Alternatif Politikalar Grupları Tanıtıldı

1927

Özgürlük ve Dayanışma Partisi, 8.Kongresi’nde aldığı kararla oluşturduğu Alternatif Politika Grupları programlarını basın toplantısıyla duyurdu.
Alternatif Politika Grupları, halkın yaşamını ilgilendiren temel konularda iktidarın uygulamalarını deşifre etmek ve alternatif politikalar üretmek üzere oluşturuldu. Açıklanan Alternatif Politikalar Grupları ve Sözcülere şöyle, Dış Politika-Hayri Kozanoğlu, Ekonomi-Aslı Aydın, Sağlık-Osman Öztürk, Tarım-Adnan Çobanoğlu, Göç ve Mültecilik – Onur Kılıç, Kültür-Sanat – Doğuş Sarpkaya, Yerel Yönetimler – Yaşar Aydın, Bilim ve Teknoloji- Defne Kıran, Doğa-Kent ve Yaşam – Nazmi Algan, Enerji – Kemal Ulusaler.

ÖDP, bu politika grupları dışında Hukuk ve Adalet, Eğitim ve Engelliler Politika Gruplarını da oluşturacak. Parti Meclisimizin sonuç bildirisini paylaşmak ve Alternatif Politikalar Grupları sözcü ve programlarını paylaşmak için bugün Redaksiyon Dergi’de bir basın toplantısı düzenlendi. Basın Toplantısında Başkanlar Kurulu üyelerimiz Sema Yazan Özçetin, Alper Taş, Önder İşleyen, Çiçek Çatalkaya ve Pelin Bektaş divanda yer aldı.

Alternatif Politikalar Grubu ile iktidar güçlerinin sık sık ifade ettiği, muhalefetin çözüm önerileri yok söyleminin boş olduğunu ortaya koyacak, ülkemizin temel yönelim ve politikalarına yönelik sosyalist ve devrimci perspektifle oluşturulan çözümlerini paylaşacak, toplumsal muhalefetin mücadelesine bu doğrultuda bilgi ve veri de sunacaktır.

Alternatif Politikalar Gruplarımız, ülkemizin eğitim, sağlık, dış politika, enerji, ekoloji, yerel yönetim, ekonomi gibi temel konularında izlenen politikaların değerlendirmesi-eleştirisi ile birlikte, alternatif programlar oluşturarak kamuoyuyla paylaşacaktır.  Alanına ilişkin raporlar oluşturacaktır.

ALTERNATİF POLİTİKA GRUPLARI

  • DIŞ POLİTİKA

AKP, başka bir ülkede rejim değiştirmek üzere gelişen iç savaşın doğrudan tarafı olarak, müdahale etmiştir. AKP’nin bu politikasının en önemli sonuçlarından birisi, iktidarını kanlı bir yoldan koruma amacıyla birlikte, ülkemizin de bir iç savaş sürecine sokularak Suriyelileştirilmesi oldu. Emperyalizmin bölge projeksiyonlarıyla uyumlu ve onu da aşan bir saldırganlıkla hareket eden AKP, Türkiye’yi altından kalkamayacağı kaotik  bir sürece sokmuştur. ÖDP, Ortadoğu ve Suriye’deki emperyalist müdahaleciliğe ve mezhepçi-etnik iç savaş sürecine karşı halkların kardeşliğini temel alan barış siyasetiyle konunun ilk gününden itibaren mücadelenin en önünde yer aldı. ÖDP Dış Politikalar Çalışma Grubu, bugün artan bu emperyalist saldırganlık siyaseti karşısında; ülkelerin bağımsızlığı, iç işlerine müdahale edilmemesi, gerici savaşın durdurulması ve barış ortamının tesis edilmesi için önerilerini kamuoyuyla ayrıntılı biçimde paylaşacak ve bu alandaki mücadelelerin örgütleyicisi olacaktır.

SÖZCÜ: HAYRİ KOZANOĞLU


 

  • EKONOMİ

Ülkemizin hızla karanlığa sürüklendiği bugünlerde ekonomi rejimi halkı yoksullaştırıcı, yaşadıkları kentleri ve doğayı yok edici bir eksende aynı hızla hayatları karartmaktadır.

Ekonomi politikaları çalışma grubu, emek ve doğa üzerinde en yoğun sömürüyü hedefleyen yozlaşmış ekonomi yönetimini ve kirli oyunlarını ortaya çıkarmayı kendine görev edinmektedir.
Bu amaçla periyodik ekonomi raporlarını kamuoyu ile paylaşacak, güncel gelişmelerin ardında yatan anlayışı tüm çıplaklığıyla ortaya koymaya çabalayacaktır.

Neyi, Nasıl ve Kim için?En temel iktisadi meseleye en geniş bir zeminde yanıtlar üretilmesine katkı koyacaktır.
Nasıl bir ekonomi, eşit ve özgür bir ülkede hangi ekonomi meselelerine dair politika üretimlerine en etkin yanıtların üretilmesine çabalayacaktır.

Elbette bu yanıtlar, katkı ve bilgi üretimleri en doğru yanıtları ancak en geniş zeminlerde yapılacak bir tartışma ile beraber açığa çıktıklarında verebileceklerdir.

SÖZCÜ: ASLI AYDIN


 

  • SAĞLIK

Sağlık AKP’nin 14 yıllık iktidarında en çok öne çıkardığı sosyal politika alanlarından oldu. AKP, sağlıkta büyük reform yaptığını, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırdığını, ucuz ve kaliteli sağlık hizmeti verdiğini iddia ediyor.

Oysa gerçekler bunlar değil. AKP’nin IMF ve Dünya Bankası patentli ‘sağlık reformu’ sağlıktaki devasa sorunları çözemedi. AKP’nin bütün yanıltıcı propagandasına rağmen, yurttaşların şikayetleri devam ediyor.

Öte yandan AKP döneminde sağlıkta ‘katılım payı’ adı altında 11 kalem yeni ödeme zorunluluğu getirildi. Aslında sadece bu gerçek bile AKP’nin sağlıktaki hedefinin ticarileşme ve özelleştirme olduğunu gösteriyor. Nitekim; AKP’nin on dört yıllık sağlık politikalarından tek karlı çıkan özel hastane patronları oldu. Karlarına kar, servetlerine servet kattılar.

ÖDP, başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu söylüyor. Toplumun geniş kesimlerinin eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve nitelikli sağlık hizmeti ihtiyacı ancak kar değil insan odaklı, sağlığı bütün sosyal belirleyenleriyle birlikte ele alan, tedavi edici değil koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen, kamucu bir anlayışla karşılanabilir.

Sağlık piyasasının vahşi koşullarına terk edilemez. ÖDP Sağlık Politikaları Çalışma Grubu önümüzdeki dönemde bir yandan AKP’nin piyasacı-özelleştirmeci sağlık politikalarını teşhir edecek, diğer yandan da ‘Herkese eşit, ücretsiz sağlık’ perspektifiyle çalışarak görüşlerini kamuoyuyla paylaşacaktır.

SÖZCÜ: OSMAN ÖZTÜRK


 

  • TARIM

AKP iktidar olduğundan bu yana uyguladığı politikalarda küçük çiftçileri tasfiye etmeye, tarımın şirketleşmesini sağlamaya dönük adımlar attı. Kısaca özetlemek gerekirse;

  • Çıkarılan tohumculuk yasasıyla ile bin yıllardır çiftçilerin deneyimleriyle geliştirdiği tohumları patentleyerek tohum üretimini şirketlere teslim etti.
  • AKP’nin çıkardığı ‘Biyogüvenlik Yasası’, GDO kullanımının önünü açtı.
  • BM Tarım ve Gıda Örgütü FAO, 2014 yılının ‘Küçük Aile Tarım Yılı’ ilan etmesine rağmen AKP Hükümeti, küçük aile tarımını yok edici yasalar çıkardı. Büyükşehir yasası ile köy tüzel kişiliklerini ortadan kaldırarak, tüm mal varlıklarına, otlak ve meralara el koyup özelleştirmenin yolunu açtı. Otlak ve meraların özelleştirilmesi demek, hayvan yetiştiriciliğinin de şirketlere teslim edilmesi demektir.
  • BM Tarım ve Gıda Örgütü, 2015 yılını ‘Toprak Yılı’ ilan etmişti. AKP Hükümeti ise aynı yılın tarım topraklarının gasp yılı olmasına dönük adımlar attı. Çıkardığı miras hukuku ile, tarım arazilerinin şirketlere mahkeme kararları yoluyla şirketlere devrinin önünü açtı. Ayrıca tarım topraklarını enerji ve madencilik yatırımları için gasp yılı ilan etti.
  • Zeytinliklerin yok edilmesini kolaylaştırmaya dönük kanun hükmünde kararnameler çıkarıldı. Bu kararnamelerin hepsi mahkemeler tarafından iptal edildi.
  • Tarım arazilerini, ekolojik dengeyi yok edecek uygulamalara devam ediliyor.

Bütün bu uygulamalar, günümüzün en ciddi tehditlerinden olan küresel iklim değişikliğine doğrudan etki etmektedir.

Dünyayı soğutmak istiyorsak yapılması gereken, küçük aile tarımının devamlılığını sağlamak, doğayla dost bu üretim biçimini savunmaktır.

ÖDP, AKP’nin uyguladığı neoliberal tarım politikalarına bu bakış açısıyla yaklaşarak, ekolojik dengeyi bozacak enerji ve tarım politikalarının karşısında küçük aile tarımını destekleyen, üreticilerin ve tüketicilerin gıda egemenliğini sağlamaya dönük mücadelelerin içinde yer almaya devam edecektir. Herkesin sağlıklı gıdaya erişim ve sağlıklı bir dünyada yaşama hakkını savunmaya devam edecektir.

SÖZCÜ: ADNAN ÇOBANOĞLU


 

  • GÖÇ VE MÜLTECİLİK
  1. yüzyılın en önemli sorunlarından birisi göç ve mültecilik. Neoliberal politikaların dünya ölçeğinde yaygınlaşmasının sonuçlarından birisi de eşitsizlik ve adaletsizliklerin yayılması oldu. Bu yoksullaşma ve dışlanmanın sonucu olarak özellikle geri bıraktırılmış, sömürülen bölgelerden bir göç dalgası yaşanmaya başladı.

Günümüzde ise, Ortadoğu’da emperyalist saldırıların bir sonucu olarak yeni ve büyük bir göç dalgasıyla birlikte, mültecilik sorunu ülkemiz başta olmak üzere Avrupa ve dünyanın gündemine oturmuştur. Bugün, mülteciler devletler arasında çirkin bir pazarlığın konusu haline gelmiştir. AKP, mültecileri Suriye’de sürdürdüğü savaş politikalarının bir parçası olarak ele almaktadır.

Göç ve Mültecilik Politikalar Grubu, ülkemizdeki mültecilerin yaşadıkları sorunlardan başlayarak, genel anlamda mültecilerin sorunlarına odaklanan çalışmalar gerçekleştirecek, bu konuda öneriler oluşturacak, kıyıya vuran çocuk bedenlerinin hesabını soracağız.

SÖZCÜ: ONUR KILIÇ


 

  • KÜLTÜR VE SANAT

Özgürlük ve Dayanışma Partisi kültür sanat çalışma grubu, sanatın hemen her dalının piyasanın hakimiyetine geçtiği, aşırmacılığın esinlenme olarak adlandırıldığı bir dönemde bağımsız, üretken ve özgün sanat ortamının yaratılması için parti politikaları oluşturmayı önüne koyuyor. Kültür ve sanat  çalışma grubu, alandaki egemen politikaların açığa çıkarılmasını ve alternatif politikalar üretilmesini amaçlamaktadır.

AKP politikalarının ekonomik, siyasal ve kültürel alanda yarattığı yıkım ve çürümenin sanata da sıçramış olması, sanata dair umutlarımızı daha dirençli hale getirmelidir. Bugünün sanat  dünyası piyasaya terk edilmiş görüntüsü vermektedir. Bu terk ediş, bazı kuramcıları, romanın, şiirin, öykünün, denemenin, müziğin, tiyatronun, görsel sanatların dolayısıyla tüm sanatsal üretimin ölümünü ilan etmeye kadar götürdü.

Böyle bir ortamda gerçek insan hikayelerinin inatla ısrarla anlatılmasının ve yeni toplumsal düzenin mekanizmalarının açığa çıkarılmasının olanakları yaratılmalıdır.

Kitapların daha matbaadan çıkmadan toplatıldığı, müzisyenlerin konsere çıkamadan tutuklandığı, pek çok sanatçının türetilmiş nedenlerle adli soruşturmaya tabi tutulduğu, yargılandığı, kimi zaman hapsedildiği, düşünce özgürlüğünün hiçe sayıldığı, doğaya, insana, kültür ve sanata dair ne varsa her şeyin paramparça edildiği bir dönemde, muhalif kültür sanat alanlarının yaratılması gerekmektedir. ÖDP Kültür ve Sanat Çalışma Grubu bu alandaki çalışmaları yürütecektir.

SÖZCÜ: DOĞUŞ SARPKAYA


 

  • YEREL YÖNETİMLER

AKP eliyle demokratik alan her geçen gün daha da daraltıyor. Tek adam, tek parti ülkenin üzerine bir karabasan gibi çöktü. Ankara merkezlik yönetimden bir adım daha atılarak saray merkezli bir yönetim anlayışına geçildi.

Biz biliyoruz ki, insanın ve doğanın merkezde olmadığı, yönetimin paylaşılmadığı hiçbir anlayış demokratik değildir ve hayata yabancıdır.

ÖDP, bu yüzden yerel yönetimleri yeni özgürlükçü yaşam nüvelerinin oluşturulacağı zeminler olarak gördü. Bu alanda dünyada önemli deneyimler ve birikimler var. Fatsa’da yaratılan örnek, bu anlamda ÖDP açısından kutupyıldızı olmaya devam ediyor. Fatsa bir yandan gündelik sorunlarla mücadele edilirken, aynı zamanda geleceği inşa etmenin de mümkün olduğunu bize gösterdi.

Bununla birlikte ranta, yağmaya, açılan tek adamın iki dudağı arasına sıkışan rant politikalarına karşı yaşam alanlarını birer mücadele alanı olarak görüyoruz.

Bununla beraber; ev ev, mahalle mahalle, kentlerimize sahip çıkarak yağma ve talana dur diyeceğiz. Diğer yandan da mücadelemiz içerisinde geleceğimizi kuracağız. AKP’li belediyeler ve rantçı yönetim bilsin ki kentlerimiz sahipsiz değil. Bu anlayışla, halkın iktidarını yerellerden başlayarak kurmak için gereken adımları bugünden atmaya başlayacağız.

SÖZCÜ: YAŞAR AYDIN


 

  • BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

Çağımızda bilginin dolaşım ve paylaşımının geniş sınırlara ulaşmış, teknolojik gelişmelerin çok hızlı ilerlemekte. Bilişim ve teknolojideki gelişmeler, insanlar arasındaki iletişimi arttıran, muhalefet hareketleri için de yeni imkanlar sunan bir potansiyele sahip. Ancak, bu alan aynı zamanda egemen sınıfların baskı ve denetimlerinin yoğunlaştığı, izleme ve gözetleme zeminleri olarak da gelişmektedir.

Bilişim ve Teknoloji Politakalar Grubu, bu alandaki gelişmeleri takip eden, alternatif çabalarla bağ kuran ve geliştiren ve bunu kamuoyu ile raporlarla, atölyelerle paylaşan çalışmalar yürütecektir.

SÖZCÜ: DEFNE KIRAN


 

  • DOĞA, KENT VE YAŞAM

Sermaye, özellikle son otuz yıllık neoliberal saldırı döneminde kent ve doğayı daha da yoğun biçimde sömürüyor. Doğal kaynaklar, araziler metalaştırılmakta, sermayenin saldırısıyla ekolojik bir yıkım ortaya çıkmaktadır. AKP iktidarı, kentsel yağma ile birlikte, HES’lerden, termik santrallere, nükleer enerjiye geçiş planlarından, hoyratça verilen maden arama izinlerine kadar kapsamlı bir saldırı dalgasıyla doğayı ve yaşam alanlarını yok etmektedir.

Doğa, Kent ve Yaşam Politikalar Grubu, bu alana yönelik saldırı politikaları teşhir etme, sürdürülen mücadele alanlarıyla bağ kurarak, bu deneyimleri paylaşma, mücadelenin ihtiyacı olan bilgi üretiminde bulunma ve bunu paylaşma çabası içinde olacaktır.

SÖZCÜ: NAZMİ ALGAN


 

  • ENERJİ

Kapitalizm,  sınırsız ihtiyaçlar yaratmakta ve tüketim ekonomisi üzerinden varlığını idame ettirme uğruna her koşulda zora başvurmaktan kaçınmamaktadır.

Bu politika sonucu, tüketim için üretim, üretim için de kaynak gerekmektedir. Oysa yeryüzünde kaynaklar kıt ve kıymetlidir.

ÖDP Enerji Çalışma Grubu, enerjiyi doğal tekel olarak görüp, yaşamsallığından dolayı, ticari bir mal değil, toplumsal bir hizmettir.’ görüşünü savunmaktadır. Neoliberal sistemin aksine sadece üretim ayağını değil tüketim ayağını da disipline eden bir politika  sunmak hedefi ile hareket etmektedir. Çalışmalarını bu alanlarda yoğunlaştırarak, sadece arz güvenliğine odaklanmayıp iklim değişikliği üzerine de alternatifler sunmayı hedeflemektedir.

Enerji üretiminde doğa tahribatını en aza indirmenin alternatiflerini sunulacak, enerjiyi etkin ve verimli kullanmanın yollarını açıklanacaktır.

SÖZCÜ: KEMAL ULUSALER