Eğitim Sistemi AKP Eliyle Çürümeye Mahkûm

1802

Bugün, okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve lise sıralarındaki 15 bini aşkın öğrenci karnesini aldı.
2013-2014 eğitim-öğretim dönemi, eğitimin temel sorunlarının derinleştiği ve bu sorunların çözümüne yönelik herhangi bir adımın atılmadığı bir dönem olarak geride kaldı.

Kamusal ve laik eğitimin tamamen tasfiye edildiği bir dönemin başlangıcı olan 4+4+4, aynı zamanda sermayenin ve dinsel muhafazakârlığın ihtiyaçlarına uygun bir eğitim ve toplum hayatının oluşturulması sürecini de beraberinde getirdi. Bununla bağlantılı olarak AKP’nin eğitimdeki dönüşüme biçtiği temel rol, sermaye çevrelerinin ihtiyaç duyduğu niteliklere sahip ucuz işgücünü üretmek için mesleki eğitimin önemini artırmak; muhafazakâr toplum hedefine uygun biçimde toplumun karakterini tek tipleştirecek eğitim hizmetini dinselleştirecek uygulamaları güçlendirmek ve “paran kadar eğitim” anlayışını özel okullar aracılığıyla yerleştirmek oldu.

AKP ile Cemaat arasındaki iktidar kavgasının bir aracı olarak gündeme getirilen dershaneler, bu amaçlara uygun olarak geçtiğimiz eğitim-öğretim döneminin en çok tartışılan sorunu oldu. Son Milli Eğitim Strateji Raporu’nda belirtildiği üzere 2014 yılına kadar ortaöğretime ve yükseköğretime geçiş sınavlarına hazırlık dershanelerinin özel okullara dönüştürülmesi hedefine paralel olarak sürdürülen olan tartışmalar, AKP’nin de Cemaat’in de eğitimin gerçek sorunlarını çözmeye niyeti olmadığını; dershane sistemine mahkûm edilen öğrencilerin iktidar ve rant mücadelesinin bir parçası yapılmaya çalışıldığını gösterdi.
Dershaneleri, ortaöğretime ve yükseköğretime geçişte zorunluluk haline getiren piyasacı ve sınav odaklı eğitim sisteminde ise hiçbir değişiklik yapılmadı. Geçtiğimiz dönem son olarak düzenlenen Seviye Belirleme Sınavı’nda Almanca ve İngilizce terslerinin cevap anahtarlarının karıştırılması üzerine 718 öğrencinin puanının yanlış hesaplanması, sınava giren tüm öğrencileri mağdur etti. 1 milyon 112 bin öğrencinin tamamını ilgilendiren bu hata sonucunda pek çok öğrencinin lisesinin değiştirilmesi, pek çoğunun kontenjan dışı kalması söz konusu olabilecek. Dönem başında hiçbir altyapı hazırlığı yapılmadan düz liselerin kaldırılması sonucunda, ortaöğretime geçiş sınavı olan SBS (Seviye Belirleme Sınavı) ile Anadolu ve Fen liselerine yerleşemeyen binlerce öğrenciyi açıkta bırakan ve onları meslek lisesi, imam hatip lisesi, açık liseye yönelten “zorunlu okul tercihi” yeniden öğrencileri mağdur edebilecek.

Kaldırılan Seviye Belirleme Sınavı’nda ortaya çıkan bu skandalın ardından, SBS yerine getirilen Yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemi’nin ilk uygulaması da yeni bir skandal ortaya çıkardı. İlk 6 sınavı 28-29 Kasım tarihlerinde yapılan yeni ortaöğretime geçiş sisteminde, din dersi sınavından muaf olan gayrimüslim öğrencilerin sınav sonuçları, muaf oldukları dersten “sıfır” notu verilerek hesaplandı. YGS ve LYS’de din sorularının sorulacak olmasının ardından, ortaöğretime geçiş sınavında da merkezi olarak sınavı yapılacak derslerden birinin Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi olmasıyla, seçmeli din derslerinde olduğu gibi din derslerini eğitim sistemine tamamen yerleştirme hedeflenmişti. Seçmeli din derslerini daha da seçilebilir kılmak üzere atılan bu adımın ardından yaşanan skandalla, MEB’in farklı inanç gruplarını ne denli yok saydığı ortadadır.

4+4+4 kademeli eğitim sistemi ile okuldan uzaklaşmanın artacağı; çocukların ucuz işgücü olarak piyasa koşullarına terk edilmesinin yanı sıra kız çocuklarının eğitimlerine devam etmeleri önündeki engelin ve çocuk gelinler sorununun artacağı defalarca dile getirilmişti. Kadını toplumsal yaşamdan koparmanın bir parçası olan kesintili eğitim sisteminin ardından, Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle liselerde evlilik meşrulaştırıldı ve böylece çocuk gelinlerin sayısı 181 binin üzerine çıktı. 12`sinde evlendirilen, 13`ünde çocuğu olan Kader Erten’in geçtiğimiz günlerde 14`ünde evinde silahla vurulmuş halde bulunması, AKP ve MEB destekli çocuk gelinler sorununun nasıl bir yara olduğunu bir kez daha gösterdi.

4+4+4 Eğitimi Çürüyor
4+4+4 eğitim sistemi, bir yandan AKP’nin eğitim alanına yaptığı müdahalelerin devamı olarak diğer yandan ise kurmak istediği düzen için yeni bir sıçrama hamlesi olarak yürürlüğe girmişti. 4+4+4’ün ortaya çıkardığı 60-72 ay aralığındaki çocukların ilkokula başlatılması, kalabalık sınıflar, okul dönüşümleriyle yaşanan öğrenci ve öğretmen sürgünleri, “zorunlu” seçmeli din dersleri, ders saatlerinin uzaması, kılık kıyafet yönetmeliğinde yapılan değişiklikle 9 yaşındaki kız çocuklarının dahi derse türbanla girmelerinin serbestleştirilmesine rağmen muhafazakâr-dindar yaşam biçimleriyle uyuşmayan giyeceklere izin verilmemesi, yasak kitapların artması, sansürlü müfredatın hız kazanması, öğrencilere savaşı ve cihadı öğütleyen şiir kitaplarının bizzat Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı eliyle dağıtılması, karma eğitimin tartışmaya açılması gibi sonuçlarının yanı sıra bu dönem ortaya çıkan sorunlar da göstermektedir ki, eğitim sistemi, AKP eliyle çürümeye mahkûmdur.

Eğitim sisteminin sorunlarının gerçek çözümü için;
Her yanıyla sorun üreten 4+4+4 eğitim sistemi kaldırılmalıdır.
Dershaneler de özel okullar da kapatılmalıdır.
Rekabete ve sınava odaklı eğitim sisteminden vazgeçilmelidir.
SBS’de ortaya çıkan yanlış hesaplamaların düzeltilmesi sürecinde tek bir öğrenci dahi mağdur edilmemelidir.
Yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemi’nin sonuçları yeniden hesaplanmalı; gayrimüslim öğrencilerin yaşadığı mağduriyet giderilmelidir.

Farklı inanç gruplarını yok sayan zorunlu/seçmeli din dersleri kaldırılmalı; bu dersleri rekabete dayalı sınav sisteminde belirleyici bir etken haline getirme çabalarından vazgeçilmelidir.
Eğitim alanında yapılan teşviklerle çocuk emeği sömürüsünün derinleştirilmesine ve çocuk gelinlerin yaygınlaştırılmasına neden olan uygulamalar terk edilmelidir.

Bilge Seçkin Çetinkaya                                                 Alper Taş
Eş Genel Başkan                                                           Eş Genel Başkan