Kürt Sorununda çözümden kaçış yok!

2056

Son günlerde Türkiye’nin en köklü ve çözülemeyen sorunlarının başında gelen Kürt sorununda, yeniden başlayan çatışmaların sona ermesi ve kalıcı barışın sağlanması için 150 imza sahibinin yapmış olduğu çağrıyla birlikte bu soruna ilişkin tartışmalar yoğunlaştı.

Başbakan 150 imzacının temsilcileriyle yaptığı görüşmede ve Diyarbakır konuşmasında sorunun adını koyarak ve demokratikleşme yoluyla sorunun çözümünü ifade ederek sorumluluk üstlendi. Yılların sorununun bir çırpıda çözümünü beklemek hayalperestlik olduğu kadar, sorunun demokratik çözümü doğrultusunda atılması gereken adımların geciktirilmesi halinde daha çok acının yaşanacağını unutmamak gerekir. Bu nedenle hükümet sorumluluğunun gereğini bir an önce yerine getirmek görevi ile karşı karşıyadır.

Gelinen noktada sorunun çözümünün önünü açacak en önemli gösterge, Kürt hareketinin izleyeceği tutum olacaktır. 1 aylık ilan edilen eylemsizlik kararının geniş kamuoyu tarafından talep edilen sürekli eylemsizlik kararına dönüştürülmesi sorunun demokratik zeminde tartışılmasının önünü daha fazla açacaktır.

Son MGK toplantısında sorunu asayiş, terör sorununa indirgeyen yaklaşımın yanında sorunun salt sosyal, ekonomik önlemlerle aşılabileceği yaklaşımının da çözümsüzlük olduğu artık görülmelidir. Kürt sorununun bir kimlik sorunu olduğu anlaşılmalı, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal boyutlarıyla bütünlüklü çözüm önerisi paketi geliştirilmelidir.

MGK toplantısının sonuçlarını “postmodern uyarı” olarak değerlendirerek bir tür darbe çağrışımı yapmanın ve Başbakanla görüşme yapanları üstü örtülü olarak suçlamanın solculukla, demokratlıkla hiçbir ilgisinin olmadığı bilinmelidir. Siyasal ve toplumsal sorumluluk, sorunun çözümü doğrultusunda atılacak adımlara karşı küçük siyasal hesaplar yapmamayı gerekli kılar. Milliyetçi ve statükocu yaklaşımlarla demokratikleşme arayışlarının karşısında konumlanmayı bir siyasal çizgi haline dönüştürenlerin sol adına konuşmayı sürdürmeleri ne kendilerine ne de Türkiye toplumuna bir hayır getirir.

ÖDP, sorunun demokratik, adil, barışçıl ve siyasal çözümü için geliştirilecek her tür girişime bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada hiçbir siyasal hesap yapmadan katkı sunmaya devam edecektir.

Bizce, sorunun çözümü doğrultusunda atılması gereken adımlar şunlardır:

– PKK eylemsizlik kararını süresizliğe dönüştürmeli, silahlı eylemlere son vermelidir.
– Buna paralel askeri operasyonlar durdurulmalı, herkesin demokratik toplumsal yaşama katılımının önünün açılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı ve PKK bütünüyle silahları bırakmalıdır.
– Siyasi Partiler ve Seçim Yasası demokratikleştirilmeli, seçim barajı kaldırılmalı, temsilde adalet ve eşitlik sağlanmalıdır.
– Koruculuk sistemi kaldırılmalıdır.
– Anayasa ve yasalarda yapılan değişikliklerin uygulanması için yönetmelikler bir an önce çıkarılmalı, bu düzenlemelerin yaşama geçmesi ve toplumsal kabul görmesinin önündeki her türlü engel kaldırılmalıdır.
– Geri dönüş yasası yeniden düzenlenmeli, işlevli kılınmalı, yurttaşların zararları tazmin edilmelidir.
– Doğu ve Güneydoğu bölgesine ekonomik, sosyal yatırımlarda öncelik tanınmalı, eşitsizliği giderici önlemler hızla alınmalıdır.
– Yerel, doğrudan demokrasi ve yerinden yönetim temelindeki yaklaşımların sorunun çözümünde oynayacağı rol gözönünde bulundurularak dünyadaki uygulamalar da incelenerek adımlar atılmalıdır.

Hayri Kozanoğlu
Genel Başkan
26 Ağustos 2005