2014 Yılı Bütçe Raporu

2011

Özgürlük ve Dayanışma Partisi Parti Meclisi Ekonomi Çalışma Grubu 2014 Yılı bütçe raporunu açıkladı.

10 Aralık tarihinde TBMM Genel Kurulu’na gelecek olan 2014 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’na ilişkin incelemelerin yer aldığı rapor şu değerlendirmeleri yaptı;

Bu bütçe halkın bütçesi değil!
AKP iktidarı siyasi ve ideolojik hedefleriyle bütçe ile milli gelirden kimlerin ne kadar pay alacağına, hangi alanlara ne kadar pay ayrılacağına, halktan toplanan vergilerin kimler için nerde ve ne için harcanacağına tek başına karar veriyor…

Yüzünü egemenlere, sırtını halka dönen AKP, 2014 yılı bütçesi ile bir kez daha sınıfsal tercihini ortaya koyuyor.

Önceki bütçeler gibi gelir eşitsizliği körükleniyor, adaletsizlik büyüyor. Halktan toplanan vergiler halka geri dönmüyor. AKP bütçede en ağır vergi yükünü dolaylı vergiler üzerinden emekçi halka yüklemeye devam ederken, karşılığında halk için ne bir kamu hizmeti üretiyor, ne de istihdam sağlayacak, yaşam kalitesini yükseltecek yatırımlar yapıyor.

AKP bütçe için topladığı gelirlerle ne mi yapıyor?

Kendi rejimini güçlendirmeyi hedefleyen alanlara harcıyor, savaşı, rantı, toplumsal yaşamın gericileştirilmesini finanse ediyor. Yani halka, ödediği vergiler karşılığında daha fazla sömürü, daha fazla yoksulluk; özgürlüğün toplumsal yaşamın dinselleştirilmesiyle sınırlandırıldığı bir gelecek sunuyor.

Tüm toplumsal iradeye rağmen yaşamı, savaş ve şiddetle iç içe gericilikle kuşatarak yeni baştan dizayn ediyor. Bunun finansmanını da bütçe aracılığıyla yapıyor, maliyetini tüm bu düzene direnen halka yüklüyor.

Bu bütçe halkın bütçesi değil!

Emekçiler, işçiler, gençler, kadınlar bu bütçede yok!

Sosyal haklar, kamu hizmetlerine erişim hakkı bu bütçede yok!

Eşitlik, özgürlük bu bütçede yok!

Halkın bütçesi ancak emekçi halkın ihtiyaç ve taleplerini dikkate alan, doğrudan emekçi sınıfların katılımıyla demokratik bir süreç içerisinde gerçekleşen, kamusal hizmetleri güçlendirmek, sosyal harcamaları arttırmak üzerine kurulan bir bütçe olmalıdır.

Bir avuç sömürücü zorba ve onun siyasi iktidarı AKP’nin düzeninde emekçiden, halktan yana bir bütçenin yapılması mümkün değildir.

AKP’nin bütçe ile de ortaya koyduğu emekçi halka karşı sürdürdüğü saldırının parçası olan zamlara, düşük ücretli çalıştırmaya, eğitimin ve sağlığın paralı hale getirilmesine karşı mücadelemizi büyüterek karşılık vereceğiz.

Emekçilerin ve emeğin Türkiye’sini bu mücadelemizle kuracağız.

Emekten ve Halktan Yana Bir Bütçe İçin;
Kamu hizmetlerinin eşit, ücretsiz, nitelikli ve herkese ulaşılabilir olması sağlanmalıdır.

Silahlanma, şiddet ve savaş politikalarına dayanan bütçe anlayışından vazgeçilmelidir. Askeri harcamalar denetim altına alınmalı, fon uygulamalarına son verilmelidir.

Kamuda reform adı altında gündeme getirilen yıkım yasaları geri çekilmelidir. Emekçilerin haklarını geliştirici gerçek bir reform için toplumsal katılım sağlanmalı, emekçilerin talepleri dikkate alınmalıdır.

Bütçe süreçleri de bu demokratik süreçle işletilmelidir. Sermayenin değil, halkın bütçesi oluşturulmalıdır.

Bütçe, gelir dağılımını bozucu değil, gelir dağılımındaki adaletsizliği giderici bir işleve sahip olmalıdır. Emekçiler üzerindeki vergi yükü azaltılmalı, Vergi kaçırmayı özen¬diren ve ödüllendiren, yüksek gelir gruplarının lehine olan vergi aflarına son verilmelidir.

Asgari ücret yoksulluk sınırı dikkate alınarak belirlenmeli ve vergiden muaf tutulmalıdır. Zenginlere servet vergisi uygulanmalı, finansal işlemler vergiye bağlanmalı, var olan işlem vergilerinin payı arttırılmalıdır.

Kayıt dışı ekonomi derhal kayıt altına alınmalı, kaçak işçi çalıştırma, vergi kaçırma gibi suçlara ağır yaptırımlar getirilmeli, vergi denetimi artırılmalıdır.

Eğitime ve sağlığa ayrılan bütçe payları toplumsal ihti¬yaçlar gözetilerek, herkesin eşit erişimini mümkün kılacak ve insan onuruna yakışır bir hayata denk düşen yatırımları arttırmaya yönelik yeniden düzenlenmelidir.

2014 Yılı Bütçesi’ne Bakış (Rapor özeti)

2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi yaklaşık 436,3 milyar liralık bir harcama ve 403,2  milyar liralık bir gelirin, 18,8 milyar liralık bir faiz dışı fazlanın hedeflendiği iktisadi ve siyasi bir belge ve ekonominin bütünü ve toplumsal sınıf ve kesimler üzerinde önemli etkilere neden olacak bir politika aracı niteliğindedir.

Bütçe, eşitlik ve özgürlükler konusundaki siyasal iktidarın duruşunun da bir özetini verdiğinden ekonomi-politik bir bakış açısıyla bir analizi gerektirmektedir.

Halkın kendisinin ve örgütlü temsilcilerinin katılımından uzak hazırlanan ve AKP’nin denetimine izin vermediği bütçe, işçinin, emekçinin, köylünün, emeklinin, yoksulun, kadının, çocuğun, gencin, bir bütün olarak toplumsal alanın büyük bir bölümünün dışlandığı bir bütçe olmaya devam etmektedir.

Reel ücretlerde 11 yılda yüzde 30’lara varan net kayıplara enflasyon ve zamları da ekleyerek yoksulluğu sürekli körükleyen AKP, dolaylı vergiler kanalıyla bütçenin en ağır vergi yükünü emekçilerin omuzlarına yüklemeye devam ediyor.

2013 yılının ilk dokuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre vergi gelirleri ise yüzde 18,8 artmış, 2014 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nda bu hedef yüzde 7 arttırılarak 348 milyar dolar olarak belirlenmiştir.

Gelir ve servet vergileri yerine dolaylı vergilerle bütçe finanse edilmekte, dolaylı vergilerin bugün toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 80’e yaklaşmıştır. Yapılan peş peşe zamlarla bu ağırlıklı yapı daha da körüklenmektedir.

2013 yılında seçim bütçesini şimdiden oluşturan AKP, 2014 yılındaki bütçe planlamasında rutinine dönerek kamu yatırımlarını birden bire düşürüyor.

AKP; kamu yatırımlarında 3. Köprü, 3. Havalimanı, Marmaray, Galataport ve Haliçport vb. rant projelerine eğitime ve sağlığa ayırdığı bütçenin 3 katı pay ayırıyor.

Emekçi, yoksul halk hala hastane kapılarında uzun kuyruklarda beklemeye devam ederken kamu-devlet el ele inşa edilen lüks sağlık kampüsleri yapılıyor, okul yetersizliğinden kalabalık sınıflara mahkum olan çocukların nitelikli eğitim hakkı yok edilirken İmam Hatip’lerin sayısı 10 yılda yüzde 60 artıyor!

Kamu sağlık harcamaları 2010 yılından 2012 yılına dek yüzde 5 düşmüştür. Bu dönem aralığında halkın kendi bütçesinden sağlık hizmeti alabilmek için yaptığı harcamalar ise yüzde 17 artmıştır.

Eğitimin ticarileştirilmesi uygulamaları ile eğitim sisteminin dinselleştirilmesi uygulamaları birbirine paralel olarak hayata geçmekte, AKP siyasi ve ideolojik hedefleriyle eğitim hayatını kendi stratejilerine göre yeniden dizayn etmektedir.

Devletin bir şirket gibi yönetilmesinin amaçlandığı yeni döneme uygun hayata geçirilen 4+4+4 sistemi, eğitimin her aşamasını paralı hale getirerek, gün geçtikçe yoksul ailelerin çocuklarını eğitim hayatından uzaklaştırmaktadır. Artık eğitim için halkın cebinden ödediği bedelin boyutunun yıllık 15 milyara dayanmıştır.

Neredeyse her yıl bütçede eğitime yeterli payı ayırdığını iddia eden AKP, AKP iktidara geldiğinde MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan payı yüzde 17 seviyesinden 2012 yılı itibariyle yüzde 6’lara kadar geriletmiştir.

AKP, halkın direniş gücüyle birlikte büyük oranda gerileyen hegemonyasını yeniden kazanmanın yolunu adeta ülke içinde sıkıyönetim ilan ederek, evlerin içlerini kadar denetlemeye varan yöntemlerle, ölçüsünü/sınırlarını insan yaşamına son vermenin de ötesine taşıyabildiği polis gücünde arıyor. İçinde bulunduğu siyasi krizin yanı sıra dış politikadaki çöküşünü de Ortadoğu’da sürdürdüğü işbirlikçi politikalarına “daha fazla savaş” çığırtkanlığı ve hesaplarıyla devam ediyor.

AKP’nin 2014 yılında içeride ve dışarıda sürdürülen savaş harcamalarının Gayri Safi Milli Hasıla içindeki payı yüzde 10 arttırılıyor.

AKP’nin sınıfsal tercihini ortaya koyan bütçe mantığı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini de arttıran bir etki yaratıyor.

Önceki bütçeler gibi 2014 yılı bütçesinde de kadınların ekonomik kaynaklara, kamusal hizmetlere, eğitime, sağlığa ve sosyal koruma haklarına eşitsiz erişimi göz ardı edilirken, AKP’nin gündeminde olan “Kadın İstihdam Paketi” ile de kadınlar üzerindeki yük oldukça ağırlaşıyor.

Rapora ulaşmak için tıklayınız