ADALETİ BU HAKİM VE SAVCILARDAN KORUYUN!

512

Yıllardır erkek egemen kapitalist düzene ve gericiliğe karşı mücadele eden biz kadınlar, HSYK’nın aynı raporda daha demokratik, özgürlükçü bir yargı imajı uyandırmak için yaptığı önerilere de inanmıyor, ayrımcı cinsiyetçi anlayışını reddediyor, ve kınıyoruz. Kadınların şiddete, tacize, tecavüze karşı yıllardır verdiği mücadele sonucunda elde ettiği kazanımların yok sayılmasına izin vermeyeceğiz.

İktidara geldiği günden bugüne kadın düşmanı söylemi hız kesmeyen AKP`nin bu kervanına başbakan ve bakanlarından sonra hakim ve savcıları da eklendi. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu`nca (HSYK) ‘yargının hızlandırılması ve sorunların tespit edilmesi` amacıyla yapılan toplantılarda iş yükünün azalmasını isteyen hâkim ve savcıların önerisi “Yargıda Durum Analizi” isimli raporda : ‘Kadın tecavüz edenle evlenirse davalar düşer, iş yükü azalır.‘ şeklinde olmuştur.

Kadını bağımsız özgür bir birey olarak kabul etmeyen bu erkek egemen gerici zihniyet kadına yönelik şiddetin her geçen gün daha da dehşet verici hal alarak artmasına neden olmaktadır. Kadını bir meta olarak gören bu anlayış için tecavüz bir namus sorunundan öte bir şey değildir ve evlilikle bu sorun çözülebilir!

Tecavüz, kişinin beden bütünlüğüne yönelik yapılan fiziki ve/veya psikolojik saldırıların tümüdür. Kişinin cinsiyetine, yaşına, kültürüne, milliyetine bakılmaksızın cezalandırılmalıdır. Tecavüz cinsellik kapsamında ele alınamayacak kadar insanlık dışı bir suçtur. Tecavüzcüsüyle evlendirilen kadın için bu “namusunun temizlenmesi” demek değildir, düpedüz işkencedir. Ve bu işkenceye katılmayı aklından gçiren, bunu rapor haline getiren HSYK, iş yükünün azaltılması için “Adli Tıp, ruh sağlığını kontrol etmesin” diyebilmektedir. Adli tıpla ilgili sorunların çözülmesindense ruh sağlığı raporu gereksiz görerek insanın psikolojik bir varlık olduğunu da yok sayan HSYK`nın bu akla ziyan önerileri endişe vericidir. Çünkü raporda dile getirilen bu öneriler, çocuklara, kadınlara yönelik şiddeti ve tecavüzü azaltmayacak aksine bu vakalarda artışa sebep olacaktır. Tecavüze uğrayan kişiyi tecavüzcüsüyle evlendirme fantazisi kuran zihniyetin sağlıklı olduğundan şüphe edilmelidir ve adalet böylesi çarpık zihniyetlere teslim edilemeyecek kadar değerlidir.

“Adli Tıp`tan cinsel suçlarla ilgili daha hızlı rapor alabilmek için ‘beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı` araştırması yerine sadece ‘beden sağlığının bozulup bozulmadığı` araştırılmalı. 15 yaşından küçüklere karşı rızaen cinsel ilişki suçlarının ceza miktarları düşürülmeli, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu`nun 434. maddesindeki uygulama yeniden hayata geçirilmeli.” şeklinde öneriler de geliştiren hakim ve savcılardan adalet korunmalıdır. (Yürürlükten kaldırılan bu madde kaçırılan veya alıkonulan kadının evlenmesi halinde koca hakkındaki cezanın 5 yıl ertelenmesini öngörüyor. Ayrıca söz konusu madde ‘mağdurun tecavüzcüsüyle evlenme maddesi` olarak yoğun şekilde tartışılmıştı.)

Yıllardır erkek egemen kapitalist düzene ve gericiliğe karşı mücadele eden biz kadınlar, HSYK`nın aynı raporda daha demokratik, özgürlükçü bir yargı imajı uyandırmak için yaptığı önerilere de inanmıyor, ayrımcı cinsiyetçi anlayışını reddediyor, ve kınıyoruz. Kadınların şiddete, tacize, tecavüze karşı yıllardır verdiği mücadele sonucunda elde ettiği kazanımların yok sayılmasına izin vermeyeceğiz.

YAŞASIN KADIN MÜCADELESİ!

ÖDP`Lİ KADINLAR
18.09.2011