EMPERYALİZME VE SİYASAL İSLAMA KARŞI BARIŞI KAZANALIM

431

1 Eylül Dünya Barış gününde ülkemiz ve dünya, savaşların yarattığı büyük yıkımlarla karşı karşıya. Ortadoğu ile birlikte dünyanın pek çok noktasında savaşlar sürüyor. Son günlerde Arakan’da yaşanan şiddet ve katliamlar kanlı dünyanın yüzlerinden birisi. 1 Eylül’de masum insanların kanının dökülmediği, yoksul halkın birbirini kırmadığı bir dünya özlemimizi bir kez daha paylaşıyoruz.

Amerikan emperyalizmi, Ortadoğu’da uzun süreli bir savaş sürdürüyor. Amerika’nın demokrasi ve özgürlük vaatleriyle müdahale ettiği Afganistan ve Irak’ta savaş ve işgalin yarattığı yıkımın sonuçları tüm bölgeyi kuşatmış durumda. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) stratejisi Ortadoğu’nun enerji kaynaklarına el koymayı ve enerji geçiş hatlarının kontrolünü sağlamayı, aynı zamanda bölgeyi küresel sermayenin sınırsız dolaşım haritasına eklemeyi içeriyordu. Bu hedef doğrultusunda başlatılan acımasız müdahalelerin en son ve trajik durağı Suriye oldu.

Emperyalist Müdahalecilik Bölgemizi Etnik ve Mezhepsel Temelde Dağıttı, Parçaladı
Emperyalist müdahale sonunda bölgemiz etnik ve mezhepsel bir parçalanma ve dağılma ile yüz yüze kaldı. Bu müdahaleler sonunda artık Afganistan, Irak, Libya ve Suriye bir ulusal devlet olarak bütünlüğünü koruma imkanlarını kaybetti. Üç parçalı Irak, etnik ve mezhep temelli ayrımı aşarak, yurttaşlık hukuku temelinde demokratik birliğini sağlama şansını her geçen gün daha çok kaybediyor. Suriye fiilen parçalandı, kaderi emperyalizmin ve uluslararası güçlerin güdümüne sokuldu. Suriye’de şimdi savaş açtıkları IŞİD’den El-Kaide’ye cihatçı çetelerin bizzat Amerika önderliğindeki Batı emperyalizminin ve bölgedeki işbirlikçilerinin desteğiyle geliştiği hatırdan çıkarılmamalıdır. Bugün gelinen noktada ölümler, açlık ve büyük göçler milyonlarca insanın hayat çizgisini değiştirdi, milyonlarca insanın yaşam hakkı, geleceği ve onuru ayaklar altına alındı.

Siyasal İslam Emperyalist Projenin Parçası Olarak Geliştirildi
Türkiye dahil Siyasal İslam, bu müdahale planı doğrultusunda ABD tarafından desteklendi. Yeni bir hilafet hattı kurma sevdasındaki AKP ve Cemaat ittifakı, Ortadoğu’da emperyalist hegemonyayı tesis etmenin aracı olarak denkleme dahil edildi. Cumhuriyet’in “yurta sulh cihanda sulh” temelli dış politikası pasif ilan edilerek, yeni-Osmanlıcılık adı altında fetihçi-mezhepçi zihniyet emperyalist merkezler tarafından parlatıldı. Bunun sonucuda Türkiye tarihinde ilk kez komşu bir ülkenin rejimini değiştirmek için Suriye’de savaşa girerken ülkedeki etnik ve mezhepsel fay hatlarını derinleştirdi.

1 Eylül şimdi ilkesel anlamda barış özlemimizi dile getirdiğimiz bir gün olmanın ötesinde, barış ve özgürlüğün ancak emperyalizme karşı mücadele temelinde, Ortadoğu halklarının kendi özgür iradesiyle kazanılabileceğini net olarak ifade etmek için de bir fırsattır.

Kürt Sorunu Amerikan Müdahaleciliğinin Çekim Alanına Sokuldu
Barış bilindiği gibi ülkemiz için yıllardır eksilmeyen acil ve can yakıcı bir sorundur. Kürt sorunu bir arada yaşama iradesinin perçinlendiği, Kürt halkının kimlik taleplerinin demokratik süreçler sonunda tanındığı bir çözüme kavuşturulamamıştır. Ne yazık ki Kürt sorunu Suriye savaşı ile birlikte Amerikan müdahaleciliğinin çekim alanına girmiştir. Bugün Kürt sorununun ülkemizdeki seyri Suriye’deki savaşın seyrine bağlanmıştır. Suriye’yi parçalayan etnik-mezhepsel çatışma dalgası ülkemizi de içine almıştır.

Suriye’ye Askeri Müdahale İçerde ve Dışarıda Savaşı Derinleştirir
AKP, Suriye’de rejim değiştirmek için giriştiği savaşta ülkemize her anlamda kaybettirmiştir. Ülkemiz patlamaya hazır bir cihatçı üssü hale gelmiştir. Bugün, Suriye’ye yönelik yeni askeri müdahale sinyalleri verilirken, bu zamana kadar yaşanan acı deneyimlerden ders alınmadığı da görülmektedir. Afrin’e yönelik müdahale içeride ve Suriye’de çatışmayı körüklemekten, Türkiye’yi etnik çatışma çemberine daha fazla sürüklemekten başka bir sonuç üretmeyecektir.

Emperyalist Müdahaleciliğin Parçası Olunarak Barış Kazanılamaz
Barışı kazanmanın yolu öncelikle emperyalizmin savaş tezgahını bozmak, emperyalizmin bölgeye yönelik egemenlik kurma stratejisine karşı direnmekten geçiyor. Irak’ta, Suriye’de yaşanan kaos ortamında, Amerikan hegemonyasında alınacak inisiyatifler, bölgedeki dağılmayı daha da derinleştirme ve yeni etnisite-mezhep temelli iç savaşların yolunu açma riski taşımaktadır.

Irak’ta Çözüm Toprak Bütünlüğü Çerçevesinde Demokratik Birliktir
25 Eylül’de Irak’ta gerçekleştirilmesi planlanan Kürdistan Bağımsızlık Referandumu bu bütünlük içinde ele alınmalıdır. Elbette bir halk kaderini tayin etmeli ve istediği gibi yaşamalıdır. Ancak, bugün dağılmış bir pazar yerine dönen Irak ve Ortadoğu coğrafyasında gerçek bir bağımsızlığı ve özgürlüğü kazanmak mümkün olmayacaktır. Kerkük’ün referanduma dahil edilmesi de tarihsel bir gerekliliğin yerine gelmesinden öte kaos koşullarının yarattığı bir fırsatı değerlendirmek izlenimi vermektedir. Daha büyük çatışmaların ve hesaplaşmaların kapısını aralamak tehlikesi taşımaktadır. Irak’ta ve Suriye’de çözüm, söz konusu ülkelerin toprak bütünlüğü çerçevesinde demokratik birliği sağlamanın yollarını aramaktan geçiyor.

Emperyalizme ve Siyasal İslama Karşı Barışı Kazanalım
Bugün savaşın ve büyük güçlerin belirlediği bu yıkılmış coğrafyada barışı sağlamak, demokratik temelde bir arada yaşam zeminlerini güçlendirmek kuşkusuz ki zordur. Ancak, bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; emperyalist müdahaleciliğin bir parçası olarak bunu başarmak imkansızdır. ÖDP, ülkemizi Siyasal İslam’ın soktuğu bu cendereden kurtarmak, topraklarımızda barışı güçlendirmek için, savaşı derinleştiren, etnik çatışmayı körükleyen her tür anlayışa karşı mücadele edecektir. Demokratik ve eşitlikçi bir Türkiye arayışının en önemli halkaları barış ve Kürt sorununda demokratik çözüm olacaktır.

Barışı kazanacağımız günler ve bayramlar umuduyla…

Başkanlar Kurulu