IRAK’TA SAVAŞ DEĞİL BARIŞ BAĞIMSIZLIK DEĞİL DEMOKRATİK BİRLİK

4708

Ortadoğu’da sürmekte olan savaş, 25 Eylül’de Irak’ta gerçekleştirilmesi planlanan ‘Kürdistan Bağımsızlık Referandumu’ ile derinleşme sürecine evriliyor.

Irak bu noktaya kendiliğinden gelmedi. ABD emperyalizmi, Ortadoğu’nun enerji kaynaklarının kontrolünü sağlamak ve bölgeyi küresel sermayenin sınırsız talanına açacak bir hakimiyet kurmak için bölgeyi etnik ve mezhepsel temelde parçalayan bir politika izledi. ABD işgali ile Irak’ın merkezi bütünlüğü ortadan kaldırılarak ülke etnik-mezhepsel temelde fiilen bölündü. Bugün Suriye’de de benzer bir süreç yaşanmaya devam ediyor.

1916’da Ortadoğu’nun Sykes-Picot anlaşmasıyla emperyalistler arasında paylaşılarak sınırların çizilmesine benzer bir süreç 21.yüzyılda bir kez daha yaşanıyor. Ortadoğu, emperyalizmin gölgesi altında yeniden paylaşılıyor.

Bölgeyi emperyalizmin müdahalesi altında etnik-mezhepsel temelde bölerek yeni sınırlar oluşturma doğrultusunda ilerleyen bu süreç bölge halklarına kanlı iç savaşlar dışında hiçbir şey vaat etmiyor.

Irak’ta Barzani önderliğinde gündeme getirilen ‘Kürdistan Bağımsızlık Referandumu’ bu bütünlükten ayrı değerlendirilemez. Kuşkusuz ki bir halk nasıl istiyorsa öyle yaşamalı ve kendi kaderini özgürce tayin etmelidir. Ancak bu genel ilke koşullardan tümüyle bağımsız olarak da düşünülemez. Bugün, Irak’ta gerçekleşecek bağımsızlık referandumu bölge halkları arasındaki birliği güçlendirecek, emperyalizmin bölgeye yönelik müdahalesini sınırlayacak bir sonuç üretmeyecektir. Aksine, bağımsızlık referandumu Irak’tan başlayarak bölgesel düzleme taşınacak yeni bir iç savaşın tetikleyicisi olacaktır. Bu da bölgede Amerika’nın, büyük güçlerin ve bölgesel aktörlerin daha çok müdahale imkanına kavuşması sonucunu doğuracaktır.

Irak’ta çözüm : Demokratik ilkeler etrafında bir birliğin oluşturulmasını temel alarak, yeni bir yurttaşlık ve demokratik yönetim modelinin geliştirilmesidir. Elbette bu yönetim modeli Kürt halkının statü sorununun demokratik bir biçimde çözümünü içermelidir.

Bugün Kürdistan Bölgesel Yönetimi özelinde gündeme gelen bağımsızlık referandumu oylaması esasen iki yıldır fiili Başkanlık sürdüren, Parlamentoyu işlevsiz kılan Barzani önderliğinin yönetememe-iktidar krizini aşma, kendisini bir ulusal lider olarak pekiştirme ihtiyacının sonucudur.

Bugün referanduma yönelik tepkiler geliştiren Erdoğan ve AKP hükümeti şikayetçi oldukları tablonun oluşmasından birinci derecede sorumludur. AKP iktidarı, uzun zamandır Irak merkezi hükümetinden bağımsız olarak, Barzani ile özel bir ilişki içerisindedir. Irak merkezi hükümetinin inisiyatifi dışında petrol-doğal gaz transferi, ekonomik-siyasi özel ilişkilenme ile Irak’ın parçalanmasının ve bugünkü bağımsızlık referandumunun taşlarını döşemiştir. AKP’nin bugün zevahiri kurtarmak için ortaya koyduğu tepkinin asıl nedeni, ordu ve MHP koalisyonunu 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde elinde tutma ihtiyacıdır. AKP, Irak’ın parçalanmasına dönük yanlışlarını askeri müdahale ile daha da derinleştirme eğiliminden uzak durmalıdır. ÖDP, gerekçesi ne olursa olsun böyle bir askeri müdahaleyi doğru bulmamaktadır.

Başkanlar Kurulu