BÖYLE VERGİ DÜZENİ OLMAZ!

938

2018-2020 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı’nda (OVP) birçok vergi artışı yer alıyor. Kurumlar vergisi oranından, gelir vergisi tarifesinde değişikliğe, sigara kağıdından motorlu taşıtlar vergisine dek birçok vergi kaleminde değişik amaçlanıyor.
Örneğin 2017 ve önümüzdeki 3 yıl için büyüme hedefinin yüzde 5,5 olarak belirlendiği OVP’nin, enflasyon, büyüme, işsizlik, cari açık hedeflerinin hiçbir zaman tutmadığını artık biliyoruz. Üzerinde durulması gereken başka bir gerçek de, kamu bütçesinin ve AKP politikalarının büyük çoğunlukla emekçi halkın vergileri ile finanse edilmesi zırvalığıdır.
AKP her sıkıştığında elini halkın cebine atan bir vergi politikası izlemektedir. Bilindiği gibi içinde bulunduğumuz yıl içinde birçok şirket borcu ve riski Hazine garantili KGF kredileri ile bütçe tarafından üstlenilmişti. Yaklaşık 250 milyar TL boyutunda kredi batıklarının yeniden yapılandırılması, şirketlere ucuz kredi imkanı sağlanmasının bankalara riski kamu tarafından garanti edildi, dağıtılan kaynağın geri dönmemesinin maliyeti halkın vergileriyle oluşan bütçeden karşılanacak. Gerçekten de KGF kredilerinin, Saray’ın har vurup harman savurmasının, yeni maceralarla giderek kabaran silah ve savaş harcamalarının bütçede yaratığı “kara delik“in, halkın sırtına binecek yeni vergilerle kapatılması yolunun tercih edildiğini dün açıklanan OVP’den açıkça görebiliyoruz.
Söz konusu vergi artışlarının sınırlı bir kısmının kurumlar vergisi yoluyla şirketler kesimine yüklenmesi bir yana, Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde yapılması planlanan yüzde 40’lık artış, bu bedelin büyük bir kısmının sade halka yüklendiğini göstermektedir.Doğaldır ki talebi gemleyecek bu uygulamalar sonunda % 5.5’lik büyüme hedeflerinin nasıl tutturulacağı da, ayrı bir muamma olarak Türkiye ekonomisinin önünde duruyor.
Başta zaten yüksek fiyatlarla bir kamu hizmeti olmaktan çıkmış bulunan ulaşım araçlarına zam şeklinde yansıyabilecek bu düzenleme, yine ulaşım hizmetindeki büyük gerilemeden dolayı taşıt edinen birçok çalışanın da bütçesini zorlayacaktır. Bunun yanında tüketimi pompalamak adına beyaz eşya ve mobilyada bir müddettir uygulanan KDV ve ÖTV indirimlerinin de yine eski haline Ekim itibariyle döneceğini hatırlatmak isteriz.
Bugün ortalama gelirli bir çalışan aldığı ücretin büyük bir kısmını vergi olarak ödemektedir. Elektrik, ısınma, su vb zorunlu temel ihtiyaçlarından, yaşamı için gerekli gördüğü mal ve hizmetlere, dünyada hiçbir ülkede neredeyse olmayan yüksek dolaylı vergilere tabi olmaktadır. Yüzde 20 ÖTV, yüzde 25 ÖİV (Özel İletişim Vergisi) ve yüzde 18 KDV oranlarıyla gelirinin büyük bir kısmını dolaylı vergilere ayırmak zorunda kalmaktadır. Taşıtta ise vergi oranları araç fiyatını geçer hale gelmiştir. Örneğin 10 bin değerinde bir araç alırken, ÖTV, KDV ve MTV eklendiğinde vatandaş, bir buçuk arabalık bir ücreti tek bir araca ödemiş oluyor.
Adaletsiz vergi unsurlarından biri olan dolaylı vergilerin tüm vergi gelirlerine oranı Türkiye’de yüzde 70’tir. Dolaylı vergiler bilindiği gibi gelir ve servet dağılımını daha da bozan, zenginlere fiili olarak dokunmayan uygulamalardır. Bütçenin finansman yapısı, verginin en ağır şekliyle emekçi sınıflardan toplanmasına yöneliktir. Ülkemiz bu zihniyetle vergilerin sınıfsal yükünde, dünyada eşine az rastlanır adaletsiz bir yapıya sürüklenmiştir. Halkın ve ülkenin toplumsal geleceğine değil, iktidarın sermayeye dönük projeksiyonlarına göre oluşturulan bu politikalar sömürü ve soygun düzeninin devamından başka bir anlam ifade etmez.

Böyle vergi düzeni olmaz! Başka bir ekonomi, başka bir vergi düzeni, emekten ve emekçiden yana başka bir Türkiye mümkün!

Ekonomi Çalışma Grubu