ÖDP PM Sağlık Politikaları Çalışma Grubu: Toplumun sağlığı imamlara, din hocalarına havale edilemez

964

Tayyip Erdoğan’ın uyuşturucu kullanımı ve zorunlu din dersleri arasında kurduğu bağa yönelik tepkiler artıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik dersinin zorunlu kimya dersinin tartışıldığını göremezsiniz. Ama din dersinin tartışıldığını görürsünüz. Zorunlu din dersi tartışılıyorsa uyuşturucudan terörden neden şikayet ediliyor”  açıklamalarının ardından zorunlu din dersi dayatmasına karşı tepkiler sürüyor.

Kendi iktidar dönemi boyunca 9 yılda alkol, esrar gibi nedenlerle hastanelere başvuran hasta sayısında rekor düzeyde artış olduğunu unutan Erdoğan, konuyu din derslerine bağlayarak eğitimin dinselleştirilmesine dönük gçabayı bu sayede yeniden gündeme taşımıştı.

Konuya ilişkin bugün ÖDP PM Sağlık Politikaları Çalışma Grubu’ndan da açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada “Toplumun sağlığı imamlara ve din dersi öğretmenlerine havale edilemez” açıklaması yapıldı.

Açıklamanın tam metni şu şekilde;

Uyuşturucu Madde Bağımlılığı Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunudur
Mesele Din Dersi Öğretmenleri ve İmamlara Bırakılamaz

Recep Tayyip Erdoğan madde bağımlılığına karşı yeni tedavi yöntemi önerdi: Zorunlu din dersi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorunlu din derslerinin kaldırılmasına ilişkin  aldığı karara karşı çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, “Dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik dersinin, zorunlu kimya dersinin tartışıldığını göremezsiniz. Ama din dersinin tartışıldığını görürsünüz. Eğer zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri olsun mu olmasın diye tartışılacaksa uyuşturucu bağımlılığından neden şikayet ediliyor?” dedi. Böylece, üstelik de bilimsel bir toplantıda, eğer zorunlu din dersi kaldırılırsa uyuşturucu bağımlılığının artacağını ve madde bağımlılığına karşı en iyi tedavinin zorunlu din dersi olduğunu ifade etti.
Binlerce okul müdürünü değiştirerek yerlerine daha çok din dersi öğretmenlerini atayan, TEOG’ la binlerce öğrenciyi mağdur eden, tüm okulları İmam Hatip’e dönüştürmeyi hedefleyen, çağdaş ve bilimsel bir eğitim yerine dini inanç temelli bir eğitim sistemini getirmeyi amaçlayarak eğitim sisteminin tüm sorunlarını hallettiği sanan(!)  AKP zihniyeti,   toplumun tüm katmanlarını etkileme potansiyelindeki uyuşturucu madde kullanımı ve bağımlılığına karşı zorunlu din dersleri yoluyla ve imam ve din dersi öğretmenleri vasıtasıyla mücadele edilebileceğini zannetmektedir.
Recep Tayyip Erdoğan’a öncelikle hatırlatmak isteriz ki:
Birincisi; Türkiye’ye uyuşturucu madde en çok  İslam coğrafyasındaki ülkelerden gelmektedir.Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın 2013 Ulusal Raporu’na göre Türkiye pazarlarına ulaşan afyon, bazmorfin ve eroinin temel kaynağı Afganistan’dır ve bu afyon ve afyon türevleri Afganistan’dan sonra büyük oranda İran İslam Cumhuriyeti’ni takip ederek ülkemize girmektedir.
İkincisi; uyuşturucu madde bağımlılığı bir suç değil;yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik ile alkol ve madde kullanımını da içeren birçok psikiyatrik hastalıkla doğrudan ilişkili, tedavi edilebilen, edilmesi gereken önemli bir halk sağlığı sorunudur.
Uyuşturucu madde bağımlılığı sorununu kriminal bir olgu olarak değerlendiren söylemlerle sorunun özü olan madde kullanımı ve madde bağımlılığından en çok etkilenen ergen ve genç erişkinlerin eğitim ve meslek edindirme konusundaki eksiklikleri ile  işsizlik, yoksulluk ve güvencesizliklerinin üzeri örtülmeye çalışılmaktadır.
Bu sorunu bilimsel veriler ışığında tartışmak bilimin ve tıbbın gerekliliğidir.
Yapılan tüm bilimsel çalışmalar;
1. Türkiye’de uyuşturucu madde kullanmaya başlama yaşının giderek düştüğünü ve  kullanım sıklığının gençlerde giderek arttığını,
2. Madde kullanımı ve bağımlılığının toplumun tüm kesimlerini etkilemekle birlikte daha çok işsizleri ve yoksullarıetkilediğini,
3. Eğitim ve öğretim düzeyi düştükçe madde kullanım sorunu olanların sayısının arttığını,
4. Mevcut tedavi merkezlerinin sayı, yatak ve uzman sayısı bakımından yetersiz olduğunu göstermektedir.
Bireyler, bağımlılıktan kurtulmaları sonrasında hayata yeniden tutunma ve toplumsal yaşamla kuvvetli bağlar kurma konusunda yeterince desteklenmemekte ve  madde bağımlıları tedavi sonrası sosyal rehabilitasyon aşamasında takip edilmediğinden kısa sürede tekrar uyuşturucu madde kullanmaya başlamaktadırlar.
Böyle büyük bir toplum sağlığı sorunu imamlara ve din dersi öğretmenlerine havale edilerek çözülemez.
Recep Tayyip Erdoğan eğer bu konuyu gerçekten önemsiyorsa öncelikle kendi iktidar döneminde uyuşturucu madde kullanımının niçin bu kadar yaygınlaştığını sorgulamalıdır.
Recep Tayyip Erdoğan’ı ciddi bir halk sağlığı sorunu olan uyuşturucu madde kullanımı ve madde kullanım bozukluğu  konusunda sorumlu davranmaya davet ediyoruz.
Mesele din ya da uyuşturucu madde bağımlılığı meselesi değil; insanın bütün bağımlılıklarından kurtularak özgürleşmesi meselesidir!