Asgari Ücret, Azami Hırsızlık Düzenine Son!

1957

Yarın açıklanması beklenen yeni asgari ücrete ilişkin bugün Özgürlük ve Sayanışma Partisi Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya bir basın açıklaması yaparak “Bugün asgari ücrete yüzde 3+3 zam demek, emeğin hakkından daha fazla çalmak, emekçilerin onuruyla dalga geçmektir” dedi.

Açıklama şöyle;

Asgari Ücret, Azami Hırsızlık Düzenine Son!

İktidara geldiği tarihten bu yana emekçilerin kazanılmış tüm haklarına, alın terine, gelecek güvencelerine el koyarak çevresiyle birlikte zenginleşen AKP, yine hırsızlığa soyunuyor.

Asgari ücreti kafasına göre belirliyor, toplam gelirden işçilerin hak ettikleri paya el koyuyor.

İşçiler yine açlığa ve sefalete mahkum olurken, yavuz hırsızlar işçilerin alın teri üzerinden daha da zenginleşiyor.Zenginlerin, patronların kutuları, bankaların gardroplardan çıkan kasaları işçilerin, emekçilerin her geçen gün daha da baskılanan ücretleriyle, ödedikleri ağır vergilerle dolduruluyor.

Bugün ülkemizde işçilerin yarısı asgari ücretle çalıştırılmaktadır. Normal şartlar altında çalışanlara ödenecek en düşük ücret anlamına gelen asgari ücret, bugün ortalama 4 kişilik bir ailenin tek geçim kaynağı olmaktadır.

Açlık sınırının altındaki bu sefalet ücretiyle ailesiyle birlikte geçinmeye çalışan işçiler, eğitimden sağlığa, ulaşımdan konut harcamalarına varan ağır masraflara yetişebilmek için gelirinden fazla borçlanmak zorunda kalmaktadır. Ayrıca elde ettikleri gelirin yüzde 20’sini aşan kısmına devlet, vergi ve sigorta primi adı altında bir kez daha el koymaktadır.

AKP’nin 11 yıldır inşa ettiği düzen, soygun düzenidir. Emekçi halkın yoksulluğu üzerinden zenginleşme düzenidir.

Yalnız gıda ürünlerinde bir yılda yüzde 90’lara dayanan zamlara ve yeniden çift hanelere doğru yol alan enflasyona rağmen, bugün işçilerin taleplerinin görülmediği, duyulmadığı, umursanmadığı komisyonda yıllık ortalaması yüzde 6 bile etmeyen zam oranı tartışılmaktadır.
Bugün asgari ücrete yüzde 3+3 zam demek, emeğin hakkından daha fazla çalmak, emekçilerin onuruyla dalga geçmektir.

Onurlu bir gelecek için, işçilerin adının bile olmadığı bu komisyon lağvedilmeli; emeğin, eşitliğin ve adil bölüşümün masası kurulmalıdır.

Servetine servet katanlara vergi cennetini vaad eden, açlık sınırının altında yaşama mahkum edilenlere tüm vergi yükünü bindiren bu düzen, tüm yolsuzluklarıyla, hırsızlıklarıyla ait oluğu kirli tarihin derinliklerine dönmelidir.

İnsanca, onurlu bir yaşam için emeğin Türkiye’sini kuralım, artık kokuşmuş bu sömürü düzenini sonlandıralım!