İşsizlik, Yoksulluk ve Eşitsizlik Düzeni Öldürüyor

510

Ülkemiz, AKP rejiminin 17 yıldır uyguladığı politikalar sonucu derin bir ekonomik bunalımın içinden geçiyor. 17 yıldır işsizlik, adaletsizlik, üretimsizlik üzerinden inşa edilen ekonomik düzenin sonuçları bugün birçok yurttaşımızın yaşama umudunu ellerinden alıyor, geçim sıkıntısı nedeniyle yaşamına son vermeye sürüklüyor.
Bugün halkın ekonomisi yangın yerine dönüşmüştür. AKP rejiminin kayırmacı, dışa bağımlı politikalarıyla başlayan bu yangın, her ekonomik krizde faturayı emekçi kesime keserek bu yangını büyütmüştür. En son 2017 sonlarında patlak veren krizde, halkın sırtına yüklenen vergi ve faiz yüküne ardı ardınca yapılan zamlar eklenmiş, yandaş şirketler bir bir kurtarılırken halka açlık, işsizlik ve büyüyen borçlar dayatılmıştır. Bugün artık limitlerine dayanan, yandaş şirketleri palazlandıran rant-talan ekonomisi, halka nefes alacak bir alan bırakmamıştır.
Bugün ülkemiz gelir dağılımı eşitsizliğinin en fazla olduğu ikinci ülke haline geldi. İşsizlik yüzde 20’ye dayandı, işsiz sayısı 7 milyon 305 bin kişiyi buldu. Gençlerde her 100 kişiden 27’si iş bulamazken, genç kadınlarda ise işsizlik yüzde 34’ü geçti. Son beş yılda tahıl ürünlerinin fiyatı %63 ve et ve süt ürünlerinin fiyatı %54 artarken, meyve ürünlerinde fiyatlar %78, sebzelerde ise %90 arttı. Elektriğe sadece 2 yılda %73, doğalgaza ise %63 daha fazla bedel öder hale geldik. Yaşam zamlar ve enflasyon ile hızla pahalanırken, halkı sefalet ücretlerine mahkum eden anlayış halkı gırtlağına kadar borca sürükledi. 17 yılda bireysel kredi borçları yaklaşık %1300 yani 14 kat arttı. Esnaf kepenk kapatmaya devam ederken, son 5 yılda iflas eden esnafın sayısı 570 bine yükseldi. Yem fiyatlarındaki artış nedeniyle çiftçi toprağını ekemez, borçlarını ödeyemez hale geldi.
Bu koşullarda yurttaşlar kendini iyice umutsuz, umarsız, yalnız hissediyor. Bir çıkış yolu bulamayınca da kendi ve ailesinin yaşamına kastedecek kadar derin bir karamsarlığa sürükleniyor. Devletin tarikatlar, cemaatler, AKP yandaşları tarafından kuşatılması da bu çeperin dışında kalan insanlarımızı daha korunaksız ve çaresiz hale getiriyor. Bu noktada sosyalistlere ve devrimcilere de büyük sorumluluk düşüyor. Onları dayanışma ağlarıyla kuşatacak, örgütlü bir toplumda birlikte çıkış arayacak, icabında onlara evini- sofrasını-cüzdanını açacak, hepsinden önemlisi sorunlarının düzenden kaynaklandığını anlatarak suçluluk hissini yenmelerine yardımcı olacak ancak devrimciler olabilir. İşte bu duygularla kaybettiğimiz yurttaşlarımızın acısını yüreğimizde hissediyor, bundan böyle dayanışma faaliyetlerine hız verme sorumluluğumuzu ilan ediyoruz.

Merkez Yürütme Kurulu