Kentlerimizi Kazanalım, Türkiye’yi Yeniden Kuralım

1185

ÖDP birçok ilde basın açıklaması düzenleyerek AKP’nin yarattığı ranta ve talana dikkat çekti. Açıklamada, “Kentlerimizi Kazanalım! Türkiye’yi Yeniden Kuralım” denildi.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) bugün İzmir, Artvin ve Adana’da dün ise Uşak’ta AKP’nin yarattığı ranta ve talana dikkat etmek için basın açıklaması düzenledi. ÖDP yarın İstanbul ve Aydın olmak üzere birçok ilde yine sokağa çıkarak basın açıklaması düzenlemeye devam edecek.

ÖDP tarafından yapılan açıklamada, “AKP-MHP blokuna Hayır demeye devam eden milyonlarla birlikte Hayır sesini güçlendirirken, milyonların özlediği özgürlükçü, eşitlikçi, bağımsız, demokratik, doğayla barışık bir ülke kurma mücadelesini sürdürecektir” ifadeleri kullanıldı.

“Türkiye bir umutsuzluk içine hapsoluyor” denilen açıklamada, “Yirmi yıla yaklaşan AKP iktidarı Türkiye’yi yordu, tüketti! AKP, Türkiye’ye bir gelecek vaat etmiyor, artık sadece bitmek bilmeyen felaket senaryolarından söz ediliyor. Tüm toplum medya manipülasyonlarıyla, korku ve baskı ile teslim alınmaya çalışılıyor” denildi.

“YEREL YÖNETİMLER SARAY’A BAĞLANMAYA ÇALIŞILIYOR”

Ekonomik krizin derinleştiğini belirten açıklamada, “Patatesten patlıcana en temel gıda ürünlerine erişim dahi zorlaşıyor! En temel gıda ürünleri lüks tüketime giriyor! İşten çıkarmalar artıyor, işsizlik her geçen gün büyüyor! Yoksulluk altında ezilen halkın demokratik hakları da gasp ediliyor. Ülkenin kaderine tek kişinin karar verdiği bir yönetim altında şimdi yerel yönetimler de hem ekonomik hem de siyasi olarak Saray’a bağlanmaya çalışılıyor” ifadeleri kullanıldı.

“AKP VE ERDOĞAN DIŞINDAKİ HERKESİN SİYASET YAPMA HAKKI GASP EDİLİYOR”

Seçimler adil olmayan, eşitsizliklerin iktidar lehine arttığı bir ortamda gerçekleştiğini belirtilen açıklama, şöyle devam etti:

“Anayasayı ihlal ederek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmaya çalışan Binali Yıldırım, gelen tepkiler üzerine zoraki istifasını veriyor!

AKP Genel Başkanı Erdoğan, bakan ve milletvekillerinin 21-31 Mart günleri arasında makam araçlarını kullanamayacağı, açılış ve temel atma törenlerinin düzenlenemeyeceğine ilişkin seçim yasaklarından muaf kılındı.

Ayrıca Erdoğan, seçim gününe kadar, “Cumhurbaşkanı’ sıfatıyla devletin tüm olanaklarını kullanarak seçim propagandası yapabilecek.

Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Yasası’ndaki mevcut adaletsizlikleri de aşan bu büyük eşitsizlik, Erdoğan ve AKP dışındaki herkesin siyaset yapma hakkının resmen gasp edilmesi anlamına geliyor.”

“SEÇİMLERE ADALETSİZLİKLER VE HUKUKSUZLUKLAR İÇİNDE GİRİLİYOR”

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yerel yönetimlerin bütçeleri Cumhurbaşkanlığı’na bağlandığını ifade edilen açıklamada, “Artık, Cumhurbaşkanı istediği belediyeye sınırsız bütçe verebilecek istediği belediyenin bütçesini istediği gibi kısabilecek. Böylece kendisinden olmayan yerel yönetimler boğulacak” denildi.

“Erdoğan, ‘gerekirse kayyum atarız’ sözleriyle, seçim sonucunu beğenmediği yerlerde kayyumlar yoluyla değiştireceğinin sinyalini verdi” ifadeleri kullanılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“YSK Başkanı’nı ve kurul üyelerinin 2019 Ocak’ta sona eren görev süreleri, yasal bir dayanak olmaksızın fiilen 2020’ye uzatıldı!

YSK, tutuklu ve taksirli suçtan hükümlülerin ‘kayıtlı oldukları seçim çevresinde ve o seçim türlerinde’ oy kullanabileceği kararıyla, 55 bin 574 kişinin oy kullanma hakkını gasp etti.

Seçim güvenliğini sağlamakla görevli YSK, bu haliyle güvensizlik kaynağına dönüşmüş durumda.

Hayali seçmenler… Bir binaya yazılan yüzlerce seçmen… Daha şimdiden seçim güvenliğine şüphe düşürmüş durumda.

Seçime bu eşitsizlikler, adaletsizlikler ve hukuksuzluklar içinde giriliyor.”

Türkiye’de yerel yönetimlerin Saray’ın tahakkümü altında olduğunu belirten Can, iktidarı ayakta tutmak için uygulanan neoliberal politikaların ve muhafazakârlaşmanın yerel temsilcileri konumunda olduğunu vurguladı.

“Saray’ın tahakkümü altında yerel demokrasi alanları da daraldı” diyen Can, Rejimin tüm karar mekanizması Saray’a bağlandığını belirtti.

“TÜRKİYE’NİN YENİ BİR SİYASET ANLAYIŞINA İHTİYACI VAR”

Açıklama, şu ifadelerle devam etti:

“Yerel demokrasi mücadelesi seçimlerle de sınırlı olmayan bir mücadeledir. Yerel demokrasi mücadelesi tek kişinin egemenliğine karşı halkın egemenliğini, halkın söz ve karar sahibi olduğu bir demokrasi temelinde kurmaktır.

AKP iktidarında kamusal hizmetler ticarileştirildi, kamusal varlıklarımız şirket varlıklarına dönüştürüldü.

Halk yaşadığı kente yabancılaştırıldı. Halkın kent yaşamında söz hakkı tanınmadı.

Yaşadığımız kentle olan tüm tarihsel, kültürel, sosyal bağlarımız ortadan kaldırıldı. Mahallerimiz yok edildi. Emekçiler kent merkezlerinden sürüldü.

Siyasal İslamcılığın baskısı altında özgürlük alanlarımız daraltıldı. Bu kentlerde nefessiz bırakıldık!

Türkiye’nin ve kentlerimizin eşitlikçi, özgürlükçü ve kamucu yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacı var!”

01

“KENTLERİMİZİ KAZANALIM, TÜRKİYE’Yİ YENİDEN KURALIM”

“Nefes aldığımız kentleri ve Türkiye’yi özgürlükçü, eşitlikçi, kamucu ve ekolojik bir siyasetle yeniden kurabiliriz” ifadeleri kullanılan açıklama şöyle sonlandırdı:

“Mahallemizde, semtimizde, kentimizde halkın söz ve karar sahibi olduğu bir yerel demokrasiyi birlikte kurarak bunu başarabiliriz.

Ulaşım, barınma ve iletişim başta olmak üzere kent hizmetlerini kamucu bir anlayışla yeniden düzenleyerek bunu başarabiliriz.

Kentlerimizde paylaşım ve ortak kullanım alanlarını çoğaltan dayanışmacı anlayışı güçlendirerek bunu başarabiliriz.

İnşaat yıkımına karşı, doğanın, suyun ve toprağın kıymetini bilen ekolojik bir anlayışla bunu başarabiliriz.

Umutsuzluğu kıracak umudu, çözümsüzlüğü aşacak çözümü ve ülkemizi gömüldüğü karanlıktan çıkaracak ışığı bu devrimci siyaset anlayışını güçlendirerek birlikte ortaya çıkarabiliriz.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi, yerel seçimlerde bu siyaset anlayışını ortaya koyarak mücadele edecek, AKP-MHP bloku karşısında seçimlerle sınırlı olmayacak Türkiye’nin yeniden kuruluş fikrini ve mücadelesini ülkenin her yerine taşıyacaktır.

Adaletsizlikler, eşitsizlikler ve hukuksuzluklar içinde gidilen bu seçimde her şeye rağmen, AKP-MHP blokunun tüm toplumu boğmaya çalışan politikaları karşısında aktif bir tutum alarak mücadele edecektir.

AKP-MHP blokuna Hayır demeye devam eden milyonlarla birlikte Hayır sesini güçlendirirken, milyonların özlediği özgürlükçü, eşitlikçi, bağımsız, demokratik, doğayla barışık bir ülke kurma mücadelesini sürdürecektir.

Kentlerimizi Kazanalım! Türkiye’yi Yeniden Kuralım!”