Bu Dava Böyle Bitmez!

747

12 Nisan günü, öğretmeninin tecavüzü sonucu intihar eden Cansel Buse Kınalı’nın davasında, intihara neden olan Bayram Özcan, erkek yargı tarafından tahliye edildi.

Mahkeme sanığı, olayın esası olan “çocuğun cinsel istismarı” ve “ölüme sebebiyet”ten değil, sadece pornografik paylaşımları üzerinden “müstehcenlik” konusunda yargıladı ve serbest bıraktı. Bu durum asla kabul edilemez.

Mahkemede bu ve benzer davalardaki bildik savunma tekrarlandı. Cansel’in 17 yaşında bir insan olduğu ve öğretmenin rol modelliği görmezden gelinerek; rıza mekanizması ve pişmanlık devreye sokuldu. Sanık gözümüzün önünde, mahkeme salonlarında tekrarlanan aynı tiyatroyla berat ettirildi. Cansel Buse’nin öldüğü gerçeği ortadayken, Cansel’in ölüme giden yolunun taşlarını dizen, olayın baş sorumlusu öğretmenin beraati, biz kadınlar için “ölüme sebep olma” suçunun beraatidir!

Olayın ahlaki bir sorun haline dönüştürülerek, “örf adetlere uygun olmama” veya “zina” imaları ile ele alınması, konunun esasından uzaklaşılmasına neden olmakta, yaşanmış olan intihar (aslında cinayet) olayında mağdur neredeyse suçlu ilan edilmektedir.

Cansel Buse Kınalı, zorla tecavüze uğradı yada rol model ve otorite olarak gördüğü bir figüre karşı çıkamadı veya rızasıyla birlikte oldu.., yaşanan her ne ise; burada önemli olan yaşananları psikolojik olarak taşıyamamasıdır. 17 yaşında bir insan olayları bütünlüklü olarak muhakeme edemeyebilir. Ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (TCK) 6/1-c maddesi uyarınca 18 yaşını doldurmamış kişi çocuk kabul edilir. Oysa sanık, muhakeme becerisi gelişmiş bir yetişkindir. Bu nedenle de Cansel Buse’nin intiharı dahil olmak üzere olanların gerçek sorumlusu, beraat ettirilen öğretmendir.

Erkek egemen zihniyetin toplumun bütün yapılarında ve devletin bütün kurumlarında içsel bir olgu olduğunu, hakimlerin %72’sinin,savcıların %95’inin erkek olduğunu düşündüğümüzde, sanığın beraatine oy çokluğuyla karar veren mahkeme heyetinin, sanıkla neden empati yaptığı anlaşılıyor.

Cansel Buse bir ilk değil. Günay Bursalı tecavüzden kaçmak isterken 10. kattan atlayarak öldü. Fatma Sarıaslan eşinin ve ailesinin uyguladığı şiddete dayanamayarak intihar etti. Aysun Altay abisinin tecavüzüne uğradığı için intihar etti. Muş’ta imam nikahıyla evlendirilen 14 yaşındaki H.Ü. adlı kız çocuğu intihar etti. O kadar çok ki. Kadın cinayetlerinin arttığı ve çocukların çok yaygın olarak istismara ve tecavüze maruz kaldığı ülkemizde hangisini sıralasak yetmez!

Ölenler; mahkemeye şikâyet dilekçesi veremedikleri ve ölümlerinden sonra kendilerini savunamadıkları için yaşanan cinayetler “intihar” denilerek geçiştiriliyor. Oysaki ölenler, gördükleri fiziksel, duygusal, psikolojik şiddet ve toplumsal baskı nedeniyle intihara sürükleniyorlar. Tecavüzden ve şiddetten kurtulmak için ölümü seçiyorlar.

Yaşanan ölümler intihar değil, cinayettir! Ölüme sebep olanların sorumluluğu geçiştirilemez!

Karar bozulsun, Bayram Özcan çocuğun cinsel istismarı ve ölüme sebebiyet verme suçundan yargılansın!

Erkek adalet değil, gerçek adalet gecikmeden tesis edilsin!

Biz kadınlar; bu davanın böyle sonuçlanmasını asla kabul etmeyeceğiz!

Gerçek adalet sağlanıncaya kadar bu davanın peşini bırakmayacağız!

Bulunduğumuz her yerde erkek egemen zihniyetin kendini AK’lama çabasına karşı çıkacağız!

Yaşam hakkını savunmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz!

ÖDP Kadın Koordinasyonu