EMEKÇİLER 10 MADDEDE HAYIR DİYOR

565

15 yıldır emekçilerin; ekmeği daha fazla küçülmüş ve güvencesiz çalışması yaygınlaşmıştır. 15 yıldır emekçinin; ekmeğini ve hayatını ilgilendiren bütün meselelerde patronların yanında saf tutan AKP, halkın geçim derdi büyürken başkanlık referandumunu önümüze koymuştur. Emekçilerin kazanımlarının gasp edilmesini iktidar açısından daha da kolaylaştıracak ve tek adam sistemini kurumsallaştıracak bu referandumda emekçilerin tercihi HAYIR olmalıdır.

10 Maddede Emekçiler Neden Hayır Demelidir?
1-) AKP’li yıllarda güvencesiz-esnek çalışma yaygınlaşmış, emekçiler işsizlik tehdidiyle çalışmak zorunda bırakılmıştır. AKP; henüz iktidarının başında, 2013 Mart ayında 4857 sayılı İş Kanunu’nun iş güvencesi kapsamını 10 işçiden 30 işçiye çıkartarak küçük işyerlerinde çalışan işçileri tamamen iş güvencesinin kapsamı dışında bırakmıştır. Yine bu yıllarda, taşeron çalışma yüzde 400’lere varan bir şekilde artmış ve çalışma hayatı ‘taşeron cehennemine’ çevrilmiştir. 2016 yılının mayıs ayında; taşeron çalışmayı bile ‘mumla aratacak’ kiralık işçilik yasası meclisten geçmiş, halk arasında dayıbaşılık diye bilinen kölelik sistemi yasallaşmıştır.

Güvencesiz, esnek çalışmaya HAYIR!
2-) 2008 yılında, sendikaların ve emekçilerin bütün itirazlarına rağmen yeni ‘Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası’ yasasıyla emeklilik yaşı 65’e kadar çıkartılmıştır. Emekli olmak için doldurulması gereken prim gün sayısı artırılmıştır. Kendi isteğinle işten ayrıldığında kıdem tazminatı alma hakkı 15 yıl 3600 gün prim ödemeden 25 yıl 5400 gün prim ödemeye çıkartılmıştır. 2016 Ağustos’unda çıkan Zorunlu BES’le beraber, cebimizden çıkacak paralarla sermayeye kaynak sağlanması hedeflenmiş ve uzun vadede sosyal güvenliğin özelleştirilmesinin yolu açılmıştır.

Mezarda emekliliğe ve sosyal güvenlik hakkımızın gasp edilmesine HAYIR!
3-) 2002 Kasım’ından 2017 yılına kadar 18.000’den fazla işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir. 2016 yılında en az 1970 işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir. 301 işçinin öldüğü Soma katliamının olduğu 2014 yılında ise 1886 emekçi kardeşimiz, iş cinayetlerinde hayatını kaybetmişti. 2017 yılının ilk iki ayında ise en az 287 işçi kardeşimiz, patronların kar hırsı yüzünden yaşamını yitirmiştir. AKP’nin bu iş cinayetlerine tepkisi ise önlemek için çalışmak değil normalleştirmek olmuştur. Bu cinayetler, kader olarak gösterilmiş ve işin fıtratının bu olduğu utanmadan söylenmiştir.

İş cinayetlerine HAYIR!
4-) İşçiler, aldıkları ücretlerden kesilen paralarla oluşan işsizlik fonunda biriken paranın ancak küçük bir kısmını geri alabilmiştir. 2002 yılından beri sadece 14 Milyar TL işçilere fondan ödenirken, bu yılın 9 Şubat tarihli KHK’sinde işverenlere bir çırpıda ödenen miktar 13 Milyar TL’dir. İşsiz kaldığımızda kullanalım diye ücretlerimizden kesilen paralar, patronlara ‘teşvik’ adı altında peşkeş çekilmiştir. Daha önce de işsizlik fonunun duble yollarda kullanıldığı bakanlar tarafından açıklanmıştı.

Yağmacılara, talancılara HAYIR!
5-) 15 yıldır başta metal ve cam sektörlerinde yapılan 11 büyük grev yasaklandı. Bu yılın başında; 20 Ocak’ ta Birleşik Metal-İş’ in EMİS’ le yaşanan toplu iş sözleşmesi uyuşmazlığı sebebiyle 2200 işçiyle greve çıkması, Bakanlar Kurulu tarafından ‘milli güvenlik’ gerekçesiyle yasaklandı. OHAL’ den sonra KHK ile grev yasağının kapsamı genişletildi. Anayasa Mahkeme’ sinin daha önce grev yasağı kararını iptal ettiği bankacılık ve şehir içi ulaşım sektörleri de grev yasağı kapsamına dahil edildi. Son olarak Akbank çalışanlarının grevi yasaklanmıştır.

Toplu sözleşme hakkımızı gasp edenlere HAYIR!
6-) 2002’de asgari ücret 8 çeyrek altına denk gelirken 2017’de 5 buçuk çeyrek altına denk gelmektedir. Asgari ücret; açlık ve yoksulluk sınırının altındadır. Yine bu yıllarda emekçiler borç batağına saplanmış ve bu yıllarda emekçilerin borçları artmıştır.

Hayat pahalılığına HAYIR!
7-) 1 Kasım seçimlerinden önce taşerona kadro vaadini seçim meydanlarında dillendiren AKP, iktidara gelir gelmez 100 gün içinde vaatlerini yerine getireceğini söylemiştir. Ancak seçimlerin üstünden 1,5 sene geçmesine rağmen taşeron çalışanların kadroya geçme umudu yerine getirilmemiştir. ‘Devrik başbakan’ Ahmet Davutoğlu’nun geçen sene ‘kamuya alacağız’ diye açıkladığı durumun da başka bir güvencesiz çalışma biçimi olan ‘Özel Sözleşmeli Personel’ statüsü olduğu çok geçmeden anlaşılmıştı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Maliye Bakanı’nın referandum öncesi çeşitli basın kuruluşlarına verdiği demeçlerden de anlaşılacağı gibi taşeron işçilerin durumunun; kamu emekçilerinin güvencesini ortadan kaldıracak olan 657 sayılı yasanın değiştirilmesiyle beraber ele alınacağı açık bir şekilde görülüyor. Yani AKP, taşeron işçilere geçelim kadro vermeyi bütün çalışanları taşeronlaştırmaya çalışıyor.

Emekçiye yalan söyleyenlere HAYIR!
😎 AKP’nin yeni hedefi kıdem tazminatı hakkımızın gasp edilmesi. Binbir fedakarlık vererek kazandığımız pek çok kazanım AKP eliyle şimdiye kadar gasp edildi. Kıdem tazminatı hakkımızı da ortadan kaldırmak için çabalayan AKP; şimdiye kadar emekçilerin, sendikaların ve toplumsal muhalefetin itirazları sonucunda kıdem tazminatı hakkımıza dokunamadı. Ancak AKP’li bakanların da açıkça söyledikleri, referandumdan sonra kıdem tazminatının fona devredilmesi konusu yeniden gündeme gelecek. Referandumdan evet çıkarsa, başkan tek bir kararnameyle kıdem tazminatı hakkımızı ortadan kaldırabilecek.

Kıdem tazminatımız için HAYIR!
9-) Emekçilerin hak arama mücadelesi ancak demokrasinin geliştiği rejimlerde mümkündür. Kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırıldığı, yargı bağımsızlığının yok edildiği, meclisin fiilen lağvedildiği, tek bir adamın bütün yetkileri topladığı bir sistemde emekçiler sendikalaşamaz, yeni haklar elde edemez ve var olan haklarını da koruyamaz.

Haklarımızı kaybetmemek ve yeni haklar elde etmek için HAYIR!
10-) Dünya üzerindeki başkanlık rejimleri ve parlamenter rejimleri kıyasladığımızda başkanlık rejimlerinde işçilerin çalışma koşullarının daha olumsuz olduğu ortada. Sendikal hakların en çok korunduğu 13 ülkenin 11’i parlamenter rejimlerle yönetilmektedir. Başkanlık ve yarı başkanlık rejimlerinde sendikal haklar daha çok ihlal edilmekte, emekçiler daha fazla güvencesiz çalışmaktadır. Parlamenter rejimlerde sendikalaşma düzeyi ve toplu sözleşme hakkından faydalanma daha yüksekken, başkanlık rejimlerinde bu oranlar daha düşüktür. Başkanlık rejimlerinde işçiler daha çok çalışmakta, daha az yaşamakta ve gelir adaletsizliği daha ağır yaşanmaktadır. Başkanlık rejimlerinde ölümlü iş kazası oranları parlamenter rejimlerin iki katından fazladır. Kadın işçiler başkanlık rejimlerinde daha fazla baskıya, düşük ücrete ve güvencesizliğe maruz kalmaktadır. Ülkemizde çalışma koşullarının emekçiler açısından olumsuzluğu da göz önüne aldığımızda getirilmek istenen sistem emekçilere daha fazla sömürü, güvencesizlik, yoksulluk getirecektir.

Başkanlık rejimine HAYIR!

ÖDP İŞÇİ EMEKÇİ ÇALIŞMA GRUBU

3emekci 2emekci 1Emekci