKP’nin haksız kadrolaşma uygulamalarından vazgeçilmeli, görevlendirmeler liyakata dayalı olmalı, eğitimcilerin iş güvencesi sağlanmalıdır. Öğretmenleri zorunlu yer değiştirmeye tabi tutan yasa yürürlükten kaldırılmalıdır.

Gerici, Irkçı, Piyasacı, TEOG(ratik) Eğitime Son

AKP eliyle kamusal ve laik eğitimin yok edildiği, eğitimin sorunlarına çözüm üretilmeyip aksine daha da derinleştirildiği bir dönemde yaşamaktayız. AKP eğitim yoluyla gericiliği derinleştirmek, sermayeye daha fazla kar alanı yaratmak, kısaca eğitim sistemini “çürütmek” için her gün bir adım daha atmaktadır

4+4+4 kesintili eğitim sistemiyle dindar, biat eden, sorgulamayan yeni nesiller yetiştirme çabaları, eğitimin bu yönde yeniden yapılandırılan içeriği, yasaklanan kitaplar, TEOG sistemiyle yaratılan kaos, özel okulların teşvikiyle kamusal eğitimin tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılması, öğretmenler, öğrencilerin ve velilerin karşısına her gün bir yenisi çıkartılan güçlükler, toplumun nasıl bir karanlığa mahkum edilmeye çalışıldığını, çocuklarımızın geleceğinin nasıl çalındığını ortaya koymaktadır.

Eğitim sisteminde yaratılan bu kapsamlı tahribata karşı geliştirilen mücadelelerle geleceğimizin karartılmasına karşı “artık yeter!” denilmektedir. 4+4+4 kesintili eğitim uygulamasıyla okulların dönüşümüne karşı Kartal’da, Maltepe’de, Kadıköy’de öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin verdiği ortak mücadele halkın çocuklarına ve onların geleceklerine sahip çıkma iradesinin bir örneğini oluşturmaktadır.

Birlikte ve kararlılıkla verilen bu gibi mücadelelerin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması için eğitimin her alanında sorun yaratan 4+4+4 kesintili eğitim yasasına karşı oluşturulan ve sadece bu süreçle sınırlı olmayan eğitim alanına dönük piyasacı ve gerici saldırılar karşısında tüm öğrenci, öğretmen ve velileri tek ses haline getirecek yeni bir örgütlenme anlayışını esas alan birlikte mücadele hattını mahalle mahalle, okul okul örmeliyiz.

Eğitim sisteminin günden güne çürümesine, geleceğimizin karartılmasına sessiz kalmamalı; eğitim alanında yaratılan her sorunun karşısında mücadele edip; kamusal, parasız, laik, demokratik, nitelikli, ayrımcılık karşıtı, eleştirel, anadilinde bir eğitim için, daha çok sorumluluk almalıyız. Zaman birlikte mücadeleyle geleceğimize sahip çıkmanın zamanıdır.