ARTIK SÖZ BİTTİ… İTAAT ETMİYORUZ…

254

Biz ÖDP’li Kadınlar, kadın olmaktan kaynaklı yaşadığımız ezilmişliğe, yok sayılmaya karşı isyan ettiğimiz için bu 25 Kasım’da bir kez daha alanlardayız.

 Dominik Cumhuriyetinde yaşayan Mirabel kardeşler; Patria, Minerva ve Maria Terasa, Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele yürütüyorlardı. Patria 1960 Haziran ayında diktatörlük karşıtı en büyük hareket olan Clandestina‘yı kurdu. Diğer iki kız kardeşi de ona katıldı. Bu üç kadın mücadelelerinden ötürü hareketin sembolü haline geldiler ve kanlı diktatörlük tarafından 25 Kasım 1960 tarihinde tecavüz edilerek katledildiler. Yaşanan bu vahşetten sonra başta Latin Amerika`da ve Karaipler`de kadınların örgütlediği protesto gösterileri sonucu 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” olarak ilan edildi. Mirabel kardeşlerin yaşadığı vahşet kadına yönelik şiddetin ilki değildi sonuncusu da olmadı…

Biz ÖDP`li Kadınlar, kadın olmaktan kaynaklı yaşadığımız ezilmişliğe, yok sayılmaya karşı isyan ettiğimiz için bu 25 Kasım`da bir kez daha alanlardayız.

Biliyoruz ki; dinimiz, ırkımız, sınıfımız farklı olsa da evde, işyerinde, sokakta gördüğümüz şiddet hep aynı.

Kapitalizmin vahşeti ve erkek egemen baskısı, kadına yönelik şiddeti meşrulaştırırken, biz kadınlar, yeniden ve artarak üzerimize çöken bu karabasandan kurtulmak için  “ARTIK SÖZ BİTTİ, İTAAT ETMİYORUZ” diye haykırıyoruz…

Ülkemizde AKP eliyle yürütülen yeni rejim, yeni Türkiye politikaları hız kesmeden devam ederken kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri de aynı oranda artmaktadır. Muhafazakar referanslarla aileyi kodlayan bu eril zihniyetin özünde, kadının yerinin ev içi olduğu, tek görevinin çocuklarına analık ve kocası için uslu bir eş olması vaazları vardır. Bu kurallara uymayan kadın kötü ve ahlaksızdır. Kötü kadın uğursuzdur, şerdir, her türlü şiddete layıktır ve katlı vaciptir. İşte Kadına yönelik şiddetin artmasının en önemli nedeni siyasal iktidar tarafından yayılan bu zihniyettir.

Bir taraftan konuşması, talep etmesi, ruj sürmesi, iyi yemek yapamaması, izinsiz markete gitmesi, açık giyinmesi her gün beş kadının canını alıyor. Üstelik “sevdiğim, kardeşim, babam” dediği, ailedeki erkekler tarafından. Diğer taraftan kadınlar yaşamın bütün alanlarında şiddete uğruyorlar. Üniversitede parasız ve bilimsel eğitim isterken, doğanın ve yaşamın ticarileştirilmesine karşı derelerin başında nöbet tutarken, sendikal ve sosyal hakları için sokaklarda yürürken de şiddet görüyorlar. Kürt Halkının özgürlük mücadelesinde en ön saflarda yer alan kadınlar, savaşın şiddetini en çok yaşayan oluyorlar. Yoksulluğun arttığı yaşam şartlarının ağırlaştığı her yerde, iş ararken, en ucuz işlerde, en ağır koşullarda güvencesiz çalışırken yine şiddetin en ağırını kadınlar yaşıyor. Düşüncelerinden dolayı gözaltına alınan cezaevlerinde şiddet gören kadınların sayısı hiç de az değil. Siyasal iktidar her türlü muhalefete karşı şiddetini arttırırken kadınlar da bunda katbekat nasibini alıyorlar.

Biz ÖDP`li Kadınlar erkek egemen kapitalist sistemin ve siyasal iktidarın her türlü baskısı, şiddet ve sindirme politikalarına karşı bu 25 Kasım`da da alanlarda olacağımızı haykırıyoruz.

ARTIK SÖZ BİTTİ İTAAT ETMİYORUZ!

ÖDP`Lİ KADINLAR