Mesut Yılmaz’dan Tayyip Erdoğan’a; Karadeniz’i yok eden Karadenizliler

3381

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Doğa ve Kent Çalışma Grubu hidroelektrik santraller, maden arama çalışmaları, dere ıslahları, havalimanları, sahil yolu çalışmalarıyla tahrip edilen Karadeniz’deki doğa katliamlarıyla ilgili rapor hazırladı.’Kara Deniz’ başlığıyla hazırlanan raporda, ‘Karadeniz’i yok eden Karadenizliler, Projeler ve Örnekler’ başlıklar altında anlatıldı.

Çalışmalar hakkında bilgi veren ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, Rize’de düzenlediği basın toplantısında, bölgedeki projelerin Karadenizli siyasetçiler tarafından başlatıldığı ve Karadenizli işadamlarınca üstlenildiğine dikkat çekti.

KARADENİZ SAHİL YOLU

ÖDP Rize İl Başkanlığındaki toplantıda, doğal yaşam alanlarına sahip çıkmanın en önemli insanlık görevi ve hakkı olduğunu vurgulayan Taş, “Özellikle Karadeniz Sahil Yolu çalışmaları ile HES projelerine baktığımızda Rizeli Mesut Yılmaz’ın bakanlık ve başbakanlığı döneminde başlamış ve bir başka Rizeli Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde açılmış. Karadeniz Sahil Yolu’nun, yapım aşamasından günümüze kadar neden olduğu felaketler ortadadır. Çocukluğumuzda yağmurun yağışını özlemle beklerken şimdi endişeye kapılıyoruz. Keza bu yola bağlantılı iç yolların araziye ters yapılması da felaketin boyutlarını arttırıyor. Bununla birlikte dere yataklarının ıslah adı altındaki çalışmalarla daraltılması, dere yataklarındaki özellikle de devletin yapılaşması da felaketin asıl nedenlerini oluşturuyor” dedi.

KARADENİZLİ İŞADAMLARI

Karadeniz Sahil Yolu’na ilişkin zamanın Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın, yolun açılışından sonra, “Yanlış bir projeydi ama yapmak zorundaydık. Bunu şimdi rahatlıkla söyleyebiliyorum. Ciddi bir para harcanmıştı. 700 trilyonun üzerinde bir meblağ harcanmıştı. Bitirilmesi gerekiyordu” şeklindeki eleştirel ifadelerine dikkat çeken Taş, “Yapım aşamasında Rizeli Mehmet Cengiz’in sahip olduğu Cengiz İnşaat, Artvinli Ali Nihat Gökyiğit’in kurucularından olduğu Tekfen Holding, Trabzonlu Saffet Çebi’nin sahibi olduğu Akyol Holding, Artvinli Çarmıklı ailesinin sahibi olduğu Nurol Holding, Artvinli Mehmet Nazif Günal’ın sahip olduğu MNG Holding bünyesinde kurulan Mapa İnşaat gibi firmalara Karadeniz Sahil Yolu, bölümler halinde ihale edilmiştir” diye konuştu.

HİDROELEKTRİK SANTRALLER

HES projelerinin derelerin akışkanlığını, vadilerin yaşam kaynağını yok etmesinin yanında ekolojik dengeyi, doğal yaşam alanlarını ve doğal yapıyı geri dönüşümsüz şekilde bozduğunu anlatan Taş, HES’lerin inşaat dönemlerinde derelerin yapısı tahribata uğramakta, derelerin doğal akış düzeni değişmekte, gürültü, toz gibi olumsuz etkiler oluşmaktadır. İnşaat aşamasında meydana gelen hafriyatın dere yatağına dökülmesi sonucu balıkların yumurtalama alanları tahrip edilmekte ve balık miktarı büyük oranda azalmaktadır. HES’lerin işletme aşamasında nehirlerdeki suyun büyük bir bölümünü kullandığından suyun akış miktarı, akış hızı, nehrin derinliği ve taban yapısı büyük ölçüde değişmektedir. İkizdere’de olduğu gibi can suyu hesaplamalarına uyulmamakta, Salarha ve Solaklı derelerinde olduğu dereler kurumaya başlamıştır” ifadelerini kullandı.

HAVALİMANI

Rize-Artvin Havalimanı konusunda daha önce Hükümete gerekliliği, taş dolgusu ve yol açacağı tahribatlar konularında sorular yönelttiklerini ama hiçbir yanıt alamadıklarını anlatan Taş, “Şimdi AKP’li Cumhurbaşkanı çıkmış, bizi kastederek ‘vatansever, milliyetperver’ olmamakla itham ediyor. Öncelikle yanıtını alamadığımız sorulara yanıt versin. Biz, bu bölgede doğup, büyümüş ve yaşayan insanlar olarak geri dönüşümsüz şekilde katledilecek doğal yaşam alanlarımızı, topraklarımızı koruyup, gelecek nesillere ulaştırma çabasındayız” dedi.

YEŞİL YOL

Doğu Karadeniz’de, Karadeniz’e kıyısı olan 8 ili kapsayan ve yaylalarını birbirine bağlayacağı ileri sürülen yeşil-yol çalışmalarına da değinen Alper Taş, Coğrafi bakımdan birçok ender ekolojik özelliğe sahip olan Karadeniz bölgesi, Türkiye’de dokunulmaması gereken doğal alanların çoğunu kapsamaktadır. Doğa ve canlı sağlığı açısından doğal döngüsünde bırakılması ve insan faaliyetlerine büyük oranda kısıtlanması gereken bu yerler yaşamsal önem taşımaktadır. Bunca ender özelliği barındıran doğal alanların tahribatı, geri dönüşü mümkün olmayan birçok olumsuz etki bırakacaktır” diye konuştu.

CERATTEPE

Artvin’in Kafkasör Bölgesi Cerattepe Mevkiindeki maden çalışmalarına karşı Artvin halkının 25 yıldır mücadele ettiğine işaret eden Taş, Artvin halkının 25 yıldır süren mücadelesi sonrası birçok kez iptal ettirdiği maden ruhsatlarında ve ÇED raporlarında Cerattepe’de sürdürülecek madencilik faaliyetinin sonuçları itibariyle geri dönülmez bir ekolojik yıkım oluşturacağı açıkça yer almıştır” dedi.


BROŞÜR: 

Karadeniz bölgesinde ekolojik yıkım; hidroelektrik santral projeleri, baraj inşaatları gibi enerji; maden arama, çıkarma ve taş ocakları gibi madencilik; Karadeniz Sahil Yolu, deniz dolgu alanları, yayla yolları, gibi inşaat faaliyetleri ve son dönemde, Ayder Yaylası örneğinde olduğu gibi turizm adı altında yapılan projelerle devam etmektedir.Her seferinde büyüme ve kalkınma adı altında gerekçelendirilen, ancak meslek odalarının, akademisyenlerin ve bölge halkının fikri sorulmaksızın yapımına başlanılan bu projelerin doğaya vermiş olduğu zararlar elinizdeki raporda kısa olarak anlatılmıştır. Karadeniz’de ekolojik açıdan geri dönüşü mümkün olmayan tahribat yaratan projelerin yapım ihalelerine bakıldığı zaman, dikkat çeken bir nokta daha var. Karadenizli yandaş iş adamları bu pastadan en büyük payı almış ve Karadeniz’in yüz karaları olarak tarihe geçmişlerdir.Karadeniz’de uygulanan enerji ve madencilik projeleri bütüncül politikalar ve planlamalar içerisinde değerlendirilmelidir. Toplumsal yaklaşımlardan uzak, ekolojik, kültürel değerleri yok sayan, sadece piyasanın kurallarına göre şekillendirilen  projeler toplumsal kaygılar giderilene kadar durdurulmalıdır. Ekoloji  ve kamu yararı göz ardı edildiği sürece bu projelerin gerekçelendirildiği sebeplere katkısı olmayacağı gibi, oluşacak zararların karşılanması içinde yeni kaynaklara gereksinim doğacağı bilinmelidir.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi
Doğa ve Kent Çalışma Grubu

 

1.Karadeniz Sahil Yolu “Yanlış bir projeydi ama yapmak zorundaydık. Bunu şimdi rahatlıkla söyleyebiliyorum. Ciddi bir para harcanmıştı. 700 trilyonun üzerinde bir meblağ harcanmıştı. Bitirilmesi gerekiyordu”
Binali Yıldırım
Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı 20.03.2010

Karadeniz Sahil Yolu; Samsun’dan başlayarak Sarp Sınır Kapısı’na kadar 542 km uzunluğa sahip, 5 il ve 30 ilçe merkezinden geçen 4.2 milyar dolar maliyetiyle, Türkiye’nin en maliyetli projelerinden biridir. Karadeniz Sahil Yolu’nun 1998 tarihinde dönemin Başbakanı Rizeli Mesut Yılmaz tarafından Rize’de temel atma töreni yapılmış, 2007 yılında da bir başka Rizeli Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılmıştır.Yapım aşamasında Rizeli Mehmet Cengiz’in sahip olduğu Cengiz İnşaat, Artvinli Ali Nihat Gökyiğit’in kurucularından olduğu Tekfen Holding, Trabzonlu Saffet Çebi’nin sahibi olduğu Akyol Holding, Artvinli Çarmıklı ailesinin sahibi olduğu Nurol Holding, Artvinli Mehmet Nazif Günal’ın sahip olduğu  MNG Holding bünyesinde kurulan Mapa İnşaat gibi firmalara Karadeniz Sahil Yolu, bölümler halinde ihale edilmiştir.Karadeniz’de şiddetli yağışların oluşturduğu taşkınların nedenlerinden biri de doğa dengesi gözetilmeden yapılan Karadeniz Sahil Yolu’dur. Derelerin ve yağışların denizle doğrudan buluşmasını engelleyen bu yol Karadeniz’de aşırı yağış dönemlerinde sular altında kalarak ekosisteme uyumlu olmadığını göstermektedir. Karadeniz Sahil Yolu çoğu yerde şehir trafiğini hafifletmek için dolgu sahası üzerinden geçirilmiştir. Yolun deniz tahribine karşı dayanıklı olması için kıyıdaki yerleşmelerin seviyesine oranla, daha yüksekte inşa edilmiş ve kot farkı oluşturulmuştur. Bu durum aşırı yağışlarda kentlerin cadde ve sokaklarında biriken yağmur sularının doğrudan denizle buluşmasını engelleyerek taşkınlara yol açmaktadır.2016 yılında Beşikdüzü’nde yaşanan sel felaketinden sonra Beşikdüzü Belediye Başkanı, Karadeniz Sahil Yolu ile ilçe merkezi arasında 3 metre kot farkı olduğunu açıklayarak ilçe merkezinin yükseltilmesi gerektiğini belirtmiştir.“Yeni karayolunun akarsuların denizle buluştuğu kıyı çizgisinde alçak köprüler üzerinden geçirilmiş olması da başka bir sorundur. Yol seviyesine paralel olarak alçak inşa edilen köprüler sel ve taşkın sırasında tıkanabilmekte, adeta küçük bir baraj vazifesi görerek kıyı kentlerinin sular altında kalmasına neden olmaktadır [Karadeniz Sahil Yolunun Kıyı Kentleri Üzerine Etkileri, Cevdet Yılmaz].”Yapılan araştırmalara göre Karadeniz’de 3.5 ile 4.5 milimetre arasında yükselme tespit edilmiştir. Dünyada birçok yerde denizlerdeki bu yükselmeler düşünülerek kıyı kesimlerine kara yolu ve benzeri yapıların yapılmaması kararı alınırken Türkiye’de Karadeniz sahil yolu savunulmuştur. Deniz sularının yükselmesi suyun daha içeri gireceğini işaret etmekte ve bu durum Karadeniz sahil yolunu daha fazla riskli hale getirmektedir.

2.Rize – Artvin Havalimanı “Yıllarca havalimanı dendi, şimdi denizin üzerine havalimanı yapıyoruz, bunlar ‘istemezük’ diyorlar. Kim bunlar, komünistler. Artvin ve Rize’yi kucaklayacak bu havalimanı. Bunlar ‘istemezük’ diyor. Bu sol zihniyet, bu komünistler, bunlar hiçbir zaman vatansever değildir, milliyetperver değildir”
Recep Tayyip Erdoğan
AKP Genel Başkanı
22.08.2017

Rize ili, Pazar ve Yeşilköy yerleşim yerleri arasına, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında ve denize uygun dolgu malzemeleri ile doldurularak inşa edilecek olan Rize Havalimanı kapsamında yer alan ana üniteler; 3.000 x 45 boyutlarında 1 adet pist, 240 x 120 boyutlarında 1 adet apron, 265 x 24 boyutlarında 1 adet taksirut olarak belirlenmiştir. Rize Havalimanı için yatırım süresi; bir yılı projelendirme süresi olmak üzere toplam 3 yıl olarak belirlenmiş olup, havalimanının 2019 yılında işletmeye açılması beklenmektedir.Rize Havalimanı’nda saatlik kapasitenin başlangıçta (6 iniş + 6 kalkış trafiği olmak üzere) 12 uçak/saat olabileceği, yıllık iniş/kalkış kapasitesinin ise; 12x24x365=105.120 uçak/yıl olabileceği değerlendirilmektedir. Gerekli aydınlatma sistemlerinin sağlanması halinde uçakların gece de uçuş yaptığı düşünülürse pistin kapasitesi günlük ; 36 uçak/saat x 24 saat/gün = 864 uçak/gün olacaktır. ÇED raporuna göre havalimanının söz konusu alanda inşa edilmesi durumunda yapılan ilk metraj çalışmalarına göre koruyucu mendirek için yaklaşık 25 milyon ton, mendirek içi saha dolgusu için yaklaşık 60 milyon ton ve yaklaşma ışıkları koridoru inşaatı için yaklaşık 3.5 milyon ton olmak üzere toplam 88.5 milyon ton deniz dolgusuna ihtiyaç duyulmaktadır. Sahil ekosistemi ise dünyanın en hassas ekosistemleridir. Bozulması kolay, kendini yenilemesi zordur. Karadeniz Sahil Yolu ile tahrip edilen ekosistem, 88.5 milyon deniz dolgusu ile kendini yenileyemeyecek kadar tahrip edilecektir. Ayrıca 88.5 milyon dolgu malzemesi tedarik etmek için bölgede açılacak olan yeni taş ocakları da bölgede geri dönüşü mümkün olmayan tahribata yol açacaktır. ÇED raporunda ki bir eksiklikte emisyon hesaplarının yapılmamış olmasıdır. Şehir içine çok yakın mesafede bulunan havalimanı kaynaklı kurşun, çinko, bakır gibi ağır metal kirliklerinin doğa ve insan üzerinde olumsuz etkiler oluşturacağı aşikardır, ÇED raporu bunlarla ilgili bir hesaplama ve alınacak önlemler hakkında bilgi içermemektedir.Günde 864 uçağın inip kalkabileceği büyüklükte havalimanı inşası, Rize – Artvin illerine uçakla seyahat eden yolcu sayısına oranla çok fazla olup, havalimanı inşasının arkasında Arap sermayesini bölgeye çekmek olduğu bilinmektedir.Rize ili, Pazar ve Yeşilköy yerleşim yerleri arasına dolgu alanı üzerine inşa edilecek olan Rize-Artvin Havalimanı Projesinin ihalesi Rizeli Mehmet Cengiz’in sahip olduğu Cengiz İnşaat ve Ağa Enerji İş Ortaklığı’na verildi.

Rize – Artvin Havalimanı ile ilgili Özgürlük ve Dayanışma Partisi Başkanlar Kurulu üyemiz Alper TAŞ tarafından, 13.01.2017 tarihinde Rize İl örgütümüzde bir basın toplantısı gerçekleştirilmiş, yanıtını halen alamadığımız şu sorular sorulmuştu;
1. Yapılması planlanan Rize Havalimanına yaklaşık 91 km. uzaklıkta Batum Havalimanı, 104 km. uzaklıkta Trabzon Havalimanı bulunmakta iken, yeni bir havalimanı gerçekten ihtiyaç mıdır? Bu havalimanının yapılması gerekli midir?

2. ÇED raporuna göre; bu havalimanı, Pazar ve Yeşilköy yerleşim yerleri arasına, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında ve denize uygun dolgu malzemeleriyle doldurularak inşa edilecek. Yine ÇED raporuna göre, yapılan ilk metraj çalışmaları göz önüne alınarak toplam 88,5 milyon ton deniz dolgusuna ihtiyaç duyulmaktadır. Bozulması kolay, kendini yenilemesi zor, dünyanın en hassas ekosistemi, bu durumda 88,5 milyon ton deniz dolgusu ile kendini yenileyemeyecek kadar tahrip edilmeyecek mi?

3. Şehir merkezine çok yakın bir mesafede bulunan havalimanının yaratacağı kurşun, çinko, bakır gibi ağır metal kirliliklerin doğa ve insan üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler hesaplanmış mıdır? Bu konuda ne tür önlemler alınması düşünülmektedir?

4. 88,5 milyon ton dolgu malzemesi tedarik etmek için bölgede açılacak olan 4 yeni taş ocağı da geri dönüşü mümkün olmayan tahribata yol açmayacak mıdır? Taş ocaklarında yapılan patlatmalar, açığa çıkan toz ve gürültü ekosisteme ciddi bir biçimde zarar vermeyecek midir? Rize – Artvin Havalimanı sonrası oluşabilecek problemlere dikkat çeken açıklamamıza yanıt yerine Cumhurbaşkanı tarafından vatansever olmamakla suçlanılmış, doğal yaşam alanlarını savunan bölge halkı da istemezükçü ilan edilmiştir. Belirtmek isteriz ki 14 yıl boyunca doğa ve kentler üzerine karar alırken yaşam alanlarının yabancı ve yandaş şirketler eliyle yağmalanmasını öncelik olarak gören iktidar bugün yağma ve talana karşı çıkanları vatan hainliği ile eşdeğer görmesi gülünçtür. Cumhurbaşkanının bahsettiği vatanseverlik ülkemizin doğasının talan edilmesi, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin bu raporda da gördüğünüz gibi sermayeye peşkeş çekilmesiyse biz böyle bir vatanseverliği reddediyoruz.

3.Yeşil Yol “Birileri kıyamet koparıyor ‘Burası yapılmasın.’ Baktığım zaman gazetelerde boy boy falanca teyze diye reklam çıkıyor”
Veysel Eroğlu
Orman ve Su İşleri Bakanı
09.08.2017

DOKAP Turizm Master Planı kapsamında öngörülen Yeşil Yol Projesi,8 ilin önemli yaylalarını ve turizm merkezlerini birbirine bağlayan bir  projesidir. Bu yol güzergâhı üzerinde belli aralıklarla Turizm Merkezi (33 Adet) ve Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi (5 Adet) bulunmaktadır. Bu yol tamamlandığında bölgede turizm için yapılacak yeni yatırımlara altyapı oluşturmak hedeflenmiştir.Coğrafi bakımdan birçok ender ekolojik özelliğe sahip olan Karadeniz bölgesi, Türkiye’de dokunulmaması gereken doğal alanların çoğunu kapsamaktadır. Doğa ve canlı sağlığı açısından doğal döngüsünde bırakılması ve insan faaliyetlerine büyük oranda kısıtlanması gereken bu yerler yaşamsal önem taşımaktadır. Bunca ender özelliği barındıran doğal alanların tahribatı, geri dönüşü mümkün olmayan birçok olumsuz etki bırakacaktır;Yol yapımı için dökülecek olan asfalt, yağış sırasında toprağın suyu emmesini engelleyecek yağışlar yüzeysel akış halinde alt bölgelere ulaşacaktır. Yol yapımı, tesis yapımı esnasında çıkacak olan yoğun miktarda hafriyatın nasıl bertaraf edileceği netleştirilmemiştir. Yol yapımının sürdüğü bölgelere yapılan inceleme gezilerinde hafriyatın eğimli arazilerden aşağı döküldüğü gözlenmiştir. Bu durum hafriyatın dökülmüş olduğu bitki örtüsü üzerinde öldürücü etki yaratmaktadır.İnşaat faaliyetleri esnasında ortaya çıkacak olan kirlilik, bitki ve orman tahribatının da katlayıcı etkisiyle birlikte havaya yoğun miktarda karbondioksit salacaktır. Bunun yanı sıra hem inşaat esnasında hem de sonrasında ortaya çıkacak olan araç trafiğinden kaynaklı egzoz kirleticilerinin de hava üzerinde olumsuz etkileri olacaktır. İnşaattan çıkacak olan kirletici maddeler ile birlikte asfalt ve betonun ısı tutması sebebiyle bölgede mikroklima değişecektir. Sıcaklığın değişmesi, yağış rejimi ve bitki örtüsü çeşitliliği üzerinde olağandışılığa neden olacaktır. Bölgede yaşayan hayvan türlerini de bu olumsuz etkilenişin içine ayrıca dahil etmek gerekir.Yol yapımı, yapılaşmayı (turizm merkezleri, konaklama alanları, yeni evler) beraberinde getirecektir. Ki bu projede de açıkça belirtilmiştir. Bu denli seyrek yerleşimle bile altyapı sorunu yaşayan bölgelerde altyapının nasıl sağlanacağı bilinmemektedir. Ayrıca sağlanması mecbur olacak olan bu altyapının doğal alanlardaki götürüsü ayrıca bir inceleme konusudur.2600 km’lik bir yoldan araç geçişini sağlamak için yol üstlerine ayrıca akaryakıt istasyonları kurulması mecburidir. Bu akaryakıt istasyonları azımsanamayacak kadar büyük alanlar kaplamakta olup ekolojik yaşama olacak olan olumsuz etkileri değerlendirilmemiştir.

Bölge birçok endemik bitki ve hayvan türünü barındırmaktadır. Yol yapımının ve devamındaki sürecin canlılar üzerindeki stresi değerlendirmeye tabi tutulmamıştır. Bölgedeki birçok tür Uluslararası sözleşmelerle de korunmaktadır. Yayla yolunun geçeceği yükseltilerde uluslararası sözleşmelerle korunan türler bulunmaktadır. Bu durum biyolojik çeşitliliği koruma sözleşmelerine aykırılık oluşturmaktadır. Bölgeye yapılacak olan herhangi bir projede yetkililer yalnızca yöre halkına ve ülke insanlarına karşı değil, dünya insanlarına karşı da sorumludur. Tıpkı Karadeniz Sahil Yolunda olduğu gibi, Yeşil Yol projesinin de etap etap ve kilometreler halinde ayrı ayrı planladığı ve ÇED süreçlerinden kaçıldığı görülmektedir. Karadeniz Bölgesi’nde 8 ilin yaylalarını birleştirmek için başlatılan ve doğal yaşam alanlarını tahrip ettiği için bölge halkının direnişiyle karşılan Yeşil Yol Projesi’nin ihalelerini Rizeli Mehmet Cengiz’in sahip olduğu Cengiz İnşaat ve Kolin İnşaat ortaklığı almıştır. Proje kapsamında yapılan Devlet Su İşleri (DSİ) ve Karayolları Genel Müdürlüğü’ne (KGM) bağlı ulaşım, yol ve baraj ihalelerin de tamamı Cengiz ve Kolin’e verilmiştir.

4.Cerattepe“Şimdi bakın, şimdi bir de Artvin’de bir Cerattepe olayı çıktı. Bu Geziciler neyse bunlar da Yavru Gezicilerdir. Bunu böyle biliniz. Yavru Geziciler”
Recep Tayyip Erdoğan       
AKP Genel Başkanı
27.02.2016

Artvin halkının 25 yıldır süren mücadelesi sonrası birçok kez iptal ettirdiği maden ruhsatlarında ve ÇED raporlarında Cerattepe ’de sürdürülecek madencilik faaliyetinin sonuçları itibariyle geri dönülmez bir ekolojik yıkım oluşturacağı açıkça yer almıştır. 2014 sonunda Rize İdare Mahkemesi Cerattepe Bakır Madeni projesi ile ilgili alınan ÇED Olumlu kararının yürütmesini durdurup iptal ederken, projenin yer seçiminin hatalı olduğunu, “Planlanan maden faaliyetinin hayata geçirilmesinin Artvin ilinin sakinleri açısından yaşam alanı olmaktan çıkacağı, proje ile projenin etkisi altındaki yaşam alanlarının bir arada olamayacağı kanaatine varılmıştır” ifadeleriyle belirtmiştir.Bu karar üzerine revize edilen ÇED Raporu, projede yer değişikliği yapılmadan, yani mahkeme kararına uyulmayıp ufak değişikliklerle idareye sunularak ve bakanlık tarafından Cerattepe Bakır Madeni projesi hakkında 2015 Haziran ayında ÇED Olumlu Kararı verilmiştir. Bu gelişme üzerine 751 kişi ve 61 avukat, 8 Temmuz 2015’te Rize İdare Mahkemesi’nde, ‘ÇED olumlu’ raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Türkiye’nin en büyük çevre davasını açılmıştır.Bölgede bilirkişi heyeti incelemesi beklenirken şehir dışından getirilen çok sayıda polis ve jandarma eşliğinde şirket tarafından Cerattepe bölgesinden faaliyetlere başlanmak istenmiş, 21 Haziran 2015’ten beri nöbet tutan halka güvenlik güçleri biber gazı ve plastik mermiler ile saldırmıştır. Halkın direnişi sonucu çalışmalar durdurularak dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından hukuki sürecin sonuçlanmasının bekleneceği açıklanmıştır.14 Mart 2016′ da bölgede bilirkişi heyeti ile inceleme yapmış, mahkemeye ulaşan taraflı ve bilimsellikten uzak bilirkişi raporuna istinaden Rize İdare Mahkemesi 20 Eylül tarihinde aldığı 2016/485 nolu kararla, ÇED iptal davasının reddine karar vermiştir. Bunun üzerine karara Yeşil Artvin Derneği tarafından Danıştay’a başvurarak itirazda bulunulmuş ancak Danıştay, yerel mahkemenin verdiği ‘Madencilik yapılabilir’ yönündeki kararı onayarak ve kararın iptal edileceği bir durumun söz konusu olmadığını ifade etmiştir.Bugün ise şirketin ÇED raporundaki çalışma prensiplerine aykırı faaliyet yürüttüğü, bölgedeki kirliliğin ciddi boyutlara ulaştığı görülmektedir. Artvin Cerattepe’deki çalışmalar Rizeli Mehmet Cengiz’in sahip olduğu Cengiz Holding’e ait Eti Bakır A.Ş tarafından yürütülmektedir.

6.Hidroelektrik Santralleri“Dereler kuruyor’ diyorlar. Dereler kurusa, zaten yazın kuruyor. Ama bizim yaptığımız barajlarla yaz vakti bile onlara can suyu verme imkanımız var”
Veysel Eroğlu
Orman ve Su İşleri Bakanı
12.08.2013

HES’lerin inşaat dönemlerinde derelerin yapısı tahribata uğramakta, derelerin doğal akış düzeni değişmekte, gürültü, toz gibi olumsuz etkiler oluşmaktadır. İnşaat aşamasında meydana gelen hafriyatın dere yatağına dökülmesi sonucu balıkların yumurtalama alanları tahrip edilmekte ve balık miktarı büyük oranda azalmaktadır.
HES’lerin işletme aşamasında nehirlerdeki suyun büyük bir bölümünü kullandığından suyun akış miktarı, akış hızı, nehrin derinliği ve taban yapısı büyük ölçüde değişmektedir. İkizdere’de olduğu gibi can suyu hesaplamalarına uyulmamakta, Salarha ve Solaklı derelerinde olduğu dereler kurumaya başlamıştır.
Ayrıca HES’lerin işletimi aşamasında nehrin akış hızı azaldığından sudaki çözünmüş oksijen miktarı da azalmaktadır. Oksijenin belirli bir değerin altına düşmesi; toplu balık ölümlerine neden olmaktadır. Santralden serbest bırakılan suyun sıcaklığı yaz aylarında doğal ortamlardan farklı olarak daha soğuk olması balıklarda şok etkisi yaratır, suyun belli sıcaklığına hassas olan türlerin yaşamını olumsuz etkilemektedir.
Artvinli Mehmet Nazif Günal’ın sahip olduğu  MNG Holding, Trabzonspor, Trabzonlu Yılmaz Ulusoy’un sahip olduğu Yılmaz Ulusoy Holding, Rizeli Mehmet Cengiz’in sahip olduğu Cengiz İnşaat, Rizeli İdris Yamantürk’ün kurduğu Güriş Holding, Gümüşhaneli Cahit Karakullukçu’nun Yönetim Kurulu Başkanı olduğu KRK Holding, Rizeli Hasan İslamoğlu’nun sahibi olduğu Parsan Grup gibi çok firma Karadeniz’de HES projelerini hayata geçirmiştir.

7.Taş Ocakları
Karadeniz Sahil Yolu çalışmaları sırasından sayıları artan taş ocakları son dönemde Rize-Artvin Havalimanı’nı için gerekli olan 88.5 milyon ton dolgu malzemesinin temini için tekrardan bölge gündemine girmiştir.Taş ocakları için yapılan patlatmaların açığa çıkardığı toz, bitkilerin yeterli fotosentezi yapmasına engel olduğu gibi, çevre halkının sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Bu tozdan ötürü bitkiler çiçeklenme döneminde solunum yapamaz ve meyve sayısında düşüş gözlemlenir.Taş ocakları ile birlikte kırma ve eleme tesisleri de yapılacağından toz miktarının daha da artacağını söyleyebilir. Yine patlamalardan kaynaklı gürültü kirliliğinin insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri vardır.Ayrıca açık ocak olarak işletilen alanlarda çıkarılan taşların ağır damperli kamyonlarla günde değişen sefer sayılarla köy yollarından ya da yeni yollar yapılarak taşınması düşünülmekte, mamulün kamyonlara yüklenmesi ve taşınması çevrede toz miktarının artmasına neden olmaktadır. Bu kamyonlar taşıma esnasında yerleşim alanını da toz içinde bıraktığı gözlemlenmiştir.Taş ocaklarının en önemli etkilerden birini oluşturan tıraşlama ve kazı da fauna ve florayı yok etmekte, bitki örtüsünde geri dönüşü mümkün olmayan tahribata yol açmaktadır. Yine patlamalar yer altı su tabakasında bozulmalara, su yollarının değişmesine yol açmakta, değişen su yollarıyla birlikte bölgedeki doğal denge de bozulmaktadır.Bölgede yapımı süren ve işletilen taş ocaklarının tamamına yakını, sahipleri Karadenizli firmalar tarafından yürütülmemektedir.