Dağ Fare Bile Doğurmadı!

1758

Özgürlük ve Dayanışma Partisi, ‘Demokratikleşme Paketi’ üzerine bir açıklama yaparak ‘Dağ Fare Bile Doğurmadı’ dedi.

Eş Genel Başkanlar Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya’nın yaptığı açıklama da şu başlıklar öne çıkıyor,

*Dağ fare bile doğurmamıştır. AKP ve Erdoğan zihniyeti ile ülkenin gerçekten demokratikleşmesinin mümkün olmadığı görülmüştür.
*AKP Gezi direnişinin bozduğu imajını düzeltme ve halkın demokrasi ve özgürlük taleplerini yanılsama içinde eritme arayışındadır.
*Paket Kürt sorununda çözüm sürecinin fiilen sona erişinin AKP tarafından resmen ilan edilişidir.
*Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri hiçbir şekilde ele alınmamıştır. AKP, kendi müslümanlık anlayışı ile yine bir inanç grubunun ağırlığını arttırmaktadır.
*Seçim sistemindeki değişikliklerle 12 Eylül’ün ürünü yasaklı-barajı seçim başka bir biçimde sürdürülmeye çalışılmaktadır.
*Demokrasi ve Özgürlükler iktidarın paketleriyle değil, Haziran direnişinin de gösterdiği gibi halkın kendi söz ve eyleminin eseri olacaktır.

Açıklamanın Tam Metni

“Haftalardır bir Paket’le Türkiye’nin demokratikleşmesinde yeni bir dönemin başlayacağı üzerine çok şey söylendi, yazıldı.

Nihayet Erdoğan yine bildik kibirli üslubuyla ve tamamıyla erkeklerle doldurulmuş, kendisini alkışlamayan basının dışarıda bırakıldığı solanda Paketi’ni açtı.

Erdoğan, ‘yine dağ fare doğurdu diyecekler’ sözleriyle Paket’e yönelecek eleştirileri başta kesmeye çalışarak söze başlamıştı. Biz de söze ithafen ‘dağ fare bile doğurmamıştır’ diyoruz.

Başbakan’ın açıkladığı Paketin sınırlarını, konuşmasında da teşekkür ettiği Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı belirlemiştir. Bu  durum da gösteriyor ki AKP demokrasiyi ve özgürlükleri geliştirmeyi değil ‘düzeni ve güvenliği’ esas almıştır.

AKP ve Erdoğan zihniyeti ile ülkenin gerçekten demokratikleşmesinin mümkün olmadığı bu Paket’le bir kez daha teyit edilmiştir.

Bu Paket AKP’nin Gezi direnişiyle bozulan imajı düzeltme ve halkın demokrasi ve özgürlük taleplerini bir yanılsama içinde eritme hamlesidir.

Pakete ilişkin ilk elden şunlar söylenebilir,

1- Paket’te ortaya konulan kimi konular, halkın kendi mücadelesiyle fiilen zaten kazandığı ve hayata geçirdiği hususlardır.

2- Erdoğan ne kadar inkar etse de bu Paket, esas olarak Kürt sorununda müzakere sürecinin ikinci aşamasına geçişin parçası olarak gündeme gelmiştir. Silahların susması, silahlı güçlerin sınır dışına çekilmesinin ardından AKP’den çözüm sürecini ilerletecek adımlar bekleniyordu. Ancak Paket’te buna ilişkin hiçbir düzenleme yoktur. Bırakın anadilde eğitim hakkını, daha önce dile getirilen ana dilde hizmet anlayışı dahi yoktur. Buna ilişkin tek bir düzenleme vardır o da insanların para vererek anadilini kullanabilmesidir. Bu durum Kürt sorununun çözümü konusundaki sürecin fiilen sona erişinin AKP tarafından resmen ilan edilmesidir.

3- Eşit yurttaşlık talebiyle yıllardır meydanları dolduran Alevi yurttaşların taleplerinin karşılanmasına dönük hiçbir düzenleme söz konusu değildir. Cemevlerinin ibadethane statüsünü kavuşturulması hiçbir biçimde ele alınmamıştır. AKP’nin din ve vicdan özgürlüğü yaklaşımı yine belirli bir inanç grubunun ağırlığının arttırılmasından ibarettir. Burada yaşama geçirilen kendine Müslümanlık anlayışı ve zihniyetidir.

5- Seçim sistemine ilişkin sözde değişiklik, 12 Eylül zihniyetini yeni bir biçimde sürdürme çabasıdır. Erdoğan, halkın iradesinin yansıdığı yasaksız-barajsız bir seçim yerine barajlı-yasaklı seçim sisteminin nasıl sürdürebileceğinin arayışı içerisindedir.

Sonuç olarak demokrasi ve özgürlüklerin yolunun iktidarın paketlerinden değil Haziran halk direnişinde olduğu gibi halkın kendi sözü ve eyleminden geçmektir. ”