ENSARLAŞAN EĞİTİME HAYIR!

708

ÖDP Eğitim Çalışma Grubu bugün Genel Merkez’de yaptığı basın toplantısı ile AKP’nin 15 yıllık Eğitimde Tahribatını gözler önüne serdi. Açıklamayı Eğitim Çalışma Grubu Sözcüsü Asiye Belovacıklı yaptı.

Basın Açıklaması Metni:
ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ Eğitim Çalışma Grubu olarak Partimizin “15 Yıl Yeter” faaliyeti kapsamında AKP iktidarıyla geçen 15 yılda  ülkemizin sürüklendiği karabasanın bir parçası olarak eğitimin geldiği durumu kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

Şimdi bu iktidar, yani anayasayı bizzat kendisi çiğneyen cumhurbaşkanı, sınırsız yetkiler istiyor ve yeni anayasayı onaylamamızı istiyor. Çocuklarımızı Ensar karanlığında tecavüze muhatap bırakan, Kaimder yurtlarında ölümün kollarına atan, küçücük beyinleri örümcek kafalarına benzetmeye çalışan bu iktidara yanıtımız elbette HAYIR!

Ülkemiz, halkımız, çocuklarımız adına AKP ile geçen 15 yıl,  gericiliğin eğitimin her düzeyinde yuvalandırıldığı, ticarileşmenin üst noktaya vardırıldığı kara bir tabloyu ortadan kaldırmak için elbette HAYIR!

AKP’nin örtük / açık ajandasını eğitimde de tek tek gerçekleştirmek için; eğitim bilimini hiçe sayan, çağdaş-laik eğitimin zerresine tahammül etmeyen pervasız adımlarına, ülkemizi on yıllarca geriye götüren, piyasacılıkta Özal’a rahmet okutan uygulamalarına dur demek için elbette HAYIR!

Neden Hayır, neden AKP varsa  umut yok!

15 yıllık süreçte AKP’nin ticarileşme ve dincileştirmenin at başı gittiği uygulamaları bu soruların açık yanıtıdır.

Geçen 15 yılda temel kamu hizmetlerini piyasaya açmaya dönük adımlar büyük ivme kazanmıştır.  Eğitime ayrılan bütçe  rakamsal olarak büyümesine karşın eğitimin ihtiyaçları ve artan nüfus açısından bir anlam ifade etmemektedir. Kaldı ki bu bütçenin yüzde 69’u personel ve zorunlu giderlere ayrılmış, MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay ise yüzde 18’den yüzde 9’a düşürülmüştür. Bunun anlamı şudur:  2017 yılında da okul-derslik eksikliği sorunu, fiziki alt yapı ve donanım yetersizliği, öğretmen açığının devam etmesi, taşımalı eğitimin kaldırılmayacağı, çocuklarımızın bağnazların işlettikleri yurtlardan kurtarılmaması, devlet okullarında bile velilerin gelir durumuna göre okullar arası adaletsizlik, şirkete dönüştürülen Okul Aile Birlikleri ile velilerin gelir yaratmaya zorlanması devam edecek!

AKP, eğitim yatırımlarına ayırmadığı kamu kaynaklarını özel okullara ayırmakta beis görmüyor. Son dört yılda özel ilkokul sayısı 992’den 1389’a, ortaokul sayısı 904’ten 1555’e yükselmiştir. Özel okullara giden öğrencilere teşvik verilerek kamu kaynakları özel sektöre aktarıldığı gibi kamusal eğitim değersizleştirilmiştir. Özellikle FETÖ ile mücadele adıyla yapılan dershaneleri kapatma girişimi “Temel Lise” adıyla yarı dershane yarı okul işlevli tuhaf kurumlar yaratmış, eğitimdeki özelleştirmenin büyük adımlarından biri gerçekleştirilmiştir. Veliler tüm olanaklarını zorlayarak sınava endeksli bu sistemde temel liselere yönelmekte, devlet okulları da zorunlu olarak dershane tarzı eğitim-öğretim yapmaya zorlanmaktadır.

  • FATİH projesi, Eğitim kampüsleri gibi uygulamalarla kamu kaynaklarını özel sektöre aktarılmış, kimi zaman okullar özel sektörün reklam ve pazarlama alanı haline getirilmiştir. Büyük bir kamu hizmeti yapılıyor gibi sunulan ücretsiz ders kitabı dağıtılması velilerin yükünü azaltmış olsa da yine ders kitaplarının basımı vb. konuda da kamu kaynakları özel sektöre aktarılmaktadır.
  • AKP ile giderek artan gelir dağılımındaki adaletsizlik en fazla eğitim harcamalarında görülmüş; zenginler yoksullara göre eğitime 50 kat para harcamıştır. Yani AKP diyor ki “PARAN KADAR EĞİTİLİRSİN!”

4+4+4 uygulaması ile başlayan kesintili eğitim kız çocuklarını okuldan uzaklaştırmış, çocuk gelinliğin önünü açmıştır. İlkokul çağındaki 129 bin 123 kız, ortaokul çağındaki 151 bin 952 kız, lise çağındaki 677 bin 740 kız öğrenci okula hiç kayıt yaptırmamıştır. 18-24 yaş arasındaki kadınların yüzde 41’i ortaöğretimi tamamlayamadan eğitimden ayrılmıştır. Yani “Haydi Kızlar Eve!” denilmiştir.

Bunun yanı sıra kesintili eğitim çocuk işçiliğin önü açılmış; toplam 1 milyon 471 bin 17 öğrenci okula hiç kayıt yaptırmamış, ortaokulu bitiren 258 bin öğrenci hiçbir okula kayıt yaptırmamıştır.  Bunun anlamı çocukların güvencesiz ve çağ dışı koşullarda, tarım işçiliğinde çalışmaları ve iş cinayetlerine kurban gitmeleridir. Son üç yılda en az 176 çocuk iş cinayetine kurban gitmiştir.  Yani “Haydi Çocuklar İşe!” denilmiştir.

Rakamlar durumun korkunçluğu hakkında daha iyi fikir verebilir:

6-18 yaşlarında zorunlu eğitim çağında 19 milyon 659 bin 591 çocuk var. Bu çocukların 2 milyon 715 bin 81’i yani yüzde 14’ü okula gidemiyor. Okula hiç kayıt yaptırmayan çocuk sayısı ise 2 milyon 70 bin 633.

“Meslek Lisesi Memleket Meselesi” diyerek sanayi ve iş çevrelerine ara eleman yani ucuz işgücü yaratmak üzere projeler yürütülmüş, protokoller ile işbirliğine gidilmiştir. Geçtiğimiz günlerde de meslek liselerinden üniversitelere sınavsız geçiş kaldırılmış meslek liselerini desteklemelerindeki asıl niyet ortaya konulmuştur.

AKP iktidarı boyunca değişen 6 Milli Eğitim Bakanı yönetiminde sınav merkezli eğitim yap boz tahtasına dönmüş, sınav sisteminde 11 kez değişikliğe gidilmiştir. Çocuklarımız sınav baskısı altında çocukluklarını yaşayamıyor, kendilerini gerçekleştirebilecekleri hiçbir etkinliğe zaman ayıramıyorlar. Veliler, çocuklarının içinde bulunduğu yarış ve rekabet ortamında çaresizlik yaşıyorlar, hem ekonomik olarak hem duygusal çıkmazda debeleniyorlar. Eğitimciler ise eğitsel kazanımlardan çok akademik bilgi vermeye zorlanıyor, sınav başarısının sorumlusu olma yükünün altında eziliyor, okul yönetimlerinin sınav başarısına dönük baskılarına muhatap oluyorlar.

AKP’li yılların yarattığı en büyük tahribat ve onarılması en zor durum ise gericiliğin eğitimde geldiği boyuttur. Bu süreçte eğitimde atılan her adımla gericilik ilmek ilmek örülmüştür. Her geçen yıl bir öncekini aratırcasına toplumu tersine çevirecek kararlar alınmış, uygulamalar gerçekleştirilmiştir.

Müfredat değişiklikleri sürekli kılınmış, son müfredat ile başta evrim teorisinin kaldırılması olmak üzere bilim ilkeleri yok sayılmış, Atatürkçülük konularının azaltılması gibi dikkat çekici değişiklikler yapılmıştır. Müfredat değişikliklerinde  bilimsel kriterlerden uzaklaşılmış, bilimsel çevreler ve eğitim örgütleri muhatap alınmamıştır.

Ders kitaplarına dinsel motifler yerleştirilmiş, batı kökenli efsanelere bile İslami ifadeler yerleştirilmiştir. Bilim derslerinin sayısı azaltılmış,  iki saatlik din dersinin yanı sıra seçmeli ders uygulaması getirilmesi bahanesiyle üç ayrı din dersi, seçmeli dersler arasına serpiştirilmiştir. Diğer derslere göre daha fazla din kültürü öğretmeni atanması, diğer derslerdeki öğretmen yetersizliği bahanesiyle öğrenciler bu derslere yönlendirilerek bu dersler zorunlu- seçmeli hale getirilmiştir. Yani çocuklarımız, henüz soyut kavramları algılama ve bu kavramlarla karşılaşmak için pedagojik olarak sakıncalı oldukları yaşlarda haftada 8 saate varan din eğitimine muhatap olabiliyorlar.

Okul öncesinden başlayan zorunlu din dersi, dini içerikli tören ve yarışmalarla bombardımana dönüşüyor, küçük zihinlerin genetiği ile oynanıyor. Reşit olmayan çocuklara getirilen türban serbestisi ile dindar nesil projesi perçinleniyor, imamlara okulların kapısı açılıyor, imam hatipleştirilmiş okullarda imamlaştırılmış öğretmenlerle çocuklarımız baş başa kalıyor. Okul öncesinin ücretli olması nedeniyle yoksullar çocuklarını camilerdeki sıbyan mekteplerine göndermek zorunda kalıyorlar.

Başta aleviler olmak üzere tüm mezhep ve inançlar yok sayılarak tüm çocuklar Sünni İslam esaslarına göre eğitiliyor ve biçimlendiriliyorlar.

AKP, kamusal eğitime ayırmakta imtina ettiği kamu kaynaklarını İmam Hatipler için seferber ediyor. 4+4+4’le İHL’lerin ortaokul kısımları açılmış, okul sayıları 1961’e öğrenci sayısı ise 524 bin 295’e ulaşmıştır. Anadolu İmam Hatip Liselerinde ve İmam Hatip Ortaokullarında toplam 1 milyon 201 bin 500 öğrenci eğitim görmektedir.  Bugün liseye giden her 100 öğrenciden 15’i İHL’ye gitmektedir. Yemek ve servislerin ücretsiz olması yoksul aileleri İmam Hatiplere yönlendirmektedir.

Ayrıca kuran kurslarında yaş sınırının kaldırılması ile somut zeka gelişimini tamamlamamış oyun çağındaki çocuklar dinsel eğitime yönlendiriliyorlar, adeta camiler kamusal eğitime seçenek olarak yaratılıyor. Yaratılan seçenek şimdiye değin yaratılan dinsel altyapı ile uyum gösteriyor ve rakamlar şimdiden ürkütücü boyutlara ulaşıyor: 2015-2016 döneminde 463 ilçede 2 bin 53 “4-6 yaş Kur’an kursu” bulunmakta, bu kurslarda 3 bin 17 öğretici görev yapmakta, toplam 55 bin 347 öğrenci (27 bin 481’i erkek, 27 bin 866’sı kız) yer almaktadır.

AKP dinci vakıfları, onlar da AKP’yi besliyor. 13 Eylül 2014’te Resmi Gazete’de yayımlanan yasal düzenlemeyle MEB; başta TÜRGEV ve Ensar Vakfı olmak üzere Furkan Vakfı, Hizmet Vakfı, Hayrat Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı gibi dini vakıfların devlet okullarında başta “değerler eğitimi” olmak üzere çeşitli konularda ders ve seminer verebilmesinin, kendi yayınlarını dağıtabilmesinin ve öğrencileri kurumlarında stajyer olarak eğitebilmesinin yolu açılmıştır. Bu düzenlemeyle okullarda her türlü yobazın seminer vermesinden, dini içerikli yarışma yapmasında sınıflara kumbaralar koyup para toplamaya kadar her türlü etkinlik gerçekleştiriliyor.

AKP, paralel ile mücadele gerekçesiyle kapatılan/ el koyulan okulların boşluğunu Maarif Vakfını kurarak dolduruyor.

Köy okullarının kapanması sonucu yoksul çocuklar, ücretsiz olan ve İslamcı militan yetiştirme işlevi gören yurtlara sığınmak zorunda kalıyor.  Birçoğunun yasal dayanağı olmayan bu ev veya yurtlarda iş yaptırılıyor, zorla namaza götürülüyor, en korkuncu istismara uğruyorlar. Aladağlar katliamı tüm kamuoyunun hafızasındadır. Ne yazık ki Karaman’da ayyuka çıkan çocuk istismarı ile ilgili korkunç olaya sürekli yenileri ekleniyor.

Laik okul kültürünü yok etmek için karma eğitim hedef alınıyor. İmam Hatiplerden başlanarak tek cinsiyetli okullar fiili olarak uygulanıyor.

Laik niteliği olan başarılı okulların “proje okul” uygulaması adı altında niteliği değiştirilmeye çalışılıyor.  Öğretmenler sürülüyor, veliler isyan ediyor.

Bu politikanın sonuçları ortada :  OECD’nin 2015 PISA testi sonuçların göre eğitim sistemimiz 70 ülke arasında fen bilimlerinde 52, matematikte 49, okumada 50. sırada.

KENDİ GİTTİ ADI KALDI YADİGAR: ÜNİVERSİTELER

AKP iktidarında hiçbir alt yapı hazırlığı gerçekleşmeksizin, nitelikli ve yeterli öğretim üyesi olmaksızın ülkenin her yerinde mantar gibi çoğalan üniversiteler nedeniyle yükseköğretimin niteliği oldukça düşmüştür; cehaleti öven profesörler korunup kollanmış, bilimsel çalışma yürütenler işlerinden edilmiş, hakları gasp edilmiş, her türlü baskı ve mobbing uygulanmıştır.

Üniversitelerde biat kültürüne uymayan her kesim disiplin soruşturmaları ve cezaları ile karşı karşıya kalmakta, ceza davalarına konu olmakta, gözaltı ve tutuklama ile ıslah edilmeye çalışılmakta ya da bu değerleri toplumsallaştırmak ve savunmak için mücadele veren emekçilerin üniversiteler ve öğrenciler ile bağı koparılmaktadır.

Bu anlayış, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası üniversiteleri ve üniversitelerdeki aydın, çağdaş bilim insanlarını etkisizleştirmek için uygun ortam bulmuştur. Bugüne kadar çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle yükseköğretim alanında 4504 akademisyen ve 1096 idari personel olmak üzere toplam 5600 çalışan ihraç edilmiştir. İhraç edilenlerin  125’i Eğitim Sen üyesidir.

YÖK, Saray’ın talimatlarını uygulayan ve onaylayan bir araç olmaya indirgenmiştir. Akademinin ve üniversitelerin “suç üretim merkezleri”, “terör yuvaları” olarak görülmesi ve baskılanması anlayışı yeni yasalaşan “Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği”ne yansımıştır. Bu yanlarıyla hem YÖK hem de yeni disiplin yönetmeliği 12 Eylül faşist darbecilerinin aklına rahmet okutacak bir niteliğe bürünmüştür.

Şubat ayı başında Cumhuriyet tarihinin en eski ve sembol üniversitelerinden biri olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne, Cebeci kampüsüne, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne ve Türkiye’nin aydınlık, ilerici birikime sahip çıkan üniversitelerine ve buralardaki yüzlerce bilim insanına yönelik kitlesel bir kıyım gerçekleşmiştir.

Taleplerimiz

Eğitim ve bilgiye ulaşmak anayasal bir haktır. Bu haktan hiç kimse mahrum bırakılmamalı ve 12 yıllık kesintisiz eğitim derhal hayata geçirilmelidir.

Okul öncesi eğitim zorunlu olmalı, bireylerin kendi yetenekleri doğrultusunda eğitim, okul öncesinden başlayarak yüksek öğretime kadar bütünlüklü bir eğitim programı planlanmalıdır.

Eğitim, kamu hizmeti olarak herkese eşit ve adil olarak sunulmalı ve bu alandaki her türlü ticari faaliyete son verilmelidir. Eğitim hizmeti almak isteyen her birey koşulsuz ve engelsiz bu olanağa sahip olmalıdır.

Örgün eğitim dahilindeki her öğrencinin temel gereksinimleri kamu güvencesine alınmalıdır.

Okul ortamı  (eğitim- öğretim) ticarileşme, verimlilik, rekabet gibi piyasacı anlayışa dayanan kavramlardan tamamen uzaklaştırılmalıdır.

Yaşam boyu eğitim anlayışıyla tüm bireylerin her yaşta ve koşulda eğitim hakkından yararlanabileceği düzenlemeler yapılmalıdır.

Eğitimdeki cinsiyetçi politikalara son verilmelidir. Kız çocuklarını eğitim ortamından uzaklaştıran düzenleme ve uygulamalar kaldırılmalıdır. 4+4+4 yasası ile kesintili eğitimin önünü açan ve çocuk gelinlere prim veren düzenlemeye derhal son verilmelidir. Okullardaki gerici ve cinsiyetçi yaklaşımla kız çocuklarını ikinci sınıf olmaya zorlayan anlayıştan uzaklaşılmalıdır. Müfredattaki cinsiyetçi ve homofobik içerikler çıkarılmalıdır.

Cemaat okulları ve dershanelerinin kapatılması girişimiyle eğitimde büyük ölçekli özelleştirmenin adı olan temel liseler kapatılmalı, kamusal eğitimi esas alan eğitim düzenlemesi yapılmalıdır.

Sınav merkezli eğitim anlayışı derhal terk edilmelidir.

Engelli öğrenci ve eğitimcilerin önündeki her türlü “engel” kaldırılmalı ve eğitim ortamının bir parçası olabilmeleri için her türlü önlem alınmalıdır.

Anadilinde eğitim hakkı herkes için sağlanmalıdır.

Okulların İmam Hatibe dönüştürülmesine, okul içinde İmam Hatip sınıfları açma uygulamalarına son verilmeli; imam hatipler kapatılmalıdır. Okullara açılan mescit vb. dinsel mekanlar kapatılmalıdır.

Zorunlu ve seçmeli zorunlu din dersi uygulamalarına son verilmeli, dini öğeler eğitimin her kademesindeki müfredat programları da dahil olmak üzere tüm ders kitaplarından çıkarılmalıdır.

Dinci vakıflara, derneklere eğitim alanından el çektirilmelidir.  Diyanet, dini tarikat ve yapılanmalarla her türlü protokol, iş birliği, ortak proje iptal edilmeli, kamu kaynaklarının bu yapılanmalara aktarılmasına son verilmelidir.

Eğitimin her kademesi bilimsel ve laik esaslara göre düzenlenmelidir. Bu yüzden bütün cemaat ve tarikat okulları kapatılarak bu okullar kamulaştırılmalı, başka bir gerici yapılanmaya peşkeş çekilmemelidir.

Tüm eğitim kurumlarında din görevlilerine hiçbir görev verilmemelidir.

Eğitim hizmeti veren kamu görevlilerinin dini tercihlerini gösteren herhangi bir simge göstermeleri yasaklanmalıdır.

AKP/FETÖ ürünü olan 4+4+4 kaldırılmalı, laik, bilimsel, kamusal esasları yok sayan her türlü düzenleme ve uygulamadan vazgeçilmelidir.

Eğitimde müfredat değişiklikleri; bilimsel kriterler esas alınarak ve eğitim programcıları, eğitim örgütleri ve akademinin işbirliğiyle yapılmalıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı, yandaş sendika güdümünde eğitim politikası belirlemekten vazgeçmelidir. Tüm eğitim örgütlerine eşit mesafede olmalı ve işbirliğinde de aynı anlayışla hareket etmelidir.

Bütçedeki en büyük pay eğitime ayrılmalı ve en kısa zamanda OECD ortalaması yakalanmalıdır.

Dershanelere endeksli, özel okulculuğu teşvik eden, velileri ekonomik olarak büyük külfete sokan eğitim anlayışı terk edilmeli, her bireyin eşit ve adil olarak yararlandığı kamusal bir eğitim hedeflenmelidir.

Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılmasına son verilmeli, devlet okullarına ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.

Piyasanın ihtiyaçlarına göre değil, insanların kendilerini gerçekleştirebileceği bir eğitim modeli hedeflenmelidir.

Proje okul adıyla laik ve başarılı okulların niteliğini değiştirecek uygulamalara son verilmelidir.

Demokratik ve katılımcı bir eğitim ortamı için eğitimin paydaşlarının (öğrenci, öğretmen, veli) eşit söz sahibi olduğu bir okul- eğitim ortamı oluşturulmalıdır.

Eğitim emekçileri üzerindeki her türlü baskı ve örgütlenme üzerindeki engel kaldırılmalıdır. FETÖ ile mücadele bahanesiyle emek ve demokrasi mücadelesi içerisindeki emekçileri işinden eden KHK kararları iptal edilmeli ve her türlü mağduriyetleri eksiksiz telafi edilmelidir.

Eğitim örgütleri, eğitimciler ve eğitim alanına ilişkin her türlü uygulamada muhatap alınarak söz sahibi olarak kabul edilmelidir

Eğitim emekçilerinin 3600 ek gösterge talepleri doğrultusunda düzenleme yapılmalıdır. Tüm eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır.

Öğretmen atamalarında her türlü yazılı sınav ve mülakat kaldırılmalı, ataması yapılmayan öğretmenler bir önce öğrencilerine kavuşturulmalıdır. Sözleşmeli, ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmeli, eğitimcilerin güvencesiz çalıştırılması uygulamasına son verilmelidir.

Rektör, dekan vb. yöneticiler akademik, idari, teknik personel ile statüsü ne olursa olsun yardımcı hizmetlerde çalışan emekçiler ve öğrenciler de dahil olmak üzere bütün üniversite bileşenlerinin katılımıyla eşitlikçi ve demokratik bir şekilde seçilmeli, KHK ile getirilen atama uygulamasından derhal vazgeçilmelidir.

Üniversitelerde polisin varlığına son verilmeli; üniversiter yaşamın güvenlikçi, cezalandırma mantığı ile uygulanan disiplin yönetmelikleri eliyle düzenlenmesine son verilmelidir.

Üniversiteler, bilimsel özgürlük, akademik özerklik, kamusal finansman, özerk ve demokratik yönetim gibi evrensel ilkeler temel alınarak yeniden yapılandırılmalıdır.

EĞİTİM RAPORUNUN TAMAMINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

WhatsApp Image 2017-03-15 at 11.32.10 WhatsApp Image 2017-03-15 at 11.32.12 WhatsApp Image 2017-03-15 at 11.32.15 WhatsApp Image 2017-03-15 at 11.32.22 WhatsApp Image 2017-03-15 at 11.32.27 WhatsApp Image 2017-03-15 at 11.32.36 WhatsApp Image 2017-03-15 at 11.33.40 WhatsApp Image 2017-03-15 at 11.33.43 WhatsApp Image 2017-03-15 at 11.33.47 WhatsApp Image 2017-03-15 at 12.26.55 WhatsApp Image 2017-03-15 at 12.41.52 WhatsApp Image 2017-03-15 at 12.41.53 WhatsApp Image 2017-03-15 at 12.41.54