NE DİN DEVLETİ NE EMPERYALİZM

3230

Ne din devleti ne emperyalizm
Eşit, özgür, bağımsız, laik bir İran diyen halkın yanındayız

İran günlerdir devam eden sokak eylemleriyle gündemde. Orta Doğu’nun karmaşık güç kavgalarının merkezinde yer alan İran’daki eylemlerin bu bağlamda, hem iç hem dış dinamikler bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi zorunludur.

Öncelikle İran’daki sokak eylemliliklerinin bir birikimin üzerinden geliştiğini hatırlamak gerekir. İran’da on yıllardır farklı dönemlerde gerek sosyal adaletsizliğe karşı, gerekse de baskılara karşı halk tepkilerinin açığa çıktığını biliyoruz Bu son eylemleri tetikleyen de giderek derinleşen hayat pahalılığı ve işsizlik oldu.

İran’a uzun yıllardır uygulanan ambargo, rejim açısından şimdiye kadar ekonomik başarısızlıkların da perdesi oluyordu. Ambargonun gevşemesinin ardından artan petrol gelirleri, başta silah alımı olmak üzere özellikle Avrupalı emperyalistlerin “gözüne girmek” için kullanıldı. Petrol sayesinde döviz gelirleri artsa da, sade yurttaşın geçim sorunları derinleşti. Ekonomik krizin faturası emekçilere kesildi. Yolsuzluk ve molla rejiminin ayrıcalıklı sınıfının zenginliği karşısında, halk daha da yoksullaştı. Bu tepkiler, başta kadınlar olmak üzere özgürlük talep eden kesimlerle buluşarak yayıldı. Kırılgan etnik hatların katılımıyla eylem geniş bir alana yayıldı.

Bununla birlikte eylemleri tek bir nedenle açıklamak da mümkün değil. Sıradan yurttaşın öncelikli talebi demokratikleşme ve yaşam standardının iyileşmesidir. Bununla birlikte birbirinin zıddı gibi görünen, bir yanda Ruhani’ye muhalif sertlik yanlıları, öte yandan da Ortadoğu’da emperyalist müdahale çemberi içinde, ABD-İsrail-Suudi “şer ekseni” ülkenin karışmasını, kan dökülmesini istemek anlamında ortak bir noktada buluşmaktadırlar.

Washington’un, İran’ın Ortadoğu’daki Amerikan güç dengesini etkileyen konumunu geriletme, aynı zamanda İran’ın enerji birikimini kontrol altına alma gayesi sır değil. ABD’nin son yayınladığı ‘Güvenlik Strateji Raporu’nda da, İran baş düşman olarak yer almaya devam ediyor.

Bu anlamda, daha önce Tunus’ta, Mısır’da ve Suriye’de de görüldüğü üzere, ABD ve işbirlikçi güçlerin bu tür demokratik halk eylemlerini bir iç savaşa dönüştürme gayreti bu kez de açığa çıktı. Trump’ın ‘demokrasi ve rejim değişikliği’ yönündeki açıklamaları bizlere yabancı değildir. İnsan hakları ve demokrasiyle zerre ilgisi olmayan Amerikan emperyalizminin bölgeye yönelik her hamlesi, bölge halklarının geleceğini karartmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.

İran’da hakkını arayan insanların önünde, emperyalizmin gölgesine girmeksizin, Ortadoğu’nun son isyan deneyimlerinden de ders çıkartarak kendi mücadele yollarını bulmaları gibi hassas bir görev duruyor.

İran’da oluşan bu tablo bir kez daha gösteriyor ki, sol demokratik muhalefet potansiyeli ezilmiş ve halkın örgütlü olmadığı her yerde emekçiler teokrasi ve emperyalizm arasında sıkışmaktadır. Sermaye yanlısı politikaların yoksul bıraktığı, baskıcı-despotik ve yozlaşmış rejimler altında ezilen ve özgürlüklerinden mahrum bırakılan milyonların bu cendereden kurtulabilmeleri, ancak kendi bağımsız seçeneklerini yaratmalarıyla mümkündür.

Ne din devleti ne emperyalizm eşit, özgür, bağımsız, laik İran için mücadele eden halkın yanındayız.

Başkanlar Kurulu