4. KONGRE SONUC BİLDİRGESİ

944

Özgürlük Ve Dayanışma Partisi 28- 29 30 Ocak 2005 Tarihlerinde Gerçekleştirdiği 4. Olağan Konferans Ve Kongre Sonuç Bildirgesi:

GELECEK ÖZGÜRLÜKÇÜ SOSYALİZMDE

Bugün topluma sahte bir umut pompalanıyor. IMF politikalarıyla tüm ekonomik sorunlarımızın çözülmekte olduğu, demokrasinin geliştiği ve AB üyelik sürecinin geleceğimizi garanti altına alacağı anlatılıyor. AB’ye hakim olan neoliberal politikaların yaratacağı olumsuz etkiler gizlenerek, Avrupa’daki işçi sınıfının tarihsel mücadelesiyle kazanılmış toplumsal ve siyasal kazanımların törpülenmiş haline razı olunması isteniyor.

Oysa çözüm diye sunulanlar, geniş toplumsal kesimlerin gündelik şikayetlerini azaltır gibi gözükürken, sorunları ortadan kaldırmak bir yana uzun vadede arttırmaktan başka bir anlam taşımıyor. Sosyal haklar yok edilirken eğitim, sağlık hizmeti, sürekli ve düzenli gelir getirecek bir iş, insanca bir emeklilik yaşamı giderek hayal olmaya başlıyor.

Sermayenin küresel sistemine hem iktisadi hem de siyasi olarak bağımlı kalmayı içerideki iktidarının sürdürülebilmesi için bir araç olarak gören AKP seçim öncesindeki vaatlerini bir yana bırakıp bu sürecin taşıyıcısı olarak yerini sağlamlaştırmaya çalışıyor. Hiçbir özgün siyasi proje hayata geçiremediği gibi, var olan toplumsal hakları, siyasal birikimleri tasfiye ediyor. Cemaat ve hayırsever devlet – vatandaş ilişkileri temelinde bir sosyal yapılanmayı yaratmayı, böylece ekonomi ile siyasetin bağını kopararak neo liberal piyasacı uygulamaları hayata geçirmeyi hedefliyor.

Kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan başta CHP olmak üzere diğer partiler, sosyal haklar ve demokratikleşme konusunda emekten, toplumdan yana tavır almak yerine milliyetçi, statükocu ve piyasacı bir çizgiyi benimsiyorlar. Sosyal demokrasideki bu gerileme ve kimlik yitimi süreci, kısır liderlik ve rant kavgalarına yol açıyor. Sosyalist solun bir kesimi de milliyetçi ve statükocu pozisyonlara savruluyor. Bu da solun bir seçenek olarak kendisini yeniden inşa etmesinin önünde engel oluşturuyor.

Bu süreç emek örgütleri başta olmak üzere toplumsal muhalefeti de etkilemekte, zaten var olan dağınıklığı daha da arttırmaktadır. Sürece uzun vadeli çıkarları açısından müdahale etmek yerine neo liberal politikalar karşısında gündelik savunmayla sınırlı bir mücadele sürecine savrulmalarına neden olmaktadır.

Oysa önümüzdeki süreç AB sürecini sermayenin hegemonyasına dayalı bir birlik projesi olarak ele almak yerine, gündeme gelecek her konuyu ülkemiz emekçilerinin ve geniş toplumsal kesimlerin çıkarları açısından Emeğin Avrupası perspektifiyle değerlendirecek , Avrupa’nın sosyalistleri, emekçileri, feministleri, ekolojistleri ve savaş karşıtları ile kader birliğini ve ortak bir gelecek tasavvurunu önüne koyan bir hattı izleyecek bir anlayışla mücadele edecek bir sola ihtiyaç duymaktadır.

ÇÖZÜM ÖZGÜRLÜKÇÜ SOSYALİZM

Bu müdahale vazgeçilmez olmakla birlikte emekçilerin, küreselleşme mağdurlarının sorunlarına kalıcı çözümler getirmek için yetersizdir. Kapitalist sistemin temel ritüeline bağlı kalarak başka bir yaşam mümkün olamaz. Bu yaşam dayanışmacı, kamusal nitelikleri olan ve toplumsal karar süreçlerini hayata geçirebilen bir noktadan hareketle, emeğin sömürüsüne karşı, kadının ayrımcılığa tabi tutulmasına karşı, çocuğun ve çocukluğun üretim dişlilerinde imhasına karşı, yoksulluğun yaratılmasına karşı, toplumsal zenginliğin yaratılabilmesi için başka bir üretim ve paylaşım ve yaşamı yeniden üretecek; ÖZGÜRLÜKÇÜ SOSYALİZM ile mümkündür.

Özgürlükçü sosyalizm bugünden yarına bir yol haritasıdır. Geçmişin birikimlerine tutsak olmadan bugüne taşıyan, bugünün dinamikleriyle yorumlayan, emekten, toplumdan yana bir seçeneği yarına taşıyan siyasetin, anti-kapitalist ideolojik – politik hattın adıdır.

Özgürlükçü sosyalizm enternasyonalisttir. Kapitalist küreselleşmenin yarattığı tahribatın karşısında “ulusal” ya da “ulusalcı” çözümler önermez. Kapitalist küreselleşmeye karşı mücadelenin ancak yerel, bölgesel ve küresel ölçekteki mücadele ve direnişlerin birbirini tamamlaması ile gerçekleşebileceğini savunur.

Özgürlükçü sosyalizm özyönetimcidir. Bir siyasal örgütün iktidarı ele geçirip toplumu yukardan aşağıya dönüştürmesi şeklindeki sosyalizm anlayışının karşısına, emekçilerin ve ezilenlerin öz örgütlülüklerinin aşağıdan yukarıya sosyalizmi inşası perspektifini koyar.

Özgürlükçü sosyalizm ekolojik bir sosyalizm tasavvurudur. Kapitalizmin tüketimciliği ve toplumsal yararı değil de kârın azamileştirilmesini önüne koyan üretim anlayışının yarattığı ve dünyayı bir ekolojik felakete sürükleyen tahribatı karşısında insan ve doğanın uyumluluğunun esas olduğu bir toplumu koyar.

Özgürlükçü sosyalizm feministtir. Patriyarka, cinsiyetçilik ve erkek egemenliğine karşı kadınların kimliğinin, bedeninin, emeğinin özgürleşmesini hedefler. Farklı cinsel yönelimlerin kendilerini özgürce ifade etmesi hakkını savunur.

Özgürlükçü sosyalizm anti-militaristtir. Toplumun militarist temelde örgütlenmesinin, militarist değerlerin karşısında tavır alır.

ÖDP
Özgürlükçü sosyalizm anlayışını günümüz sorunları karşısında mücadelede bir rehber olarak kabul ederek:

Emeğin Avrupası perspektifiyle bugünkü sermaye hegemonyasına dayalı birlik projesini reddeder, Avrupa’nın mevcut bütünleşme sürecini neo- liberal bir yeniden yapılanma projesi olarak görür ve Avrupa’nın devrimci dönüşümünden yana tavır koyar. Bu anlamda Emeğin Avrupası mücadelesiyle Emeğin Türkiyesi mücadelesini başka bir dünya için verilen mücadelenin ayrılmaz parçaları olarak görür. Bu bağlamda Avrupa Antikapitalist Partiler Konferansı ve Avrupa Sol Partisi üyesi dost devrimci güçlerle ortak mücadele ve dayanışmayı hedefler. Avrupa ÖDP Koordinasyonlarını Emeğin Avrupası için verilen mücadelenin aktif bir parçası olarak tanımlar. AB uyum sürecinin tüm gündemine emekçiler ve ezilenler adına müdahaleyi ertelenemez bir görev olarak önüne koyar.

ÖDP, ABD ve diğer işgal güçlerinin Irak’tan hemen ve koşulsuz bir biçimde çekilmesini ve Irak halklarının kendi kaderlerini özgürce belirlemesi hakkını savunur. İşgale ve emperyalist müdahaleciliğe karşı uluslararası savaş karşıtı hareketin safında yer alır ve bu hareketi daha da büyütmeyi önüne koyar. İsrail’in yürüttüğü vahşi işgal politikalarına karşı Filistin halkının direniş ve mücadelesiyle dayanışmayı sürdürür.

ÖDP, Kıbrıs’ta iki toplumlu, iki bölgeli, federasyona dayalı barışçıl bir çözüme olan inancını yineler. Bu yolda Kıbrıslı Türk ve Rum toplumlarının verdiği bir arada yaşama ve barış mücadelesiyle dayanışmasını ifade eder ve bu yönde geliştirilecek çabaları destekler.

Kürt sorununda tam bir çözüm için atılan kısıtlı adımların uygulamaya yansıtılmasının yanı sıra siyasi genel affın ilan edilmesini, zorunlu göçe tabi tutulanların geri dönme taleplerinin gerçekleştirilmesini ve zararlarının tazmin edilerek insanca yaşam koşulları sağlanmasını savunur. ÖDP, azınlıklara ve farklı kültürlere karşı yöneltilen şoven ve milliyetçi saldırıların karşısında durur. Çokkültürlü ve çokkimlikli bir toplum tasavvurunu öne çıkarır.

ÖDP, tarım alanında sermayenin kârlılık kriterlerine göre değil, tarımsal yaşamın tüm unsurlarını, insanları, hayvanları, toprağı bir bütün olarak gören, tarımı bir yaşam biçimi olarak kabul eden, verimlilik ve ekolojiyi birlikte ele alan bir tarım dönüşüm programını üretir.

Doğanın tahribatına aldırmayan sanayi ve enerji politikalarına karşı çıkarak doğal kaynakları ve çevreyi koruyan, doğayla barışık politikaların savunuculuğunu yaparken, toplumsal bilinci bu doğrultuda yükseltmeyi amaçlayan politikaları hayata geçirir.

Fatsa, Ağılbaşı, Geçit, Hopa ve Bahadın belediyelerinin deneylerinden yola çıkarak, küreselleşmenin dayattığı yerelleşme politikalarına karşı yerinden yönetim anlayışını yerel kamu hizmetlerinin toplumsallaşması ekseninde başka bir yerel yönetimin varolabileceğini somut pratiklerle doğrular.

Önüne solun toplumsal yeniden inşasını koyar ve solun ideolojik, politik ve örgütsel yenilenmesinin ancak kapitalist küreselleşmenin yarattığı yoksulluk ve eşitsizliklere, savaşa, ekolojik tahribata ve ataerkilliğe karşı verilen mücadele ve direniş deneyimleri içerisinden gerçekleşebileceğini savunur.

Bugün sosyalist hareket açısından en önemli sorunu ciddi bir toplumsal muhalefet hareketinin yaratılamamasında görür ve toplumsal – siyasal mücadele bütünlüğünü gözeterek, toplumsal muhalefeti aşağıdan yukarıya yeniden inşa etmeyi ve toplumsal hareketler yaratmayı hedefler.

Sendikal hareketin yanı sıra, örgütsüz işçilerin, işsizlerin, emeklilerin, çiftçilerin, savaş karşıtı hareketin, gençliğin ve kadınların örgütlenmesine etkin bir biçimde katkıda bulunur. Bu örgütlenme ve hareketleri kendi özgül niteliklerini koruyarak ortak bir iktidar perspektifinde buluşturur. Emekten, ezilenlerden, demokrasi ve özgürlüklerden yana tüm kesimleri, tüm toplumsal muhalefet güçlerini ortak mücadele ve dayanışmaya davet eder.

YAŞASIN ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA
31 Ocak 2005, Ankara